Fransa’da, başörtüsü nedeniyle hedef gösterilen öğrenci lideri Maryam Pougetoux: “Başörtüm kesinlikle siyasî bir sembol değil”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Paris-IV Üniversitesi Öğrenci Birliği Başkanı, 19 yaşındaki Maryam Pougetoux, başını örttüğü için her taraftan baskı altında. 19 yaşındaki Maryam Pougetoux, Buzfeed News’ten David Perrotin ve Paul Aveline’in kendisiyle yaptığı ve 20 Mayıs 2018’de yayınlanan söyleşiyi Oğul Tuna çevirdi.

Ekran Resmi 2018-05-23 08.44.57

Bir haftadır, kimse onun giyim kuşamından başka bir şey konuşmuyor. Halbuki 19 yaşındaki Maryam Pougetoux, insanların onun öğrenci birliğindeki çalışmalarından bahsetmesini tercih ederdi. Kendisi, geçtiğimiz aralıktan beri Paris-IV-Sorbonne Üniversitesi’nin UNEF (Fransa Öğrencileri Millî Birliği)’in başkanı. Sorbonne’da Edebiyat ve Yayıncılık okuyor. Alnını, kulaklarını ve boynunu örten bir peçe takıyor. Cumartesi öğleden sonra BuzFeed ofisine geldiğinde, Pougetoux’nun kendisine yönelen bakışlara alışık olmadığını hemen fark ettik. II. Dünya Savaşı’ndaki Fransız direnişçilerin soyundan Maryam Pougetoux. İlerici bir öğrenci birliğinde mücadele veriyor. Katoliklerin de bulunduğu ve akşam yemeklerinin hızlıca yendiği Müslüman bir ailenin üyesi. Fen bilimleri bakaloryası aldıktan sonra, üniversite hazırlık sınıfında edebiyata tutkun olduğunu keşfetmiş. Yakında lisans üçüncü sınıfa başlayacak. Günün birinde bir sivil toplum kuruluşunda çalışmak istiyor.
Pougetoux’nun “Fransız toplumundan farkı”ndan dem vuran İçişleri ve Kültler Bakanı Gérard Collomb’a göreyse bunların pek önemi yok. Cumhuriyetçi Bahar’ın eşbaşkanı Laurent Bouvet veya Boyun Eğmeyen Fransa (FI)’dan Kuzey bölgesi milletvekili Adrien Quatennens gibileri, Pougetoux’nun inancını açığa vuran örtüsünü sendikal işlerle bağdaşmaz buldu. Kadın-Erkek İşlerinden Sorumlu Müsteşar Marlène Schiappa gibi kimileri, başörtüsünde siyasal İslam’ın izlerini gördü. İnternet üzerinde pek çok anonim kullanıcı ona şiddetli karşılık verdi, işi Pougetoux’nun telefon numarasını yaymaya kadar götürdüler. O ise tartışmaları “hazin” buluyor, ona göre başörtüsü “evet, ama” şeklinde devam edecek bir cümleye boyun eğmemeli. “‘Ama’dan sonrası bir Hukuk devletinde sorun yaratır” diye kızıyor Pougetoux. Kendisinin karşı çıkmasına rağmen, Fransızların laiklik konusundaki gerginliğinin sembolü olan bu genç kadınla röportaj yaptık.

M6’daki röportajınız ve Printemps républicain (Cumhuriyetçi Bahar) hareketi üyesi Laurent Bouvent’in başörtünüz üzerine Facebook paylaşımıyla başlattığı polemiğin üzerinden bir hafta geçti. Bütün bunlarla nasıl baş ettiniz?
Maryam Pougetoux: Geçtiğimiz hafta yeterince zor geçti, çünkü bu kadarını beklemiyorduk. Her gün çalışıyorsunuz, öğrenci birliğiyle ilgili işinizle uğraşıyorsunuz, derse giriyorsunuz, ailenizle vakit geçiriyorsunuz… Ve hemen ertesinde medyada yüzünüzü görüyoruz. Olayların bu noktaya varmasından ötürü hayretler içindeyim ve işte bu sebeple bugün konuşuyorum. Biraz geriye çekilmem gerekti ancak şimdi düşünüyorum da bir şeyleri açıklamanın ve konuşmanın zamanı geldi. Duygusal olarak, moralimi yüksek tuttum, hakkımdaki olumsuz yorumları dikkate almayarak bunu başarabildim. Yine de karışık bir mevzu.

Telefon numaranız sosyal medyada ifşa edildi, hiç tehdit mesajı aldınız mı?
Ailemi ve kendimi korumak için gelen tüm aramaları reddettim, çünkü bu arayanların kim olduklarını bilmiyordum. Bazı nefret dolu mesajlar aldım ama bunlar özellikle sosyal medyadan geldi. Olayların çok şiddetli olmaması benim için mutluluk verici fakat yine de telefon numaram ifşa edildiğinde ve beni taciz etmek için aradıklarında şaşkınlık yaşadım. Bu insanların yaptıkları taraf olmak, kendini ifade etmek değildi. Daha önce kendi adıma ne Twitter’ı, ne de Facebook’u kullanmamıştım, bunlar benim için yeni şeyler. Tek bir Facebook paylaşımıyla tüm bu olayların kızışabileceğini düşünemezdim.

Başörtüsü takmanın problem yaratabileceğinin ilk defa mı farkına vardınız?
Daha önce defalarca fark etmiştim. İlkin sokakta. 2015’teki terör saldırılarından sonra özellikle, diğer insanların bana önceki gibi bakmadıklarını hissettim, bu kez daha ısrarlı bakıyorlar gibiydi. Üniversiteye gelecek olursak; burada hepimizin eğitim için bulunduğu fikri vardı, öğrenmek, ders çalışmak için. Böyle meşgalelerimiz olduğu müddetçe, başörtüsü sıkıntı yaratmıyordu. Unef’e girdiğimdeyse, başörtüsü taktığım için bana aynı gözle bakılmamaya başlandı. İşte bu yüzden bu öğrenci birliğine dahil oldum ve kendimi burada rahat hissediyorum.

UNEF sizi koşulsuzca mı destekledi yoksa içerde anlaşmazlıklar var mıydı?
Televizyona çıktıktan sonra, çok sayıda hakaret dolu mesaj olduğuna dair beni arayıp haberdar edenler UNEF’teki kişilerdi. Muhtemel hasarı azaltmak için hemencecik hesaplarımı güvenli hâle getirip beni korumaya çalıştılar. Kimseye cevap vermedim, yalnızca hakkımdaki yorumları okudum. Bu yorumlara — yapıcı bir şekilde — cevap veren herkesin UNEF’teki kişiler olduğu doğrulandı. O yüzden sanırım bu soruyu sormaya bile gerek yok. UNEF beni gerçekten destekledi.

Bu mevzu, İçişleri Bakanı Gérard Collomb’un 19 Mayıs tarihinde BFM-TV kanalında yorum yaptıktan sonra daha da yayıldı. Bakan özellikle, başörtünüzün “Fransız toplumundan” “farkınızı” simgelediğini öne sürdü. Buna cevap vermek ister misiniz?
Bakan’ın ifadesi yeterince vahim, mevzunun bu kadar büyüyüp de bir devlet meselesi hâline geleceğini beklemezdim. Bir bakandan böylesi sözler gelmesi yeterince hazin, ayrıca sert ifadeler. Hem de benim başörtümün hiçbir siyasî işlevi olmadığını bilmesine rağmen. Bu benim inancım. Evet, gözle görünen bir şey ancak dinî propaganda aracı değil. Bunu yapmamam gerekirken, başörtüsü tercihimi neredeyse meşrulaştırmak zorundayım.

Başörtülü gençler ve IŞİD tarafından ayartılanlar arasında bir bağ kuruluyor gibi…
Bana göre, benim başörtüm ve IŞİD’in çektiği gençler arasında hiçbir bağ yok. Her şeyin eğitimle ilgili olduğunu bilmek gerek. Gençlere öğrenim görme, üniversiteye gitme, kendilerine ait görüşleri kurma imkanı verilirse, bunların radikalleşmeleri gibi bir sorun olmayacaktır. Elbette istisnalar olacaktır ama radikal eğilimlerle mücadelenin en önemli yolu bu bence. Bana gelirsek, toplumun bir parçası olduğumu düşünüyorum ve IŞİD’le hiçbir alakam yok. Ben bir Fransız vatandaşıyım, Fransa’da, laik ve kamu kurumlarında eğitim aldım, başörtümün bunlarla hiçbir ilgisi yok. Kapanmak tercihimdir, dinî inancımla ilgilidir. Hukuka, başkasına saygı duyma konusuna gelirsek; bu andan itibaren bu tartışmanın kapanması gerekir.

Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Müsteşar Marlène Schiappa, başörtünüzün “bir tür siyasal İslam” ifadesi olarak gördüğünü söyledi, böyle bir şey söz konusu mu?
Başörtüme siyasal bir sembol denilebileceğini reddediyorum. Kesinlikle böyle bir durum yok. Benim bile yüklemediğim bir anlam yükleniyor başörtüsüne. Bence bu konuyu daha açık hâle getirmek gerek. “Siyasal İslam”ın arkasına ne olduklarına önem vermeden bazı anlamlar yüklüyoruz. Bu çok zavallıca çünkü bana ait olmayan niyetler isnat ediliyor. Hiçbir zaman başörtümü siyasî ya da tepkisel nedenlerle takmadım. Hiçbir zaman.

Yüzünüzün büyük bir kısmını örttüğünüz için, bu eylemin “siyasal İslam” olduğunu zannedenler var…
Bu durum artık komik bir hâl alıyor. Giydiğimiz kumaşın ölçüsünü de almaya başlayacak mıyız? Eğer burdan başlarsak, nereye varacağız? Kanun üniversitede başörtüsü takmaya izin verdiği andan itibaren, saçını mı örtüyormuş, saçlarını ve kulaklarını mı ya da boynunu da mı kapatıyor, bunu sorgulamamalıyız.

Boyun Eğmeyen Fransa (FI) milletvekili Adrien Quatennens, sizi kastederek, hem dinî inançlarımızı açığa vurup hem de öğrenci birliği sorumlusu olamayacağımızı ifade etmiş; bunda bir çelişki görüyor musunuz? Başkaları da sizle böyle bir görüş paylaştı mı?
Başörtüsü takmak ve öğrenci birliği görevlisi olmak, bence kesinlikle hiçbir şekilde zıt şeyler değil. UNEF’teki hiç kimse ne böyle bir şey düşündü, ne de bana böyle bir şeyden söz etti. Elbette pek çok şey üzerine tartıştık! Ama asla bu konu gündeme gelmedi. Ben öğrencileri temsil ediyorum, öğrenci birliğindeki işleri iyi yürütebileceğimi düşünenlerce seçildim. Neden başörtüsü bir sorun olsun, anlamıyorum. Umuyorum ki kimi zihniyetler dönüşecektir ve bu olaydan geriye sadece pozitif şeyler kalacaktır. İnsanlar diyebilmeliler ki aynı anda kadın, Fransız vatandaşı, müslüman, kapalı, öğrenci olunabilir ve mücadele verilebilir.

Başörtünüz ve UNEF’teki göreviniz arasında başka çelişkiler görenler de var. Bu öğrenci birliği, eşcinsel evlilik veya kürtaj gibi davaları da savunuyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Ben günümüz toplumunun bir parçasıyım. Öğrencilerin haklarını savunurken renklerini, cinsel yönelimlerini, yaşam felsefelerini sormuyorum. Evet, UNEF bazı değerlere sahip çıkıyor ve bu değerler toplumun geniş bir bölümü tarafından paylaşılıyor.

Paris-IV UNEF’inin sözcüsü ve başörtülü bir kadın olarak size bu değerleri paylaşıp paylaşmadığınızı kendi kendine soranlar olabilir…
Başörtüm var diye bu konunun sorgulanmasını vahim buluyorum. Müslüman bir erkek olsaydım ve başörtüsü takmasaydım, belki de kimse bu soruyu sormayacaktı. Başım kapalı diye ne düşündüğümü bilebileceğini sanan insanlar var. UNEF’in ilerici görüşlerini paylaşıyoruz ve inanıyorum ki toplumun değişmesi için bu değerleri savunmak, çok güzel bir mücadele ortaya koyuyor.

Bu konularda önde gelen bir öğrenci birliğinin temsilcisi olarak, açıkça “Evet, eşcinsel evliliği ya da yardımcı üreme tekniklerini destekliyorum” demediğiniz için eleştirilebilirsiniz…
Eleştirebilirler. Ben, kendim için önemli olan şeyleri biliyorum. Öğrenci birliğine kattıklarım ve onun bana kattıkları benim için değerli. Bu tarz eleştiri sahipleri benim yerime geçip konuşuyorlar. Evet mi demeliyim, hayır mı; sürekli yeniden konuşturmak için bir şeyler bulurlar. Bana göreyse bu noktada tartışacak bir şey yok. Haklarını savunduğum öğrenciler arasında hiçbir ayrım yapmıyorum, öyleyse sorun yok. UNEF’in bir parçası olarak, öğrenci birliğinin değerlerini biliyordum. Bunları, UNEF’in beni kabul ettiği gibi, önkoşulsuz ve iyi niyetle kabul ettim. Ben inançlı biriyim ve aynı zamanda çağımın insanıyım.

UNEF’e nasıl katıldınız?
Bir koridorda şans eseri başladı. Kendi kendime kulüp işlerine ve üniversite yaşamına katılmaya dair düşünüyordum. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. UNEF’ten birisiyle karşılaştım ve ordan burdan konuşurken, öğrenci birliğine katıldım. Aile içindeyken sürekli her meseleye çözüm bulabileceğimi, herkese yardım etmek istediğimi söylerdim. UNEF bunları başarmak için iyi bir yol. Öğrencileri temsil etmek; onların ve tabii benim, eğitim şartlarımızın iyileşmesi için çalışmak da aynı derecede önemli.

Bu hafta öğrenci birliğindeki görevinizden istifa etmeyi düşündünüz mü?
Eğer bu soruyu aklımdan geçirmiş olsaydım, o vakit ederdim. Ancak böyle bir şey söz konusu olmadı. ORE (Öğrenci Başarı ve Yönlendirme, l’orientation et la réussite des étudiants — çn) yasasına, Parcoursup (üniversite girişinde kayıt için kullanılan çevrimiçi platform — çn)’a, öğrenci haklarının tartışılmasına karşı harekete geçtim. Şu anda verdiğim tek mücadele bu. Bana “başın kapalı, o hâlde hakkın yok” dendiği için işi gevşetse miydim? Hayır, hakkım var. Niçin görevimden ayrılayım anlamıyorum. Mücadele bitmedi; hâlâ hem kişisel olarak hem de bu mücadele için öğrenilecek, sahip çıkılacak, başarılacak şeyler var. Hayır, ne ben istifa etmeyi düşündüm, ne de istifa etmek düşünülebilir. Ayrıca bana görevi bırakmak ister misin diye de soran olmadı. İnsanlar beni desteklediler ve ayrılmak için bir nedenim olmadığının farkındalar. Sadece öğrencilerin geleceğinin önemi üzerine kafa yoruyorum, tıpkı demiryolu işçilerinin, posta memurlarının ve hastane personellerininki gibi…

Geçenlerde, Libération gazetesi kamusal alanda Müslümalarla yaşanan bazı polemiklerin tekrarına ve “bunlardan kaçınmak” için özdeş “yöntemler” üzerine dair bir yazı yayımladı. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Teknik olarak kapalı kadın toplumun bir parçasıdır. Evde kaldığımızda, bizim için itaatkâr olduğumuz söyleniyor. Haklarımıza sahip çıktığımızda, onlar için mücadele ettiğimizdeyse hiçbir hakka sahip olmadığımız söyleniyor. Ya da cevap, “Evet, ama…” oluyor. Genellikle de “ama”dan sonrasına kulak veriliyor, öncesine değil. Bana kalırsa, “ama” sözcüğü bir hukuk devletinde sorun yaratır.

Başörtünüzde bir itaat sembolü görenlere diyecek bir şeyiniz var mı?
Kapanmayı ben tercih ettim. Bu kararımla beraber bence ortada bir soru işareti kalmıyor. Ben bütün kadınları savunuyorum, kapansınlar ya da kapanmasınlar, Müslüman olsunlar ya da olmasınlar, fark etmiyor. Tek bir feminizm yok; feminizmin farklı, muhtelif ve bir sürü şekli var. Bana göre bu tartışma bir noktada sona ermeli ya da açıkça rafa kaldırılmalı. Çünkü şu anda kanunen kamusal alanda, üniversite başörtüsü takmak, başkalarına saygı duyulduğu sürece, serbest. Ben de gerekli tüm koşulları sağladığımı düşünüyorum.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Beni destekleyen herkese teşekkür etmek isterim yalnızca. Herkese karşılık veremedim ama aklımda kalan sadece bu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus