AYM Başkanı Zühtü Arslan: “Kavala’nın Gezi olaylarına katılmış ve bu olayları desteklemiş olması tek başına bir suç işlediğini göstermez”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi (AYM), Kasım 2017’den bu yana tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın bireysel başvurusunu 22 Mayıs’ta reddetti. Kararın gerekçesi bugün Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararda, AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın da aralarında bulunduğu beş hâkimin karşı oyu bulunuyor. Muhalefet şerhlerinden bazıları şöyle:

“Kuvvetli suç belirtisi yok”

“Soruşturma makamlarından beklenen, sözkonusu olayların suç teşkil eden boyutu ile başvurucu arasındaki ilişkiyi gösteren kuvvetli belirtilerin gösterilmesidir. Bu doğrultuda tutuklama kararında ve iddianamede başvurucunun bazı kişilerle yaptığı telefon görüşmelerinin tapeleri, cep telefonunda yer alan bazı resimler ve bir kısım tanık ifadeleriyle üçüncü kişilerin kendi aralarında yaptıkları görüşmeleri yer almaktadır. Soruşturma makamları bu olguların tek başına ya da bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun tutuklanması için gerekli olan suç işlediğini gösteren kuvvetli belirti oluşturduklarını ortaya koyamamışlardır.”

Maske ve deniz gözlüğü

“Telefon tapelerinde geçen gaz maskesi ve deniz gözlüğü alınması ve dağıtılmasına yönelik ifadeler üzerinde durulmalıdır. Hiç kuşkusuz bu maske ve gözlüklerin gösteriler sırasında polisle çatışan göstericilere dağıtılmak üzere temin edildiği anlaşıldığında bu durum suç işlendiğine dair kuvvetli bir belirti olarak kabul edilebilir. Ancak başvurucunun aksi yöndeki savunmalarına karşın, soruşturma makamları bu malzemelerin şiddet olaylarında ve terör örgütü mensuplarınca kullanıldığını gösteren herhangi bir bilgiye yer vermemişlerdir. Dahası Gezi olayları sonrasında açılan birçok davada mahkemeler sanıklar hakkında beraat kararı verirken gaz maskesi ve deniz gözlüğü gibi eşyaların barışçıl amaçla da kullanılabildiğini, sanıkların bunları ‘eylem sırasında güvenlik kuvvetlerinin atmış oldukları göz yaşartıcı gaza karşı yanlarında bulundurdukları’nı kabul etmişlerdir.”

“Dört yıl sonra tutuklanmasının neden gerekli olduğu gösterilmedi”

“Başvurucu esas olarak 2013 yılının ortalarında yaşanan Gezi olaylarının yöneticisi ve organizatörü olarak suçlanmaktadır. Nitekim olayların akabinde başvurucunun da içinde bulunduğu şüpheliler hakkında bir soruşturma başlatılmış, bu soruşturma daha sonra 2014/40852 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülmüştür. Bu kapsamda başvurucu hakkında iletişimin tespiti ve fiziki takip kararları verilmiştir. Ancak bu süreçte başvurucu hakkında gözaltı ya da tutuklama tedbirlerine başvurulmadığı gibi ifadesi de alınmamıştır.

Başvurucu 1 Kasım 2017 tarihinde, ilk soruşturmanın üzerinden dört yıldan fazla bir süre geçtikten sonra tutuklanmıştır. Soruşturma belgelerinde gösterilen delillerin kahir ekseriyeti Gezi olayları sırasında başvurucunun bazı şahıslarla yaptığı telefon görüşmelerine dayandırılmıştır. Başka bir ifadeyle başvurucunun tutuklanmasına neden olarak gösterilen temel delillerin neredeyse tamamı zaten ilk soruşturma dosyasında bulunan delillerdir. Soruşturma makamları kayda değer yeni bir delil ortaya koymadan başvurucunun aradan dört yılı aşkın bir süre geçtikten sonra tutuklanmasının neden gerekli olduğunu gösterebilmiş değillerdir.”

“Anadolu Kültür yasal bir kuruluş”

“Başvurucunun finans desteğini yöneticiliğini yaptığı Açık Toplum Vakfı’ndan ve yine yönetiminde bulunduğu Anadolu Kültür A.Ş. üzerinden sağladığı ileri sürülmüştür. Açık Toplum Vakfı kendi kararıyla Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırana kadar Anadolu Kültür A.Ş.’nin ise halihazırda faaliyetlerini serbestçe yürüten yasal kuruluşlar olduğu görülmektedir. Ayrıca bu kuruluşların herhangi bir suç veya terör örgütü ile bağlantılı olduğu da soruşturma makamlarınca iddia olunmamıştır. Öte yandan iddianamede de atıf yapılan MASAK raporunda Gezi olaylarının bu kuruluşlar tarafından finanse edildiğini, söz konusu fonların suç işlemek amacıyla kullanıldığını gösteren bir deli ortaya konulamamıştır. Bu kapsamda birtakım telefon görüşmelerine yer verilmekle birlikte bu görüşmelerde de herhangi bir şiddet eyleminin bu kuruluşlarca finanse edildiğine ilişkin bir içeriğe rastlanmamaktadır.”

(Kapaktaki çizim: Murat Başol)

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus