Çeçenistan’ın şaşırtıcı Suriye müdahalesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ORIENT XXI’de 10 Mayıs 2018’de yayınlanan Régis Genté imzalı haber analizi Oğul Tuna çevirdi.

Ramazan Kadirov’un Çeçenistan’ı, Suriye’de hayli etkin: Arabuluculuk, imar faaliyetleri, insanî yardım… İki yüzyıl boyunca Rus sömürgeciliğine karşı mücadelenin çoğunlukla dinî bir seferberlik hâlini aldığı Kuzey Kafkasya cumhuriyetinin başındaki Kadirov’un bu faaliyetleri Kremlin’e hizmet görevi görürken; aynı zamanda kendisini İslam’ın muhafızı olarak konumlandırmasında yardımcı oluyor.
2014’te Ukrayna’nın doğusunda patlak veren çatışmada olduğu gibi Çeçen lider Ramazan Kadirov, Moskova Ortadoğu’ya inmeye karar verdiğinden beri imkanlarını Kremlin’in emrine sundu. Öncelikle Suriye’de, daha sınırlı şekilde Libya’da da Moskova’nın yanındaydı. Kuzey Kafkasya uzmanı Ahmet Yarlykapov’a göre, “Bir yandan Kadirov, Kremlin’e kendisine siyasal açıdan duyulan ihtiyacın yararlı olduğunu gösterme hevesinde. Öbür yandan bu konuya — Moskova’nın, Kremlin ya da Savunma Bakanlığı’nın mesela, benimsediği — temkinli yaklaşım, Çeçen liderin bazılarının gözünde çok güçlü olduğunu ve açıktan kendi oyununu oynadığı görüntüsünü veriyor.”

Müslümanların dostu

Henüz 2008 senesinde, Rus-Gürcü savaşının başlangıcında Kadirov, “kadirovtsi”lerini (güvenlik güçleri) “barış gücü” olarak Vladimir Putin’in hizmetine sunmayı teklif etmişti. Halbuki bu güvenlik güçleri, 1999’da başlayan İkinci Çeçen Savaşı’nda işkence, görevi suiistimal, adam kaçırma gibi eylemlerle kötü bir şöhret sahibi olmuştu. Kremlin bu teklifi cevapsız bırakmıştı. Ancak 7 Ağustos 2008’de girdiği Güney Kafkasya’da Çeçenlere tekrar başvurdu: Rus Savunma Bakanlığı’nın komutasına aldığı Çeçen Zapad ve Vostok taburlarını, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’yi devirmek için kullandı. Böylece Gürcistan macerası; Moskova’nın Çeçenlere bazı durumlarda tamamlayıcı bir rol ihtiyacı duyabileceğini ve Kadirov’un, kendi kartlarını oynamaya devam etmesiyle beraber, hâmisiyle iyi bir partner olmanın kârlı olabileceğini ortaya koydu.
“Ramazan Kadirov, Rusya Eylül 2015’te Suriye’de askerî olarak sahaya iner inmez, Ortadoğu’daki bu durumdan yararlanmak istedi. Öncelikle kendisini Müslümanların savunucusu olarak sundu. Böylece Çeçenistan’da iyi Müslüman rolüne bürünmesini sağladı. Artık İslamcıları, kendi rejimine karşı çıkanaları ve onu Rus sömürgeciliği olarak gören herkesi “kötü Müslümanlar” olarak niteleyebilecekti. Ayrıca, en önemlisi, Kadirov Kremlin’in Müslümanların dostu gibi görünmesine yardım etti. Bunun için de mesela, 2017 Eylül’ünde Myanmar Müslümanları Rohingyaların katliamına karşı ses yükseltti” diyor Moskova’daki İktisat Yüksek Okulu’nda Ortadoğu uzmanı olan Grigoriy Loukyanov. Bu hususta Kadirov büyük oynuyor.
Aslında, Kadirov’un babası Kuzey Kafkas Cumhuriyeti müftüsü Ahmed Kadirov, “Birinci Çeçen Savaşı”nda (1994-1996) Ruslara karşı cihada katılmış ve her bir Çeçen’in mümkün olduğunca Rus öldürmesini salık vermişti. Ancak 1999’da Putin’in yeniden fitilini ateşlediği “İkinci Savaş”ın başında Rus tarafına geçti. Bu seçimini, Vehhabîlerin yükselişinin kendisini mecbur kılmasıyla açıkladı. Oğlu Ramazan daha düşük makamlara geçerek devletin yönetimini ele geçirmesinde yardımcı oldu. Babasının 2004’te suikasta uğramasıyla birlikte Ramazan, Putin’in istemesiyle devletin başına geçti. Böylelikle iki adam arasında şahsî bir (siyasal) ilişki kurulmuş oldu.
Çeçenler, Sovyetlerin çöküşüyle gerçekleşen iki ayrılıkçı çatışma sonucunda nüfusunun yüzde 10 ila 20’sini kaybeden bir milyonluk Sünni bir topluluk. Kadirovlardaki bu yön değişikliği, pek çok Çeçen’in gözünde onların hain olarak damgalanmasına yol açtı. Kafkasların Ruslarca iki yüzyıl önceki fethinden bu yana olduğu gibi, din adamları Arap yarımadasından ihraç edilen İslamî kaynaklara karşı seferber edildi. Marlène Laruelle’e göre1 Ramazan Kadirov, halkının itirazlarına son vermek için “Körfez ülkelerinden ilham alan katı İslam ve (…) geleneksel Çeçen İslamını karıştıran; “sömürgecilik karşıtı söylem”i “Çeçenleri Putin’in zaferlerinin sancaktarı yapan, Rus taraftarı ve vatansever bir ideoloji”ye dönüştüren bir siyaset izliyor.

Suriye Cephesi

2016 Aralık’ında Halep düştü. Beşşar Esed’in muhaliflerin ordusuna karşı kazandığı bu zafer, özellikle Rus hava kuvvetlerinin ve İran kara kuvvetlerinin veya Tahran tarafından desteklenen güçlerin müdahalesiyle mümkün oldu. Ancak bu tarihten sonra Çeçenlerin Suriye’ye dahlinden söz edebildik. Yeniden fethedilen Halep’te öncelikle polis devriyelerini gördük. Kuzey Kafkasya’dan gelen İnguş, Kabardey, Dağıstanlı gibi diğer uyruklardan müteşekkil savaşçıların içinden çıkan diğer yetkililere işte bu “çatışmasızlık bölgeleri” emanet ediliyor. Ayrıca binlerce Kuzey Kafkasyalı hemşehrileri 2011’den sonra Irak ve Suriye’de IŞİD ya da El-Kaide saflarına çoktan katılmışlardı. “Ramazan Kadirov için önemli olan tek şey Kremlin’in hizmetine girmek ve böylece kötü Müslümanlara, yani teröristlere karşı savaşarak barışa katkıda bulunmak değil. Aynı zamanda bu şekilde kendi ordusunu formda tutmayı sağlayacak. Aynı zamanda bu şekilde, çevresindekilerin bana ifade ettiği üzere, Kadirov sahadaki adamlarının mevkilerini sürekli değiştirebiliyor. Peki neden? Çünkü Kadirov, Putin’den sonrasını düşünüyor. Putin sonrası Kremlin’den aynı desteği alabileceğinden emin değil ve onun için işler daha kötü hâle gelebilir” diyor, konunun hassasiyeti dolayısıyla ismini vermek istemeyen bir Rus uzman.

putin-kadirov-1200x545_c

Çeşitli Rus basın kaynaklarına göre Kadirov askerî eğitim merkezi kurmak için de Moskova’yı ikna etti. Gudermes’te inşa edilen bu merkez; Çeçenistan liderinin ikametgâhının yakınlarında, Ahmed Kadirov Vakfı’na bağlı Master Çok Amaçlı Spor Merkezi’nin 500 hektarlık arazisinde kuruldu. Ramazan Kadirov’un yardımcılarından Daniil Martynov’a göre, merkezdeki eğitmenlerin hepsi Rus Seçkin Birliklerinden (Alfa, Vympel ve GRU — Baş İstihbarat İdaresi) eski askerler. Mevzubahis merkezde eğitilmiş ilk Çeçen polis müfrezesi Aralık 2016’da Suriye’ye gitti.
Çeçenlerin bölgedeki müdahalesi sonradan çeşitlendi. Savaştan sonra ülkenin yeniden imar edilmesi meselesi vardı ve bundan öte, Halep’teki veya Humus’taki camiilerin Çeçenler tarafından yeniden inşa edileceği duyurulmuştu. Bu imar projesi yalnızca bir yanıltmaca mı? İlerde göreceğiz. Fakat inaa faaliyeti Ramazan Kadirov’un Suriye halkına desteğini gösterme biçimi bakımından bir şeyler söylüyor. Ahmet Yarlykapov’a göre, “Camiilerin yeniden inşası, Rusların Kadirov’a bıraktığı bir tür piyasa. Böylece Kremlin Müslümanları yanına çekebilecek bir politika izliyor. Aslında bu siyaset, Rusya Federasyonu’nun içindeki diğer bölgelerde Çeçenlerin camii inşa etmesine izin vererek izlediği politikanın devamı. Ve Ramazan’la devletinin Rusya Müslümanları gözünde çizdiği imajı düşünürsek, başarılı bir politika.” Çeçenistan’daki imar faaliyetleriyle büyük Ahmed Kadirov Vakfı uğraşıyor. Vakıf, Çeçenlerin maaşlarından %10 ila 30 oranında toplanan gayri resmî vergilerle ve ülkede faaliyet gösteren şirketlerin kârlarının %50’siyle finanse ediliyor.
Aynı vakıf, Suriye’de Ocak 2018’den beri insanî yardım dağıtımıyla da uğraşıyor. Ramazan Kadirov’un, Çeçen Millî Televizyonunca tekrar alt edilen sosyal medyada tekrarladığı üzere, Grozni’nin Suriyeli kardeşlerine sağladığı yardım, uluslararası örgütlerinkinden çok daha fazla. 28 Mart’ta Mylistory isimli sosyal platformda mesaj paylaşan Çeçen lider, “Rus güçleriyle birlikte, Doğu Guta’nın sınır hattındaki 700 mülteciye gıda ve su yardımı yapılarak” Suriye’de “daha önce benzeri görülmemiş bir insanî faaliyette bulunulduğunu” ifade etti. Gerçekte bu yardım, Birleşmiş Milletlerin 7,6 milyon personeli ve diğer onlarca yardım örgütüyle kıyaslanınca oldukça mütevazı kalıyor. Amerikalı fact-checking sitesi Polygraph.info, Voice of America (VOA) ve Radio Free Europe/Radio Liberty’nin açıkladığı üzere Çeçenlerin yardımı Suriye’de Müslümanlardan başkasına ulaşmıyor. Kadirov’un Ortadoğu ve Kuzey Afrika özel temsilcisi Ziyad Sabsabi’nin belirttiği üzere “En önemli [yardımlarda bulunduğumuz] zaman Ramazan ve Kurban Bayramları oluyor.” Bu dönemlerde elli bin Suriyeliye beş yüz bin erzak kolisi ve on bin hayvan dağıtılıyor.

Diplomatik temsilcilikler

Çeçenler aynı zamanda sessiz diplomasi saflarını da dolduruyorlar. Özellikle de Libya’da. Federal Meclis’te milletvekili olan Adam Delikhanov 2016 yılında, Libya petrolünün ticaretini yasadışı şekilde yapmakla suçlanan Rus denizcileri kurtarma müzakereleri için defalarca Trablus’a gitti. Ama tüm ilişkiler bununla sınırlı kalmıyor. “Libya muhaliflerini Moskova’da bir araya getirmek her zaman kolay olmuyor. İşte bu yüzden, kimi zaman Grozni’de toplanılıyor. Çünkü Çeçenler, 19. yüzyıldan itibaren Ortadoğu’ya yerleşen Kuzey Kafkas diasporası sayesinde bölgeyle sağlam bağlar kurdu. Bu bağlar bazen ticaretle, bazen de dinî teatilerle ‘restore ediliyor’. Unutmayalım, Ahmed Kadirov Ürdün’de eğitim aldı ve Çeçenistan’daki son iki savaş sırasında bölgeyle ağ kurma imkanı buldu” diyor Loukyanov.
Arabuluculuklarda Ziyad Sabsabi özel bir rol oynuyor. Bu Rus senatör, 1964’te Halep’te doğdu ve uzun süre boyunca Ahmed Kadirov’un danışmanı ve yardımcısı olarak görev yaptı. Kendisi önemli görevlerin adamı: bazı Kuzey Kafkasyalı cihatçıların geri dönüşü, (sahada düşmanlıkların durması ve siyasal diyaloğun başlatılması için) Rus otoritelerle Suriyeli muhalif grupların ilişkiye girmesi, Rusya Federasyonu’nda Kafkas diasporasının yerleşmesi — Moskova’nın isteksiz olduğu nazik bir meselesi.
Kadirovizm, postmodern bir ideoloji
Çeçenistan’ı gözlemleyen pek çok uzman, Ramazan Kadirov’un kendi kurallarına göre oynarken; Kremlin’e yararlı, hatta zarurî, olduğunu kabul ettirmesindeki becerikliliği karşısında etkileniyorlar.”Kadirov sert, kaba, bayağı fakat bununla birlikte, beni en çok şaşırtanı, itiraf etmeliyim ki başarılı olması ve kendisini son derece düşmanca bir ortamda kabul ettirebilmesi. Biz daima onun Putin’le iyi bir ilişki içinde olmasından bahsediyoruz ancak Rusya Federal Güvenlik Servisi’nde (FSB), GRU’da, Kremlin’de, vs. kendisinden nefret edildiği unutuluyor” diye ifade ediyor Moskova’daki bir gözlemci.
İşte tam bu noktada, araştırmacı Marlène Laurelle gibi uzmanlar, Kadirov’un politikasının ne ölçüde ilerleme kat ettiğini sorguluyor. “Öncelikle, birçok Müslüman ülkenin silahlanan Selefilikle savaşmak için bir tür devlet Selefizmini tercih edeceğini doğruluyor (…) Hâldeki rejimlere sadık ama daha temelde, ahlâkî açıdan Batı karşıtı ve muhafazakar olan aşırı bağnazlık başarı vaat ediyormuş gibi görünüyor. İkinci nokta, Kadirovizm’in çağdaş ideolojilerin ‘postmodern’ karakterini temsil ettiğidir; bunu da birbirine karşıt görünen Çeçen milliyetçiliğini ve güçlü Rus iktidarını yüceltmedeki maharetiyle sergiliyor.”
Ahmet Yarlykapov bu yorumu çok inandırıcı bulmuyor: “Çeçenistan kendine has bir olgu ve Ortadoğulu mantığın çok dışında.” Kadirov’un Suriye ve Libya’daki eylemlerinin ortaya koyduğu bir başka sonuç; İslam dünyasında Rus soft power’ının tasdiklenmesi kisvesi altında kendi dayanaklarını ve Rusya dışındaki ağlarını inşa etmesi. Bu sonuncuya, Moskova ve çalkantılı Kafkas Cumhuriyeti arasında yeniden problem yaşanması durumunda ihtiyacı olabilir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus