AB Türkiye eski Temsilcisi Marc Pierini: Türkiye’nin Üç Önemli Karar Anı

2006-2011 yılları arasında Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi olarak görev yapan Fransız diplomat Marc Pierini, ekonomik kriz, F-35/S-400 sorunu ve yenilenmesine karar verilen İstanbul seçimleri bağlamında Türkiye siyasetindeki gelişmeleri ele alan bir yazı kaleme aldı. Dünyanın en etkili üç düşünce kuruluşundan biri olarak gösterilen Carnegie Europe’un internet sitesinde “Turkey’s Three Moments of Truth/Türkiye’nin Üç Önemli Karar Anı” başlığıyla yayınlanan yazıyı Okan Yücel çevirdi.

Marc Pierini

Şu anda Türkiye hem iç hem de dış siyasette oldukça mühim gelişmelere tanıklık ediyor. Askeri alanda S-400 satın alma kararından dolayı F-35 programının dışında bırakılmak üzere. Ekonomik açıdan ülke siyasetine yön veren isimler, artık içinde bulunulan kötü durumu gizleyemiyorlar. Siyasi açıdan yaklaşan İstanbul seçimleri ülkenin yara almış demokrasisinin sınırlarını gösteren bir sınav olacak. Bu üç alandaki gelişmeler Japonya’da haziran sonu gerçekleştirilecek G-20 zirvesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nasıl bir imaj ile geleceğini de belirleyecek.

S-400 savunma sistemleri ile F-35 savaş uçakları arasında eş zamanlı olarak senelerce tartışılan konu artık karar aşamasına geldi. Uzun zamandır Washington’ın iki sistemin aynı anda bulunmasının mümkün olamayacağına yönelik mesajlarının görmezden gelinmesinin ardından, Türkiye’nin S-400 konusunda fikir değiştirmemesi halinde ülkeyi son derece olumsuz sonuçlar bekleyecek gibi.

ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’dan Türkiye Savunma Bakanı’na gönderilen 6 Haziran 2019 tarihli mektup oldukça netti: Washington, 31 Temmuz’da ülkeden ayrılması gereken Türk pilot ve uçak bakımcılarının eğitim programlarını durduracak. Ankara tarafından sipariş edilen F-35 savaş uçakları teslim edilmeyecek ve Türkiye’nin uzay endüstrisi F-35 programlarından mahrum bırakılacak. Buna da ek olarak ABD mevcut yasalarıyla uyumlu şekilde Türkiye’nin hem ABD hem de NATO ile olan işbirliğini kısıtlayıcı önlemler de alabilir.

Türkiye Savunma Bakanlığı’ndan yapılan cevabi açıklama oldukça kısaydı ve sürmekte olan görüşmelerin önemine atıf yapıyordu. Hükümet yanlısı medya da aynı şekilde belirsizdi, mektupta dolaylı olarak yer alan politik gerçekliği kamuoyundan saklamaya çalışıyordu.

Eğer Erdoğan’ın devamlı söylediği gibi S-400 antlaşması yürürlüğe girdiyse bu Türkiye’nin 1951’de NATO’ya katılmasından itibaren yaşanan önemli bir dönüm noktasını teşkil eder. Tabii eğer Türkiye, ABD Başkanı Trump’ın bu kadar önemli bir stratejik konudaki duruşunu 180 derece değiştirebileceğine güvenerek bu adımları atmıyorsa.

Ekonomide kritik karar anı

Ekonomik alanda da ikinci kritik karar anı giderek yaklaşıyor. Yapısal kırılganlıklar, özel sektörün tedavüldeki para üzerinden borçlanmasının giderek artması ve yanlış planlanmış faiz oranları politikası Türkiye’yi ekonomik açıdan bir çıkmaza soktu. Bu borç krizini çözmek için ülkenin acilen ihtiyaç duyduğu yatırımları IMF dışında gerçekleştirebilecek başka bir kurum da bulunmuyor.

Ankara ise, büyük ölçüde seçimlerden dolayı, bu seçeneği yok sayıyor. Ancak gerçek şu ki, başka hiçbir kurum veya ülke bu yükü omuzlayacak potansiyelde değil: Rusya’nın yeterli sıcak parası yok, AB ve ABD’nin finansal mekanizmaları bu sorunu çözmek için uygun değil.  Pek çok körfez ülkesinin kaynakları sınırlı. Çin ve Suudi Arabistan’ın ise Ankara ile önemli siyasi farklılıkları var.

Uluslararası finans camiası Türkiye’den birkaç kritik adım atmasını bekliyor: IMF ile diyalog başlatmak, bağımsızlığı ağır hasar gören Türkiye Merkez Bankası’na bu özelliğini yeniden kazandırmak, faiz oranları ile ilgili anlamsız politikalara son vermek ve ülkenin ekonomi yönetiminin kalitesini ciddi şekilde yukarı çekmek.

Hukukun üstünlüğü

Üçüncü kritik alan ise Türkiye için hayati önem taşıyor: Hukukun üstünlüğü. 23 Haziran’da tekrarlanacak İstanbul seçimleri bir karikatüre dönüşmüş durumda. 31 Mart’ta gerçekleştirilen ve bir zarfta toplam dört oyun kullanıldığı seçimlerde büyükşehir için gerçekleştirilen seçimlerin geçersiz olduğu ilan edilirken aynı şartlarda gerçekleştirilen ve aynı zarflardan çıkan, iktidar partisinin üstün olduğu diğer üç sonuca itiraz edilmedi. İstanbul’daki seçmenlere verilen mesaj üzücü: Seçimler, AKP kazandığı müddetçe serbesttir. Tekrar edilecek İstanbul seçimleri ülke çapında çok daha büyük bir önem taşıyor artık.

Gezi Davası

Türkiye’nin sönmeye başlayan demokrasisinin bir diğer sembolü ise seçimden bir gün sonra, 24 Haziran’da İstanbul’da başlayacak olan Gezi Davası. 16 kişi Gezi eylemlerinin planlayıcısı olmak ile suçlanıyor. Liberal Türk ve Batılılara göre bu dava hiçbir somut kanıt bulundurmayan siyasî bir dava ve verilmek istenen mesaj da bırakın muhalif olmaya, yabancı kuruluşlarla temasa geçmeye bile bundan böyle izin verilmeyeceği.

Binlerce aile için acımasız sonuçlar doğurmasının yanında Türkiye demokrasisinin düşüşü daha somut sonuçlara da sahip: Ülkenin siyasî imajı büyük zarar gördü ve yabancı yatırımcılar Türkiye’den uzak duruyorlar. Daha da genellersek, Avrupalı, demokrasi değerlerini suçlayan ve bunları terörizmin bir aracı olarak gösteren Ankara yönetimi yalnızca bağlı olduklarını ilan ettikleri Avrupalı değerlere sırtını dönmekle kalmadı, aynı zamanda kendisini farklı politik, yasal ve etik değerlere sahip bir yörüngeye soktu.

Önümüzdeki günlerde ve haftalarda daha çok şey yaşayacağız. Ancak şurası kesin ki Osaka’daki G-20 zirvesinde Erdoğan, Batılı liderlerden ziyade, Çin, Rusya, Brezilya veya Suudi liderleri gibi görülecek. Yine de Türkiye yurttaşlarının yarısı liderleri gibi düşünmüyor. Türkiye ekonomisi Batı pazarı, sermayesi ve teknolojisi olmadan ayakta kalamaz. Bu nokta iki kutupluluğun, ekonomik dengesizliklerin ve vahim bir otokrasinin en çok can acıttığı yeri teşkil ediyor.

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kendi siyasi geleceğinin AB ve ABD ile değil de Rusya ile ittifak halinde kalarak daha iyi güvence altına alınacağına olan inancı giderek kuvvetleniyor. Destekçileri ile daha iyi anlaşabilmek için, Ankara insan hakları değerlerinden vazgeçmeye çalışırken Moskova da NATO’nun Avrupa’daki savunma yapısında radikal değişiklere sebep olabilecek hamleleri zorluyor. Ancak Türkiye toplumu, Batı’dan uzaklaşmış bir ülkenin kendisi için en iyi seçenek olduğunu düşünecek mi?

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar