Ezidi bir kadın, Kongolu bir doktor: Savaşlardaki tecavüze karşı kampanyalarıyla Nobel Barış Ödülü alanlar konuştu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kaynak: New York Times

Savaşlardaki tecavüze karşı yürüttükleri kampanyalarla Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Nadia Murad ve Dr. Denis Mukwege, Oslo’da düzenlenen ödül töreninde çarpıcı konuşmalar yaptı. Murad ve Mukwege, “uluslararası toplumun savaş zamanı yaşanan cinsel şiddete duyarsız olduğunu” söyleyerek, sorumluların cezalandırılması için çağrı yaptı.

Nadia Murad, IŞİD tarafından kaçırılıp seks kölesi olmaya zorlandıktan sonra kurtulan 25 yaşında Ezidi bir kadın. Dr. Denis Mukwege ise, “dünyanın tecavüz başkenti” olarak anılan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde binlerce kadını tedavi etmiş olan, 63 yaşında bir jinekoloji cerrahı.

“İnsanların bu kadar iğrenç şeyler yapabileceğini bilmiyordum”

Konuşmasına teşekkür ederek başlayan Nadia Murad, “İtibarımızı geri verecek olan tek ödül, adalet ve suçluların cezalandırılmasıdır” dedi. Kuzey Irak’taki bir köy olan Kojo’da büyüdüğünü anlatan Murad, “Nobel Barış Ödülü ile ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Dünyada her gün savaşlar yaşandığını ve insanların öldürüldüğünü bilmiyordum. İnsanların birbirine bu kadar iğrenç şeyler yapabileceğini bilmiyordum” diye konuştu.

“Dünya kılını kıpırdatmadan izledi”

Murad’ın büyüdüğü köy Kojo, IŞİD’in Ağustos 2014’te istila ettiği ilk köylerden biriydi. Kadınlar ve kız çocukları erkeklerden ayrıldı. Erkekler köy dışına götürülüp infaz edildi. Annesini, altı erkek kardeşini ve kardeşinin çocuklarını kaybeden Nadia Murad, köle pazarına götürülüp bir yargıça satıldı. Murad konuşmasında Iraklı ve Kürt liderleri Ezidi azınlığı koruyamadıkları için eleştirdi ve “uluslararası toplumun, Ezidilerin yok oluşunu kılını kıpırdatmadan izlediğini” söyledi.

Nadia Murad, kölelikten kaçmayı başardıktan ve yaşadıklarını anlattığını fakat hiçbir suçlunun cezalandırılmadığını belirtti. Köylerine dönmeye çalışan Ezidiler için Birleşmiş Milletler’den koruma isteyen Murad, kurbanlar için tüm dünyadan sığınma talep etti.

“Kadınlar yerine petrol sahası olsa ne olurdu?”

Murad, hâlâ 3 bin kadın ve çocuktan haber alınamadığını, bu kadın ve kız çocuklarının tecavüze uğramaya ve satılmaya devam ettiğini hatırlattı. Dünyadaki hiçbir liderin bu kadınların kurtarılması için çalışmadığını söyleyen Murad, “Bu kadınlar yerine bir petrol sahası, silah sevkiyatı veya ticaret anlaşması olsaydı ne olurdu?” diye sordu.

Nobel Barış Ödülü’nün diğer sahibi Dr. Mukwege de Nadia Murad’ın tecavüzcülerin cezalandırılması için yaptığı çağrıyı yineledi. Bütün ülkelerin bu toplu tecavüze dur demesi gerektiğini söyleyen Mukwege, cinsel şiddeti tolere eden liderlerin yaptırıma tabi tutulması ve yargılanması çağrısı yaptı.

“Kongo’da binlerce kadın tecavüze uğradı”

Dr. Mukwege, Bukavu şehrinde bir hastanede yaşadıklarını aktardı. 18 aylık bir kız bebeği ambulansla getirdiklerini anlatan doktor, bebeğe bir yetişkin tarafından tecavüz edildiğini, bebeğin ciddi şekilde yaralanmış olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Sessizce dua ettik: ‘Tanrım, bize bu gördüklerimizin gerçek olmadığını söyle. Bunun kötü bir rüya olduğunu söyle’”.

Kongo’daki köylülerin haydutlara, milislere, devletin askerlerine ve yabancı askerlere adeta yem olduğunu anlatan Mukwege, binlerce kadının tecavüze uğradığını, dört milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini, altı milyon kişinin öldürüldüğünü söyledi.

“Kongolular yirmi yıldan fazla süredir aşağılanıyor, istismar ediliyor ve katlediliyor” diyen Mukwege, sözlerini şöyle bitirdi: “Bu Nobel Barış Ödülü’nü ülkemin insanlarına adamakla kalmıyorum; sizden hep beraber ayağa kalkıp yüksek sesle söylemenizi istiyorum: ‘Kongo’daki bu şiddet yeter! Artık yeter! Barış hemen şimdi!’”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus