İSTANBUL (Medyascope, AGOS) – 18. Uluslararası Hrant Dink Ödülü, Türkiye’den doğa ve yaşam savunucusu Süheyla Doğan ile Filistinli hukukçu ve insan hakları savunucusu Raji Sourani’ye verildi. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen törende barış, adalet ve insan hakları vurgusu öne çıktı.

Uluslararası Hrant Dink Ödülü, Kazdağları başta olmak üzere doğal ve kültürel varlıkların korunması için yürüttüğü mücadele nedeniyle Süheyla Doğan’a; Filistin’de, özellikle Gazze’de insan hakları ihlallerini belgelemeyi sürdürmesi ve hukukun üstünlüğünü savunması nedeniyle Raji Sourani’ye verildi.
Doğan’ın ödül gerekçesinde, Kazdağları ve çevresindeki doğal ve kültürel varlıkların korunması için verdiği mücadeleye, kadınların insan hakları için yürüttüğü çalışmalara ve ekokırım projelerine karşı sürdürdüğü mücadeleye dikkat çekildi.
Filistinli hukukçu Raji Sourani ise Gazze’de insan hakları ihlallerinin belgelenmesinin fiilen imkânsız hale geldiği koşullarda çalışmalarını sürdürmesi nedeniyle ödüle layık görüldü. Sourani’nin tehdit ve tecride rağmen hukukun üstünlüğünü ve adaleti savunması, savaştan etkilenen insanların onurunu merkeze alması ve cezasızlığa karşı hukukun hâlâ bir yol olabileceğini göstermesi ödül gerekçesinde yer aldı.
Rakel Dink: “Barış, barış, barış diyeceğiz”
Şebnem Hassanisoughi’nin sunuculuğunu yaptığı törende Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink, vakıf adına katılımcılara seslendi.
Rakel Dink, konuşmasında barış ve adalet için verilen mücadelenin önemine dikkat çekerek “Her ne kadar umutsuz da olsa, yorucu da olsa, bıkkınlık da uyandırsa, barış, barış, barış diyeceğiz” dedi.
Adaletin yaralı ve kırılmış insanların iyileşmesinde önemli bir rol oynadığını belirten Dink, konuşmasını “Işık doğar, karanlık dağılır” sözleriyle tamamladı.
Rakel Dink’in konuşması için tıklayınız.
Tûba Çandar: “İyileşmenin yolu birbirimize dokunmaktan geçecekti”
Törende Hrant Dink’in biyografisinin yazarı Tûba Çandar da konuşma yaptı. Çandar, Dink’in insanlarla kurduğu doğrudan ilişkiye ve “şifacı” yönüne vurgu yaptı.
Çandar, Hrant Dink’in insanlara dokunarak konuştuğunu ve bu temasın insanları dönüştürdüğünü belirterek, geçmişle yüzleşmenin yolunun birbirini anlamaktan ve kabul etmekten geçtiğini söyledi.
Tûba Çandar’ın konuşması için tıklayınız.
Süheyla Doğan: “Umuttan başka şansımız yok”
2026 Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan, konuşmasında umudun önemine vurgu yaptı. Doğan, eşitlikçi, adil, laik ve ekolojik bir yaşam için mücadele etmeyi sürdüreceğini söyledi.
Doğan, “Umuttan başka şansımız olmadığını ve güzel günlerin geleceğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Süheyla Doğan’ın konuşmasının tamamı için tıklayınız.
Raji Sourani ödülünü hayatta kalanlara adadı
Raji Sourani ise ödülü yalnızca kendisine ait görmediğini belirterek ödülü, yaşamlarının en acı anlarını anlatarak tanıklıklarını paylaşan mağdurlara ve hayatta kalanlara adadı.
Sourani ayrıca gazeteciler, doktorlar, insani yardım çalışanları ve kurtarma ekipleri başta olmak üzere Filistin toplumunun farklı kesimlerini andı. Uluslararası hukukun milliyet, ten rengi ya da ırk ayrımı yapılmaksızın herkesi eşit biçimde koruması gerektiğini savunanların da bu ödülün parçası olduğunu söyledi.
Raji Sourani’nin yaptığı konuşmanın tamamı için tıklayınız.
2026’nın “Işıklar”ı da tanıtıldı
Törende, Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerinde insan hakları, demokrasi, ekoloji ve adalet alanlarında mücadele eden kişi ve girişimlerin anlatıldığı “Işıklar” videoları da gösterildi.
Bu yılın “Işıklar”ı arasında kadın cinayetleri, ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele edenler; zorla kaybedilenler için hakikat arayanlar; ekolojik hak savunucuları; sömürgecilik ve savaş suçlarıyla hesaplaşma talep edenler; emek ve göçmen hakları için çalışanlar ile gençlik öncülüğündeki demokrasi hareketleri yer aldı.
Gecede Maral Ayvaz, Ari Barokas, Anna Sara Poghosyan, Raffi Hayra ve Sasa Serap da sahne aldı.
2009’dan bu yana Hrant Dink Ödülü törenleri için hazırlanan özgün videoların konseptini Ümit Kıvanç hazırlıyor. Videoların seslendirmelerini ise Mahir Günşiray ve Eric Nazarian yapıyor.
Ödül jürisinde 11 isim yer aldı
2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü jürisinde geçen yılın ödül sahipleri Bülent Şık ve Helena Maleno Garzon’un yanı sıra Bonita Bennett, Asena Günal, Cemal Kafadar, Fariba Nawa, Kalypso Nicolaidis, Berkun Oya, Feray Salman, Naira Sultanyan ve Rakel Dink yer aldı.
Daha önce ödül verilen isimler
Uluslararası Hrant Dink Ödülleri, 2025’te gıda güvenliği ve çevre sağlığı araştırmacısı, kamuoyundan gizlenen kanserojen madde verilerini açıkladığı için yargılanan Bülent Şık‘a ve Avrupa sınırlarında göçmenlerin hayatını ve haklarını savunmak için çalışan insan hakları savunucusu İspanya’dan Helena Maleno Garzón‘a, 2024’te kadına yönelik şiddetle mücadelede uzun yıllardır çalışan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na ve Sierra Leone’de kadın genital mutilasyonuna karşı mücadele eden Rugiatu Neneh Turay‘a, 2023’te bağımsız radyo kanalı Açık Radyo‘ya ve Kolombiya’da insan hakları ve ekolojik haklar için mücadele eden José Alvear Restrepo Avukatlar Kolektifi‘ne, 2022’de insan hakları örgütü Türkiye İnsan Hakları Vakfı‘na ve Afganistan’dan kadın hakları savunucusu Shaharzad Akbar‘a, 2021’de kadın hakları savunucusu, avukat Canan Arın‘a ve Filipinler’den gazeteci Maria Ressa‘ya, 2020’de insan hakları aktivisti Osman Kavala‘ya ve Mısır’da kadın hakları aktivisti Mozn Hassan‘a, 2019’da kadın hakları aktivisti Nebahat Akkoç‘a, Hindistan’da insan hakları ve çevre hakları aktivisti Agnes Kharshiing‘e, 2018’de geçmişle yüzleşme ve diyalog odaklı çalışmalar yürüten insan hakları aktivisti Murat Çelikkan‘a ve Yemen’de insan haklarını savunmak ve korumak için mücadele eden Mwatana İnsan Hakları Örgütü‘ne, 2017’de insan hakları ihlallerini hem Türkiye’nin hem de uluslararası toplumun gündemine taşıyan avukat Eren Keskin‘e ve eserleriyle tüm dünyada yaşanan eşitsizliklere dikkat çeken Çinli sanatçı Ai Weiwei‘ye, 2016’da Malavi’de çocukların insan hakları üzerine çalışan kabile reisi Theresa Kachindamoto ve insan hakları ve hukukun üstünlüğü için mücadele eden Diyarbakır Barosu‘na, 2015’te Suudi Arabistan’dan kadın hakları savunucu Samar Badawi’ye ve LGBT hakları için mücadele eden KAOS GL‘ye, 2014’te adli tıp uzmanı ve insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı‘ya ve İngiltere’de anti nükleer aktivisti Angie Zelter‘e, 2013’te insan hakları savunucusu Sırbistan’dan Nataša Kandic‘e ve gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri / İnsanları‘na, 2012’de yazar İsmail Beşikçi‘ye ve Rusya’da insan hakları örgütü Uluslararası ‘Memorial’ Topluluğu‘na, 2011’de gazeteci, yazar Ahmet Altan‘a ve gazeteci, Meksika’dan insan hakları savunucusu Lydia Cacho‘ya, 2010’da Türkiye Vicdani Ret Hareketi‘ne ve İspanya’dan hukukçu Baltasar Garzón‘a, 2009’da gazeteci, yazar Alper Görmüş‘e ve gazeteci, İsrailli gazeteci ve yazar Amira Hass‘a verildi.








