Erdoğan’a karşı Gül planı: Start bugün mü verildi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yayına hazırlayan: Şükran Şençekiçer

Merhaba, iyi günler. Evet, bir süredir tatildeyim. Ve erken seçim kararı alınmış olmasına rağmen herhangi bir yorum yapmadım. Tatilimi bozmak istemedim. Ama bugün yaşanan olayların ışığında artık bir şeyler söylemem gerektiğini düşündüm. Çünkü İYİ Parti’ye 15 CHP milletvekilinin geçmesi bana göre bir sürecin, yeni bir sürecin başlangıcı. Bu süreç de sadece İYİ Parti’nin seçimlere girebilmesine imkân sağlamaktan ibaret değil. Daha ötesinde birtakım işbirliklerinin olduğu kanısındayım. Burada İYİ Parti’yle CHP’nin ve hatta daha sonra da Saadet Partisi’nin bu sürece girebileceğini düşünüyorum. Tabii ki öncelikle İYİ Parti’nin YSK tarafından seçime sokulmama ihtimalini bertaraf etme yönü vardı. Ve ilk “15 milletvekili geçti” açıklaması bu şekilde değerlendirildi. Ve demokrasiye katkı olarak görüldü. Ama gördüğümüz gibi bu olay sadece bundan ibaret değil. Nitekim YSK da hemen bu haberin ardından yaptığı açıklamada İYİ Parti’nin seçimlere zaten katılabileceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu planı

Peki burada başka ne amaçlanıyor olabilir? Şunu unutmayalım: İYİ Parti yirmi milletvekili olunca, Meral Akşener’in adaylığı için yüz bin imza ihtiyacı duymayacak. Bu milletvekillerinin başvurusuyla tek başına aday olabilecek. Böyle bir kolaylık da sağlıyor 15 kişinin İYİ Parti’ye geçmiş olması. Ama bana göre bunun da ötesinde birtakım hesaplamalar olabilir. Bu hesaplamalar, kısacası Abdullah Gül’ün Erdoğan’ın karşısına cumhurbaşkanı adayı olarak çıkartılması olacak diye düşünüyorum. Ve burada CHP’nin ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun önemli bir rol oynadığı kanısındayım. Zaten hatırlanacaktır, Kılıçdaroğlu daha referandumun ardından sürekli olarak Abdullah Gül’ün adını telaffuz etti, bunun sürekli altını çizdi.

İYİ Parti-SP ittifakı

Peki ne olabilir? Meral Akşener adaylığını çok erken açıklayan isimlerden birisiydi. Ama bu aşamada muhtemelen, hep zaten söz konusu olan İYİ Parti-Saadet Partisi ittifakının açıklanmasını bu hafta içerisinde görebiliriz. Çünkü zaten fazla vakit de yok. Ve Saadet Partisi’nin Abdullah Gül’ü aday göstermesi ihtimalinin öteden beri dile getirilmiş olduğunu da aklımızda tutarsak, İYİ Parti-Saadet Partisi ittifakı 20 milletvekilinin oyuyla pekâlâ Abdullah Gül’ü aday gösterebilir. Ve buna CHP de anladığım kadarıyla çok sıcak bakar.
Bu adımın da büyük ihtimalle Abdullah Gül’ün adaylığının önünü açmak için atıldığı kanısındayım. Abdullah Gül bunu kabul eder mi? Bir kere burada birçok faktör söz konusu olacak. Birincisi Meral Akşener’in kendi adaylığından feragat edecek olması. İkincisi, işin içerisinde Saadet Partisi’nin de girecek olması. Ve ardından ikinci turda –tabii cumhurbaşkanı seçimleri eğer ikinci tura kalırsa– CHP seçmeninin de önemli bir kısmının Tayyip Erdoğan’ın karşısında Abdullah Gül’e oy verecek olması.

Kılıçdaroğlu ve Akşener’in dezavantajları

Tabii burada akla gelen başka bir seçenek, “Niye muhalefet Meral Akşener’in ya da Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı üzerinde birleşmiyor da Abdullah Gül gibi bir seçenek arıyor?” sorusu haklı olarak gelecek. Burada iki boyut var. Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı, ikinci tura kalması durumunda milliyetçi/muhafazakâr seçmenden oy alma ihtimali düşüyor. Meral Akşener’in aday olarak ikinci tura kalması durumunda da özellikle Kürt seçmenden oy alma ihtimali düşüyor. Bu iki durumda da –her iki aday da eğer ikinci tura kalırsa tabii– Erdoğan’ın işini kolaylaştırıyor. Anladığım kadarıyla burada Abdullah Gül, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin ortak adayı olarak seçime girer ve ikinci tura kalırsa birtakım öfkeli CHP’lilerin oyunu almayabilir ama, ikinci turda Kürt seçmenin önemli bir kısmının oyunu Erdoğan’a karşı, özellikle son dönemde yaşananlardan sonra alabilir. Böyle bir hesabın, böyle bir planlamanın olduğunu düşünüyorum. Böyle bir ihtimalin olduğunu düşünüyorum. Elimde bir bilgi yok. Ancak bu olayın, 15 milletvekilinin geçişinin sadece İYİ Parti’nin Meclis seçimlerine girmesini kolaylaştırma hamlesi olmadığı kanısındayım. Buradan hızlı bir şekilde çok önemli gelişmelerin yaşanacağını ve bir yerde Abdullah Gül’ün bir şekilde devreye gireceğini ya da devreye girmek zorunda kalacağını düşünüyorum.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus