Hegghammer WSJ’de yazdı: Avrupa’da “cihadcı terörizme” karşı önlemler sertleştiriliyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Norveç Savunma Araştırmaları Merkezi’nde (FFI) araştırmacı olan, “Suudi Arabistan’da Cihad: 1979’dan bu yana Şiddet ve Panislamizm” kitabının yazarı Thomas Hegghammer, Wall Street Journal’de Avrupa’da cihadcı akımlara karşı önlemlerin sertleştirilmesi üzerine bir yorum-analiz yazısı kaleme aldı.

Hegghammer son yıllarda Avrupa’da “cihadcı terörizme” karşı tavrın sertleştiğini iddia etti. Yakın zamana kadar Avrupa’nın cihadcılığa karşı savunma halinde olduğunun belirtildiği yazıda Hegghammer, yeni süreçte bu akıma karşı mücadelede sertleşildiği ve tehditlere karşı savaşta bundan altı yedi yıl öncesine göre düşünülemeyecek önlemler alındığını belirtti.

Yazısında Avrupa’da son yıllarda meydana gelen cihadcı saldırılara da dikkat çeken Hegghammer, 2015 yılının bir kırılma noktası olduğunu vurgulayarak şöyle yazdı:

“2010’ların ortalarına kadarki eski nosyona göre, Avrupa terörizm konusuna ilgi çekmede zayıftı. 2015-2017 yılları arasında Avrupa çapında yaklaşık 350 kişi cihadcılar tarafından öldürüldü. Bu süreçle birlikte terörizm, kamuoyunun ilgisi anketlerinin üst sıralarına yükseldi ve Avrupa’nın terörizme karşı mücadele etme kapasitesi ile ilgili tartışmalar arttı.”

Hegghammer, düşünce kuruluşu PBS Frontline’ın 2016’da Brüksel’de gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili yaptığı araştırmaya vurgu yaparak, Avrupa ülkeleri arasındaki yeni işbirliğine şöyle dikkat çekti:

“Çok kişi Avrupa’nın kendini savunma görevinin üstesinden gelip gelemeyeceğini merak ediyordu; fakat Avrupa, birçok gözlemcinin öngöremediği biçimde cihadcılığa karşı mücadele sürecini hızlandırdı. Avrupa ülkeleri cihadcılığa karşı mücadeleye para aktarmaya ve aralarında bilgi paylaşımını geliştirmeye yöneldi. Ayrıca radikal yeni önlemleri de kapsayan niteliksel gözden geçirme işlemine başladılar ki, bu incelemeler politik olarak sınır ihlali olarak kabul edilirdi.”

Yazarın yorumuna göre Avrupa Birliği ülkelerinin, vatandaşlarını, Suriye gibi ülkelerden savaşmak amacıyla çıkmış kişilerden koruması zor. Avrupa devletleri kolluk kuvvetlerinin çoğu, yurt dışına çıkıp bir cihadcı gruba katılmayı planlayan kişiler hakkında kovuşturma yürütüyor. 2010’ların başından itibaren Kuzey Avrupa’da cihadcı örgütlere insan toplayan yapılar çoğalmış durumda. 2013’ten itibaren de hükümetler sert önlemler almaya başladı.

Hegghammer sert önlemlere örnek olarak şunları sıraladı:

“İngiltere 2013’te, Londra merkezli bir örgütlenmesi olan Şeyh Ebu Katada’yı Ürdün’e iade etti ve Finsbury Park Camisi İmamı Ebu Hamza’yı da ABD’ye yolladı; bu kişi 2015 yılında ömür boyu hapis cezası aldı. İnternet üzerinden sansür daha önceleri otoriter bir tavır olarak görülürken Avrupa’da şu anda cihadcı grupların internet ağlarına karşı sansür uygulanıyor. Ayrıca sansür, dijital materyallerle sınırlı da değil. Bu yıl Avrupa Parlamentosu Özel Komisyonu, üye ülkeler için bir tavsiye kararı çıkardı. Bu karara göre üye ülkeler, kendi teritoryal alanlarında şiddet ve terörist saldırı içerikli dini literatürü yasaklama ve ortadan kaldırma önerisinde bulunuyor. Fransa 2017 yılında, dini radikal eğilimleri olan camilerin kapatılmasının kolaylaştırılması için bir yasa çıkardı. Bu yıl Avusturya yedi camiyi kapattı ve 60 imamı sınır dışı etti. İtalya ise 2015’ten beri 313 “aşırılıkçı”yı topraklarından çıkardı.. Tüm bu önlemler Avrupa’da terörizm ile ilgili tutuklamaların ve mahkûmiyetlerin azımsanmayacak artışının akabinde gerçekleşti.

Avrupa ülkelerinin toprakları dışındaki askeri müdahalelere de sıcak bakmaya başladığını yazan Hegghammer şöyle devam etti:

“Cihadcı terörist gruplara karşı Avrupa toprakları dışında askeri müdahalede bulunma isteği de arttı. IŞİD’e karşı koalisyon 2014 yılında Irak’a askeri sevkiyat yaptı ki bunun içerisinde geniş ölçüde Avrupa’dan bileşenler de vardı. Bazı ülkeler IŞİD saflarında yer alan kendi vatandaşlarını alıkoymak ya da onlara karşı savaşmak için Irak’a özel kuvvetler gönderdi. Avrupa’da cihadcılığa karşı mücadele noktasında bu yeni gelişen tavır, ABD’de Bush hükümetinin 11 Eylül olayları sonrasındaki daha agresif ve askeri müdahale içerikli konseptine eşlik ediyor.”

“Önlemler abartılmamalı; üstelik işkence gibi yöntemler de kullanılmıyor”

Hegghammer yaptığı yorumda Avrupa ülkelerinin önlemlerin baskıcı karakterinin abartılmaması gerektiğini belirterek, işkence gibi yöntemlerin kullanılmadığına dikkat çekti. Ayrıca ağır önlemlerin, şiddet yanlısı aşırılıkçılardan korunmak ve bunu hafifletmek maksatlı yumuşak programla birlikte yürütüldüğünü belirtti. Alınan önlemlere ilişkin Avrupa ülkeleri arasındaki farklılıkları da şöyle anlattı:

“Önlemler Avrupa ülkeleri arasında da homojen değil; örneğin Fransa İsveç’e göre daha sert bir tavır benimsiyor. Bu bir örnek olmayan tutum alışa rağmen tüm bu önlemler Avrupa’da terörizme karşı mücadelede önemli bir paradigma değişimine işaret ediyor.”

Yazarın yorumuna göre, hâlâ tam olarak belirtmek için erken olsa da bu yeni yaklaşım işleyecek gibi görünüyor. Avrupa’nın cihadcı terörizmle mücadelesi geçmişten beri var olmakla birlikte yeni, daha güce dayalı yaklaşım; sivil özgürlükler, azınlık hakları ve hapishanelerde radikalleşme gibi birçok konuyu da tartışmaya açıyor.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus