Brookings Enstitüsü: “Küresel düzenin geleceğini yapay zekâ şekillendirecek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Washington merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü tarafından yayınlanan “Managing the new threat landscape – Adapting the tools of international peace and security” başlıklı rapor, uluslararası güvenlik ortamının bugünü ve geleceğine ilişkin önemli tespitlerde bulunuyor.

Beş yıl öncesinden daha kötü bir uluslararası güvenlik ortamındayız

Raporun yönetici özetinde, 2018 yılında beş yıl öncesinden daha kötü bir uluslararası güvenlik ortamıyla karşı karşıya olunduğu, artan sayıdaki savaşlara bağlı şiddet olaylarının çeşitli zorluklar altında işleyen ve gerilimler yaşayan uluslararası düzene eşlik ettiği, küresel düzeyde çatışmalara bağlı ölümlerin 2014’te zirve yaptığı, Ukrayna ve Suriye’deki vekalet savaşlarının Soğuk Savaş döneminde büyük güçler tarafından körüklenen çatışmaları andırdığı, öte yandan bu durumun evrensel ölçekte istikrarsız bir dünya anlamına gelmediği ve şiddetli çatışmaların belirli bölgelerde yoğunlaştığı ve bunların sadece belirli sınamaları yansıtmakta olduğu belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası aktörlerin büyük özen göstermesini gerektiren günümüzün güvenlik ortamının dört anahtar özelliği ve gelişen bir tehdit ise raporda şöyle sıralanıyor:

Çatışmalar ve çatışmalara bağlı ölümlerin en çok yaşandığı bölgeler Ortadoğu ve Kuzey Afrika

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki yeni çatışmalar, küresel çapta meydana gelen ölümler ve çatışmalardaki artışın ezici çoğunluğuna tekabül ediyor. Her iki bölgede 2010 ve 2015 yılları arasında meydana gelen çatışmaların sayısı iki katına çıktı. Ortadoğu ise tek başına, 2013-2017 yılları arasında yaşanan savaşlarda meydana gelen ölümlerin yüzde 68’inin meydana geldiği coğrafyayı teşkil ediyor.

Barış operasyonları ve diplomasi, iç savaşlar ve terörizm karşısında çözüm sağlayamıyor

Afrika kıtasındakiler de dahil olmak üzere iç savaşlar ve terörizmin birleşmesi, barış ve güvenlik operasyonlarına yönelik yeni ve karmaşık bir sınamayı ortaya çıkarıyor. Bu tür örgütlerin terörist taktikleri ve ulus-ötesi niyetleri, geleneksel devlet-inşası odaklı barış operasyonları ve müzakere edilen çözümler sağlamayı amaçlayan diplomasinin yerindeliğini sorgulatıyor.

BM Güvenlik Konseyi hem isteksiz hem de âciz

Küresel barışın zararına olacak şekilde, BM barış-koruma operasyonları artarak gelişen günümüzün güvenlik sorunlarıyla mücadele kapsamından çıkarılıyor. BM Güvenlik Konseyi, bu tür zorlu savaşlarda BM faaliyetlerinin yetkilendirilmesi konusunda isteksiz ve âciz bir konum sergiliyor.

Nükleer silaha sahip devletler ve vekalet savaşları küresel düzene meydan okuyor

BM, nükleer silaha sahip devletler ve genişleyen vekalet savaşları da dahil olmak üzere büyük güçler arasında yenilenen gerilimler ve eşzamanlı olarak yükselen büyük savaş riskleriyle karşı karşıya. Mevcut gerilimlere ilaveten Ortadoğu, İran ve Kore yarımadasındaki stratejik krizler BM’deki işbirliğini zayıflatmak suretiyle büyük güçlerin dikkatini celbediyor. Uzun zamandır insancıl hukuka, kitle imha silahlarının kullanımı ve yayılmasını kuşatan kurallara meydan okunuyor.

Siber aygıtlar ile yapay zekâ küresel güvenliğe yönelik tehdit oluşturacak

Gelişen teknoloji içerisinde sınırda olan tehditler ve özellikle siber aygıtlar ile yapay zekâ, küresel güvenliğe yakın ve artan nitelikte önemli bir test olarak beliriyor. Bilgi teknolojisinin yayılmasıyla, devlet-dışı aktörler bile saldırgan siber kabiliyetlere sahip oluyor. Yapay zekâ teknolojileri muhtemelen küresel ekonomiyi şekillendirecek ve istihdam olgusundaki dönüşümün sonucundaki ekonomik etki siyasal istikrarsızlığa neden olacak. Ayrıca, yapay zekâdaki ilerlemelerin otonom sistemler biçiminde silah geliştirmek için kullanılacağı kuvvetle muhtemel. Maliyetlerin azalması ise bu silahların devlet-dışı grupların ellerine geçmesine sebebiyet verecek. Yapay zekâ araştırmalarının Çin ve ABD’de yoğunlaşması ve bu alana ilk girenin avantajlı olması, uluslararası ekonomik ve güvenlik düzeninin gelecekteki gelişimi açısından kayda değer sonuçlar üretecektir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus