“Camide içki içtiler”; “Başörtülü bacımıza saldırdılar”; “Ezanı ıslıkladılar”: Siyasi amaçlı gerçek dışı iddialar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Feministler geçen cuma günü İstanbul-Taksim’de, İstiklal Caddesi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için “Feminist Gece Yürüyüşü” yapmak istedi. Bu yıl 17’nci kez düzenlenen yürüyüş, polis tarafından, barikat kurularak engellendi.

İstiklal Caddesi’nin girişinde toplanan kalabalık, yürümeleri engellendiği gibi, yürüyüş saati olarak ilan edilen 19.30’dan yaklaşık bir buçuk saat sonra, polis tarafından biber gazı ve plastik mermi kullanılarak dağıtıldı. Polisin kalabalığı sıkıştırması sebebiyle ezilmemek için düzenli bir biçimde yürümeye çalışan kadınlar da bu müdahaleyi ıslıklarla protesto etti.

İddiaya Erdoğan da katıldı

Yürüyüşün ertesi günü, bazı çevrelerde kadınların ıslıklarla o sırada okunan akşam ezanını protesto ettikleri iddiası yayılmaya başlandı. İddialar aynı çevreler tarafından sosyal medyaya da taşınırken, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da pazar günü Adana’da çıktığı mitingde iddiaya sahip çıktı. Erdoğan, “Taksim’de CHP ve HDP’nin öncülüğünde güya Kadınlar Günü için bir araya gelen bir grup, ezana ıslıklarla, sloganlarla terbiyesizlik ettiler. Biz ‘belediye işi gönül işi’ diyerek milletimize herkesi kucaklayan bir belediye yönetimi taahhüt ediyoruz. Onlar ise bayrağımıza ve ezanımıza saygısızlık yaparak doğrudan istiklalimize ve istikbalimize saldırıyor” dedi. Erdoğan ayrıca “ezan ve bayrak meselesinin siyaset değil onur meselesi” olduğunu söylerken, miting boyunca ekranda feminist gece yürüyüşünden görüntülere yer verildi.

Erdoğan’ın Adana mitingindeki konuşması sonrasında gündeme oturan “ezanın ıslıklanması” iddiası üzerine Taksim’de toplanan bir grup da “Ezana uzanan eller kırılsın” sloganları atarak İstiklal Caddesi’nde yürüyüş yaptı.

Ezan değil polis ıslıklandı

Erdoğan’ınki de dahil bu iddialara önce feministler karşı çıktı. Feminist gece yürüyüşünün düzenleyicileri içerisinde yer alan “Feminist Gündem” ekibi Twitter’dan yaptıkları açıklama ile iddianın gerçeği yansıtmadığını, yürüyüşe katılan kadınların ezanı değil polislerin yürüyüşe izin vermeyip kitleyi sıkıştırmaya çalışmasını protesto ettiklerini belirtti.

https://twitter.com/feministgundem/status/1104703847325462528

Ezanın ıslıklandığı iddiaları, kah geçmişte kâh halen siyasi iktidarı destekleyen çevrelerden kimi kanaat önderleri ve gazeteciler tarafından da yalanlandı. 

Türkiye gazetesi yazarı Süleyman Özışık, iddianın gerçeği yansıtmadığını belirtip bir tweet ile bu konuda yazdığı yazının yanıltıcı olduğundan ötürü özür dilerken, bir başka gazeteci Nihal Bengisu Karaca da Twitter hesabında Feminist Gece Yürüyüşü düzenleyicilerinin “ezanın ıslıklanması” iddialarına karşı yaptığı açıklamaya yer vererek, özellikle ezanı ıslıklama gibi bir kasıt yoksa böyle bir ithamın sürdürülmesinin yanlış olduğunu belirtti.

Bu arada AKP MKYK Üyesi Mustafa Yeneroğlu sosyal medya hesabından “Ezanın ıslıklandığı olasılığı ne kadar rahatsız ediciyse, ‘ezana uzanan eller kırılsın’ sloganıyla şiddet dili kullananlar çok daha ürkütücü. Ezanın bu şekilde korunmaya, hele insanları incitmeye ve kaba kuvvetle korkutmaya ihtiyacı yok. Biraz sükûnet ve sağduyu lütfen” açıklamasını yaptı.

Camide içki içmediler

Türkiye siyasi tarihinde dini değerlerin muhalif görüşleri bastırmak ve toplumu kutuplaştırmak amacıyla kullanılması ilk değil. Yakın tarihte, İstanbul’daki Gezi eylemleri sırasında, eylemcilerin Dolmabahçe’deki Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’ne girerek içki içtikleri iddia edilmiş, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, izleyen cuma günü camide içki içildiğine dair bir videoyu göstereceğini belirtmiş ama öyle bir video kaydı hiç ortaya çıkmamıştı. Caminin o tarihteki müezzini Fuat Yıldırım da camide içki içildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirtmişti. Yıldırım bu açıklamasından sonra görevinden alınarak bir başka camiye gönderilmişti.

“Benim başörtülü bacıma” saldırmadılar

Aynı dönemde bir diğer iddia da Kabataş’ta bir grup üstü çıplak erkek eylemcinin Zehra Develioğlu isimli kadına saldırmaları idi. AKP’li Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun gelini Zehra Develioğlu, 1 Haziran 2013 tarihinde Kabataş’ta, beraberinde bebeği olduğu halde, bir grup deri giyimli ve yarı çıplak erkeğin saldırısına uğradığını iddia etmişti.

Yine dönemin Başbakanı, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 11 Haziran 2013 tarihli AKP Meclis Grup Toplantısı’nda ortaya atılan “Çok önemli bir yakınımın gelinini, Başbakanlık ofisimin yanında, yerlerde süründürdüler, kendisini çocuğunu taciz ettiler. Bu mudur özgürlük, çevrecilik?” açıklaması, iktidarı destekleyen medya ve o medyada aynı başlıkla yer alan köşe yazılarının desteği ile dalga dalga yayılmış, iddialar üzerinden derin bir toplumsal kutuplaştırma yaratılmıştı. Süreç içinde “benim başörtülü bacıma saldırdılar”a dönüşen iddialar, aksi söylenmesine rağmen iddia edenler tarafından hiçbir zaman ispatlanmadı. Kabataş olayı, iddia edildiği dönemde basında geniş yer bulması ve üzerine tartışmalar yürütülmesine rağmen geçen hafta açıklanan Gezi İddianamesi’nde dahi yer almadı. 

O dönem Star Gazetesi yazarı olan Elif Çakır, Zehra Develioğlu’nun kendisine ulaştığını ve saldırı iddiasını anlattığını söylemişti. Hürriyet gazetesi yazarı İsmet Berkan da Twitter’da konu ile ilgili yaptığı açıklamada “Çok ama çok acı bir öykü. Maalesef gerçek” diye yazmıştı. Olayla ilgili görüntüleri izlediğini de iddia eden Berkan, olayın gerçekleşmediğinin anlaşılması üzerine özür dilemişti.

Kabataş olayı ile ilgili Haziran 2013’te İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatılmış, olayın geçtiği iddia edilen bölgedeki MOBESE ve güvenlik kameraları izlenmiş ancak saldırıya dair kanıt bulunamamıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus