Ayşe Atasayar’ı darp edip tedavisini engelleyerek öldüren Murat Akar, Yargıtay’ın ceza indirimi ile serbest kalabilir

Haziran 2015’te Ankara’da beyin kanaması sonucunda ölen Ayşe Atasayar’ı, Murat Akar’ın darp ettiği ve tedavi görmesini engelleyerek öldürdüğü Adli Tıp Kurumu raporlarıyla anlaşılmıştı. Yargıtay’ın “fazla ceza takdiri” sebebiyle yerel mahkeme kararını bozması sonrasındaki ilk duruşma 6 Şubat Çarşamba günü görülecek. Atasayar Ailesi avukatları, Yargıtay kararı doğrultusunda hüküm kurulursa failin tahliye olabileceği uyarısında bulunuyor.

Haziran 2015’te “intihar ederek öldüğü” öne sürülen Ayşe Atasayar’ın erkek şiddeti sonucu öldürüldüğü otopsi ve Adli Tıp Kurumu raporlarıyla anlaşılmış, cinayet failinin Murat Akar olduğu belirlenmişti. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi faili kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı ancak iyi hal indirimi uygulayarak müebbet hapsi 25 yıl hapis cezasına çevirdi. Atasayar Ailesi avukatlarına göre, Ayşe Atasayar’ı dövdükten sonra 40 saat ölmesini bekleyen, Atasayar can çekişmeye başlayınca usulen sağlık görevlilerini çağırmıştı. Aile avukatları oy çokluğuyla alınan iyi hal indiriminin iptali için kararı temyiz ettiklerindeyse beklemedikleri bir gelişmeyle karşılaştı. Yargıtay, “fazla ceza tayin edildiği” gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozdu ve failin kasten öldürme yerine neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan hüküm giymesi gerektiğini belirtti.

Avukatlar yarın Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmada Yargıtay kararının işaret ettiği biçimde hüküm kurulması halinde, Ayşe Atasayar’ı öldürdüğü kesinleşen ancak suçunun niteliği tartışılan fail Murat Akar’ın serbest kalabileceğini belirtiyor.

13 Haziran 2015’te Ankara’daki acil servis birimlerine gelen bir telefon, 35 yaşındaki Ayşe Atasayar’ın yaralı olduğunu bildiriyordu. Görevliler ihbarın dört dakika sonrasında Murat Akar’ın evine ulaştı. Tıbbi müdahalede bulundu ancak tek yapabildikleri Atasayar’ın hayatını kaybettiğini tespit etmek oldu.

Yapılan otopside Atasayar’ın ölümünün “künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması” ve “beyin doku harabiyeti” sonucu meydana geldiği anlaşıldı. O dönem Atasayar’la ilişkisi bulunan Murat Akar hakkında, cinayet şüphesiyle soruşturma başlatıldı ve dava açıldı.

Akar’a göre, o tarihlerde Atasayar stres altındaydı ve 11 Haziran 2015’te, yani ölümünden iki gün önce birlikte yedikleri yemeğin ardından tek başına Akar’ın evine gitmiş ve ilaç içerek intihar etmişti. Eve gittiğinde Atasayar’ı yerde yatarken bulduğunu ileri süren Akar ifadesinde, etrafında ilaçlar ve içki şişesi bulunan Atasayar’ın kusmasını sağladığını ve sonraki iki günü evde birlikte geçirdiklerini iddia etti. Akar, intihar girişiminde bulunan Atasayar’ın kendine geldikten sonra hastaneye gitmeyi reddettiğini ileri sürüyordu. Kendi iddiasına göre Akar, 13 Haziran 2015’te Atasayar’ın vücudunun kasılması ve nefesinin kesilmesi sonrasında 112’yi aramıştı. Akar, Atasayar’ın vücudundaki yaralanmalarınsa kusması için banyoya götürdüğü sırada meydana gelen çarpmalardan kaynaklandığı görüşündeydi.

İntihar iddiasını raporlar çürüttü

Ne var ki, otopsi raporunda ortaya çıkan bulgular Akar’ın “intihar iddiasıyla” örtüşmedi. Otopsi raporuna göre, Atasayar künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması yüzünden hayatını kaybetmişti ancak Atasayar’ın gözü, alnı, çene altı, yanağı, dudağı, beli, göğsü, karnı, uyluğu, kalçası, kolları, bacakları, dirsekleri ve bileklerinde pek çok yaralanma izi bulunuyordu. Atasayar’ın kafasının her yerinde travma belirtileri vardı; pek çok organındaysa iç kanama bulunuyordu. Raporunda, Atasayar’ın kanında herhangi bir ilaç veya alkol bulunduğuna ilişkin bir bulgu da yer almıyordu.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında, Adli Tıp Kurumu 1. Adli İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan bir başka rapor, Atasayar’ın vücudundaki yaralanmaların düşme veya çarpma sonucu değil, kasti yaralama neticesinde oluştuğuna işaret etti. 7 Aralık 2015 tarihli rapor, yaralanmaların konumları, özellikleri ve ağırlıklarını inceleyerek, bu travmaların kontrolsüz bir düşme sonucunda değil, bir başkası tarafından sert bir cisimle vurularak ya da vücudun sert bir zemine çarptırılmasıyla meydana geldiğini ortaya koydu.

Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporun bulguları ortaya çıkınca fail Murat Akar mahkemedeki savunmalarında Atasayar’ın eski eşi tarafından darp edilmiş olabileceğini ileri sürdü. Ancak yapılan incelemelerde Atasayar’ın 11 Haziran 2015’te Akar’la akşam yemeği için buluştuğunda sağlıklı olduğu, darp olayının o gece veya sonrasında yaşandığı anlaşıldı. Güvenlik kamerası kayıtları da Atasayar’ın 11 Haziran 2015 saat 22.11’de Murat Akar’ın evine gittiğini ve acil servis görevlilerinin adrese ulaştığı 13 Haziran 2015’e dek evden çıkmadığını ispatladı.

40 saat boyunca tıbbi yardım almasını engelledi

Akar daha sonra, Atasayar’ın evdeki bir dolaba çarptığı yönünde beyan verdiyse de yerel mahkeme bu iddiaları ciddiye almadı. “Otopsi raporundan anlaşılacağı gibi maktulenin kafası dahil vücudunun birçok yerinde yara ve darbelerin olduğu, beyin kanamasına yol açan öldürücü darbenin şiddeti, yöneldiği bölgenin hayati değeri, sanığın maktuleyi dövdükten sonra 40 saat boyunca evde tuttuğu, onun tedavi olması için herhangi bir sağlık kuruluşuna haber vermediği gibi, maktulenin sağlık kurumuna müracaatını engellediği bu haliyle ölüm sonucunun gerçekleşmesini istediği bu nedenle olayımızda TCK’nın 87/4 maddesinin uygulama yeri olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir” değerlendirmesini yapan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun 81’inci maddesi uyarınca, kasten öldürme suçundan faile müebbet hapis cezası verdi.

Fakat 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranındaki iyi hal indiriminin ardından Akar’a 25 yıl hapis cezası verildi. Oy çokluğuyla alınan indirim kararı hakkında muhalefet şerhi yazan hâkim üye, “Sanık eylemden sonra yaklaşık iki gün süreyle maktule ile aynı evde yaşamış, bu süre zarfında sürekli kusan ve gittikçe durumu kötüye giden bir tablo sergileyen maktuleyi hastaneye götürmemiştir. Sanık bu durumu maktulenin ısrarla çeşitli kişisel nedenlerden dolayı gitmek istememesine bağlamış ise de insani ve vicdani kriterler dikkate alındığında hiçbir nedenin buna engel teşkil etmemesi gerektiği kuşkusuzdur” değerlendirmesini yaptı ve eylemleri hakkında herhangi bir pişmanlık sergilemeyen Akar’ın cezasında indirime gidilmesine karşı çıktı.

Yargıtay: “Öldürme değil yaralama”

Yerel mahkemenin yaptığı indirim Atasayar Ailesi avukatları tarafından temyiz edildi ancak Yargıtay’dan çıkan karar cezada daha da fazla indirime gidilmesi gerektiğini öngörüyordu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 22 Kasım 2018 tarihli kararında yerel mahkeme kararını “fazla ceza tayin edildiği” gerekçesiyle bozdu. Yargıtay kararında, “11.06.2015 akşamı sanığın maktule yönelik kasten yaralama eyleminde bulunduğu, maktulün aldığı darbeler neticesinde beyin kanaması geçirerek 13.06.2015 günü öğleden sonra öldüğünün anlaşıldığı olayda, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 87/4 maddesinin birinci cümlesinin teşhiden uygulanması gerektiği gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde hüküm kurularak fazla ceza tayini” bozma gerekçesi yapıldı. Bir başka deyişle Yargıtay, Akar’ın kasten öldürme suçuyla değil neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan hüküm giymesi gerektiğini belirtti.

Fail tahliye edilebilir

Yargıtay’ın bozma kararının değerlendirileceği duruşma, 6 Şubat 2019 Çarşamba günü, yani yarın Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Atasayar Ailesi avukatları, yerel mahkemenin ilk kararında direnerek bir kez daha kasten öldürme suçundan hüküm kurmasını istiyor. Atasayar Ailesi avukatlarından Gülşen Uzuner’e göre, mahkeme sürecinde hiçbir pişmanlık göstermeyen Akar savunmalarında kendi eylemlerini de kabul etmedi. Avukat Uzuner sanığın eylemleri hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor: “Akar, Ayşe’nin ölmesini 40 saat boyunca beklemiş. Dört dakika içinde eve ulaşan 112 Acil birimleri Ayşe’yi bulduklarında zaten hayatını kaybetmiş olduğunu belirtiyor. Yani Ayşe’yi ölümüne döven Akar sağlık görevlilerini, Ayşe can çekişmeye başlayınca ya da ölünce usulen çağırmış.”

Atasayar Ailesi avukatları, Yargıtay kararının failin cezasını azaltmak dışında bir amaç taşımadığı görüşünde. Artan kadın cinayetlerini engellemenin en önemli araçlarından birinin caydırıcı cezalar olduğunu ifade eden avukatlar, vücudunun neredeyse her yerinde darp izleri bulunan Ayşe Atasayar’ın 40 saat boyunca tıbbi yardıma erişiminin engellenmesinin, delilleri bozması ve yanıltıcı delil ve yönlendirmelerde bulunulmasının kasten öldürmeye işaret ettiğini belirtiyor. Avukatlar, Yargıtay kararı doğrultusunda hüküm kurulması halinde, halihazırda tutuklu olan failin tahliye edilmesi olasılığının da yüksek olduğunu anımsatıyor.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar

Haftanın En Popüler İçerikleri