“Pelikan” tartışması yeniden kızıştı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlık’tan ayrılış sürecini başlatan Pelikan Bildirisi’nin yayımlanması siyasi iktidar cephesinde yaşanan hesaplaşmayı gün yüzüne çıkartmıştı. Ardından gerçekleşen 15 Temmuz Darbe Girişimi bu hesaplaşmayı bir süreliğine arka plana atsa da başkanlık sistemi tartışmaları ile birlikte kavga tekrar alevlendi.

Etyen Mahçupyan bu şiddetli tartışmaların önemli isimlerinden biridir. Davutoğlu’nun danışmanlığını da yapan Mahçupyan, Karar gazetesinde bu tartışmayla ilgili birçok yazı kaleme aldı. 19 Ocak 2017 yayımlanan “AK Parti’nin seviyesi bu mu?” başlıklı yazısı en çarpıcılarından biri oldu. “Yandaşlık yozlaştırıyor… Mutlak yandaşlık ise mutlak anlamda yozlaştırıyor” sözleriyle başladığı ve bitirdiği yazısında Güneş gazetesinin kendisiyle ilgili yayımladığı haberi eleştirdi. Haberin akıl ve mantıktan uzak olduğunu söyleyen Mahçupyan, asıl sorunun, haberin (kendisinin tabiriyle manipülasyonun) zamanlaması ve amacı olduğunun altını çizdi.

“Cevap basit: Referanduma giderken, kendilerine sadece bu tür bir ‘yayıncılık’ sayesinde kariyer üretebileceklerini sanan kişilerin ‘yandaş’ medyadan beklenen işlevleri yerine getirmeye çalışması. AK Parti içindeki çoğulculuğa tahammül edemeyen bir anlayışın epeyce müptezelleşerek medya düzlemine yansıması… Reis’in paçasına tutunmanın ötesinde maharet gösteremeyen aparaçiklerin, yaltaklanmaktan başka marifet bilmeyen amigoların, kendilerine tetikçilikten başka uygun iş bulamayan taşeronların seviyesi malum… Ama artık AK Partililerin kendilerine ‘bizim seviyemiz bu mu?’ diye sorması gerekmiyor mu?

Bu pespayeliği içinize sindirebiliyor musunuz? Sessiz kalmanın yükünü bütün hayatınız boyunca yüreğinizin üzerinde kara bir gölge olarak taşıyacağınızı ve bunu herkesin göreceğini bilmiyor musunuz? Hasbelkader AK Parti yönetiminde bulunmakta olanlar da kenara yazsınlar…”

Arınçın öfkesi

“(…) İşte bu troller, troliçeler ortaya bir şeyler atmaya başladılar. Ahlak sınırlarını aşan, terbiyesizce, sayın Davutoğlu’nu itham eden pelikan, penguen her neyse dosyaları açıklanmaya başlandı.” Haziran 2016 tarihinde söylenmiş bu sözler Bülent Arınç’ı bu tartışmaya katılan ve hatta tartışmanın şiddetlenmesine neden olan isimlerin başında olmasına yol açtı.

Bugüne geldiğimizde ise, Arınç, Milat gazetesinin yazarı Serdar Arseven’in 21 Ocak 2017 tarihli “Bülent Arınç Reis’ten helallik istedi” başlıklı yazısına sosyal medya üzerinden cevap verdi. Arseven’in yazısına konu ettiği mektubun altı ay öncesine ait olduğunu, 21 Temmuz 2016’da, Twitter hesabından paylaştığını ve mektubun içeriğinde “özür” olmadığını ifade eden Arınç, bu yazının doğurduğu sonucu şu sözlerle özetliyor:

“Rezil olan bir yazar, o yazarın rezil ettiği bir gazete ve aldatılmış okurlar !”

Arınç bu yazının yayımlanmasının ardından Twitter’da dönen “Reis affetse Biz Affetmiyoruz” etiketiyle paylaşılan yazılara da dikkat çekiyor. (Açıklamanın tamamını burada bulabilirsiniz)

Taşgetirenin isyanı

Tartışmaya katılan bir diğer isim ise Star gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren oldu. Yazısına “Boşuna kimse tetikçiliğe, trollüğe, troliçeliğe soyunmasın” sözleriyle başlayan Taşgetiren,

“ ‘İslamcılar’ üzerine spekülasyonlara başlayanlar da bana sadece ‘Dinime dahleyleyen bari müselman olsa’ deyişini hatırlatıyor. Fuat Uğur Yeni Şafak’ı, yıllardır Cumhurbaşkanı’nın konuşma metinlerini yazan Aydın Ünal’ı yargılıyor. Pes artık. Bunların, bir referandum öncesinde güya Tayyip Bey’i savunma sadedinde devreye sokulmasını da anlamak mümkün değil. Tayip Bey’in tabii dünyasında ayrışmalar oluşturmak kimin işine yarar ve bunlar hangi mahfillerde üretiliyor, anlamak mümkün değil.”

Her zaman doğru bildiğini söylediği belirten Taşgetiren, yazısını şu şekilde bitirdi: “‘Yazmayın’ derlerse yazmayız. Ama ‘Eleştiri’ de olsa, Tayyip Bey için yazılması faydalı. Hatta benden geçin, karşıt konumda olanların bile yazması faydalı.”

Gazetecilikten geriye ne kaldı?

Anadolu Ajansı eski Genel Müdürü ve Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk de iktidar cephesinde yaşanan bu tartışmalara “Gazetecilikten geride kalan” başlıklı yazısıyla dahil oldu. Mevcut medya düzenini eleştirdi ve gazeteciliğin “hiç bu kadar seviye kaybetmediğini” şu sözlerle ifade etti:

“Gazete manşetleri hiç bu kadar ciddiyetsiz olmamıştı. Yayın yönetmenlerinin kalibresi hiç bu kadar düşmemişti. Köşe yazarlığı hiç bu kadar ucuzlamamıştı. Ve haberin değeri hiç bu kadar yerlerde sürünmemişti. Artık gazeteci ya da köşe yazarı olmak isteyenler yayın yönetmenlerinin imtihanından geçmiyor, Siyasilerin torpilini arıyorlar.”

“Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğim” sözleriyle yazmaya devam edeceğini belirten Öztürk yazısını “’kuş’ kadar beyni olmayan, yeni yetme yayın yönetmenleri, köşe yazarları, tv yorumcuları” olarak tanımladığı gruba yönelik şu sözlerle yazısı bitiriyor.

“Ne hazindir ki, bu kifayetsiz muhterisler ve lejyonerler bunları yaparken, siyasilerin arkasına saklanıyorlar, iktidarın gölgesinde kaybolmaya çalışıyorlar. Sanki ‘Reis’ tüm bunların yapılmasının emrini vermiş gibi, her şeyi ona fatura ediyorlar. Sonra da devletin uçaklarında, “gücü buradan alıyoruz” pozları veriyorlar. Oysa bu seviyesizlikten, bu ahlaksızlıktan herkes gibi, devletin üst makamları da rahatsız sanırım. Ancak neden bir şey yapmıyorlar, bunu bilmiyorum.”

 

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus