Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, 621. haftada Galatasaray Meydanı’nda Rıdvan Karakoç için adalet istedi.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.
621. hafta buluşmasında Rıdvan Karakoç için adalet talep edildi.
15 Şubat 1995’te İstanbul’da gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbetini soran aileler, hayatını kaybeden Asiye Karakoç’u da andı. Aileler referandumda “Hayır” oyu kullanacaklarını da açıkladı.
Karakoç ailesi adına Hasan Karakoç konuştu:
“22 yıldır buradayız. Karşımızdaki kör, sağır bir duvar gibi. Benim ağabeyimi, bizlerinin kardeşini, oğullarını insanlık dışı bir vahşetle katlettiler. Biz şanslıyız ki cenazemizi bulabildik. Buradaki ailelerin böyle bir şansı bile olmayanlar var. Dönemin başbakanı bizimle konuştu ve faillerin bulunacağı sözünü verdi. Bizi kandırmış. Bu sadece bizim duygularımızla oynamaktı. 22 yıldır bu mücadeleyi veriyoruz. 22 yıl sonrada kayıplarımız, failleri bulunmadıkça burada olacağız. Devlet katilleri saklıyor. Ben buradan söylüyorum, bana bir ağabey, kardeş, yoldaş borçlular. Alacağımız var. Bizlerin gençliğini, ömrünü aldılar. Asla vazgeçmeyeceğiz ve pes etmeyeceğiz. Yalvarmayacağız. Yarınki nesiller için dik duracağız. Elimizden ne geliyorsa yapacağız.”
Rıdvan Karakoç nasıl kaybedildi?
Karakoç hakkında 1994’te gözaltına alınan bir kişinin ifadesi doğrultusunda hakkında önce yakalama kararı çıkartıldı. Sonra, arama kararı gıyabi tutuklama kararına çevrildi.
Beyanlara göre Rıdvan Karakoç’u arayan polis, ailesinin evini abluka altında tutuyordu. Sık sık evi basan polisler aileye, “Rıdvan gelip teslim olmazsa biz bulur öldürürüz!” dedi.
Evine gidemeyen Rıdvan Karakoç, ailesi ve avukatı ile düzenli olarak haberleşiyordu. Bu haberleşme 15 Şubat 1995’ten sonra kesildi. Aynı tarihte Karakoç ailesinin evindeki polis ablukası da kalktı ve ev baskınları son buldu.
Rıdvan’ı arayan Karakoç Ailesi, tüm mercilere başvuru yaptı ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkar edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları üç ay boyunca “Bizde yok” cevabını verdi.
Gözaltında kaybedilen oğulları Hasan’ı arayan Ocak Ailesi, 1995 Mayıs ayında Beykoz Savcılığı’ndaki dosyalar arasında tesadüfen Rıdvan’ın işkence görmüş cansız bedeninin fotoğrafını buldu. Böylece işkence ile öldürülmüş Rıdvan Karakoç’un bedeninin 2 Mart 1995’te Beykoz’da ormanlık alana atıldığı gerçeği açığa çıktı. Onun gözaltına alındığını gösteren işaretler, polisin işkence yöntemlerinin uygulandığına dair izler olmasına rağmen, Rıdvan’ın cansız bedeni “kimliği meçhul kişi” olarak gizlice Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildi.
3 Haziran 1995 tarihinde Rıdvan’ın mezarına ulaşan Karakoç Ailesi onu bulunduğu yerden alarak Gazi Mahallesi Mezarlığı’na tekrar defnetti.
Karakoç Ailesinin etkin soruşturma yapılarak hakikatin açığa çıkartılması ve faillerin yargılanması talebi 22 yıldır karşılıksız kaldı. Beykoz Savcılığı’nın açtığı 1995/805 esas sayılı soruşturma dosyasında, rutin yazışmalar dışında hiçbir işlem yapılmadı.
Rıdvan Karakoç kaybedildiğinde; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay’dı. İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’di. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’dı. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu’ydu. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe’ydi. Başbakan Tansu Çiller’di. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’di.








