Eski HDP Milletvekili Altan Tan ile kayyum sonrası Kürtler ve siyaset üzerine söyleşi: “Devletin ve Kürt siyasetinin artık bir karara varması lazım”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

HDP‘de üç dönem milletvekilliği yapan ve 24 Haziran 2018 seçimlerinde Saadet Partisi’nden İstanbul milletvekili adayı olan Altan Tan, HDP’li üç büyükşehire kayyum atanmasını değerlendirirken, “Hiçbir şekilde demokrasilerde normal seçimlerin olduğu yerlerde kayyum atamaları meşru gösterilemez, kabul edilemez, tasvip edilemez. Artık bu tekrar tekrar denenen meselede bir karara varmanız lazım. Devletin Kürt siyasetinde artık bir karara varması lazım” dedi. Tan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kayyum protestoları için, “Sokağı doğru bulmuyorum” sözlerini de değerlendirirken, “En fazla sokakta hak arayan da Sayın Kılıçdaroğlu’dur. O meşhur Ankara’dan İstanbul’a yaptığı yürüyüş sokakta hak arama yürüyüşüne bir örnektir. En ciddi etki de CHP’nin sokağı doğru kullanmasında oldu” diye konuştu.

AKP içerisinde yaşanan tartışmalar ve Ahmet Davutoğlu’nun “7 Haziran-1 Kasım tarihleri arasında yaşananlarla ilgili konuşursam birileri insan içine çıkamaz” sözleri ile ilgili ise Tan, şunları söyledi:

“Ne olduysa çıkıp söyleyin. Bir de sizin sorumluluğunuzdandı. Siz o dönem başbakandınız ve hükümeti kurmak sizin sorumluluğunuzdaydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin en karanlık dönemlerinden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasıdır. Bu cümleyi kendisi de kullanıyor işte, ‘kritik’ diyor. Bunun açıklanması lazım.”  

Altan Tan, HDP’li üç büyükşehirin belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanması, gösterilen tepkiler, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun kayyum atamaları ile ilgili açıklamaları, AKP’de yaşanan tartışmalar ve eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun son açıklamalarını değerlendirdi. Tan’ın konuşmasının satır başları şöyle:

“Kayyum atamaları meşru gösterilemez, kabul edilemez”

“Hiçbir şekilde demokrasilerde normal seçimlerin olduğu memleketlerde kayyum atamaları meşru gösterilemez, kabul edilemez, tasvip edilemez. İlk başta bunu söyleyelim. Fakat çok enteresan bir şey, Türkiye siyaseti kendisini sürekli tekrarlıyor. Araplar’ın çok meşhur bir atasözleri var. Diyorlar ki; denenmişi deneyene pişmanlıktan başka bir şey kalmaz. Kürt siyasetinin legal olarak parlementoda temsili 1987 seçiminden sonra oldu. O zamandan beri her seferinde bir şekilde parlementoya girmek isteyenlerin yolu, belediyelere girmek isteyen Kürt siyasetinin yolu kesildi. İddia ne? İşte bunların terörle iltisakları, bağlantıları var. PKK işte bu partileri ve belediyeleri yönetiyor, dolayısıyla biz de buna müdahale ediyoruz diyorlar. Ama, bunu bir sefer tekrarladınız, iki sefer tekrarladınız, üç sefer tekrarladınız artık bu konuda bir karar sahibi olmanız lazım. Demokratik kanalar açık tutulacak mı tutulamayacak mı? Seçimle gelen ne şekilde gidecek? Siz istediğiniz zaman işte duyumlar ve MİT raporları ile bunları alabilecek misiniz? Artık bu tekrar tekrar denenen meselede bir karara varmanız lazım.”

“Devletin ve Kürt siyasetinin bir karara varması lazım”

“Devletin ve Kürt siyasetinde artık bir karara varması lazım, bakın AK Parti de demiyorum. Bu iş nasıl olacak, işte baskı ile inkâr ile soruşturma ile ceza ile mi bu işler devam edecek, yoksa doğru düzgün demokratik kurallarla mı devam edecek, karar verilmesi lazım. Devletin Kürt siyasetine ilişkin de artık doğru düzgün bir master planının olması lazım. Kürt siyasetine gelince biz bunları tekrar tekrar söylüyoruz ifade ediyoruz. Bunları söyleyince Kürt siyasetindeki trollerden büyük tepki alıyoruz. Silahın dönemi bitti. Yani silahla, çatışma ile artık Türkiye’de Kürtler’in varabileceği bir yer yok. Bunu söyleyenler linç ediliyorlar. Kimler tarafından? Bu silahı kullananlar ve onların trolleri tarafından. Osman Baydemir de bir dönem bunu söyledi, sonra bir üstüne gittiler bir beş sene sesini çıkarmadı bir daha. Kürt siyasetinin de artık Türkiye’de bir karara varması lazım ben bunu her fırsata söyleyenlerdenim bütün tepkilere rağmen. Artık demokratik siyasetin zamanı gelmiştir geçmiştir. Mesela 7 Haziran seçimleri bunun en iyi örneğidir. 80 Milletvekili ve 102 belediye ile çok büyük güç kazanıldı. Bundan daha büyük bir güç yok. Bunu devam ettirmek lazım.”

“Kılıçdaroğlu ikircikli bir tavır içinde, sokakta hak arayan Kılıçdaroğlu’dur”

“Türkiye’de, AKP, MHP, BBP ve Vatan Partisi ile birlikte bir blok oluştu. Bu bloğun karşısında ise CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, örtülü olarak da olsa HDP bir ayrı blok oluşturdu. Bu blok son yerel seçimlerde çok ciddi bir başarı elde etti. AKP-MHP’nin elindeki birçok belediye öbür bloğa geçti. Şimdi bu bloğun çatlamaması lazım. Ama öyle sıkıntılı durumlar var ki. İşte sürekli PKK ile iltisaklı olduğu öne sürülen bir HDP var, bir tarafta işte MHP’den gelen bir İYİ Parti var, bir tarafta ise ulusalcıların içinde olduğu bir CHP var. Kılıçdaroğlu’nun bu açılımını içine sindiremeyen de ciddi bir kesim var CHP içinde. Bunların yan yana bulunmasında ve devam etmesinde de ciddi sorunlar var. Onun için Kemal Kılıçdaroğlu böyle ikircikli bir tavır içerisinde. Hani, ne şiş yansın ne kebap; hem İYİ Parti elde tutulsun hem CHP içerisindeki ulusalcılar fazla tepki göstermesin. Onun için HDP ile olan, Kürt siyaseti ile olan söylemini, ilişkisini kendince böyle elinden geldiğince ürkek bir çizgide götürüyor. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu da çok eleştirmiyorum. Yani durum bu. Bir başkası olsa ne yapabilir? İçinizden gelen her türlü tavrı koyabilirsiniz ama ertesi gün de o ittifakınızı dağıtırsınız. Yani bu kadar açık konuşmuyor kimse. Ama tabii Kılıçdaroğlu’nun ‘Sokakta hak aranmaz’ lafı doğru değil. Hak sokakta da aranır. En fazla hak arayan da Sayın Kılıçdaroğlu’dur. O meşhur Ankara’dan İstanbul’a yaptığı yürüyüş sokakta hak aramaya bir örnektir. En ciddi etki de CHP’nin sokağı doğru kullanmasında oldu. Sokaklar yakılmaz, yıkılmaz ama dünyanın her yerinde en demokratik muhalefet sokakta olur. Türkiye’de Kürt siyaseti silahsızlanmadıkça, PKK bu durumunu 2013 konseptine yani silahların taktik olarak değil startejik olarak susturulmasına getirmediği müdetçe, Türkiye’de bu ürkeklik devam edecek. Kılıçdaroğlu’na kızın, ona şunu deyin ama şöyle bir durum da var. Türkiye’de bu silahlı mücadele devam ettiği sürece, tırnak içinde söylüyorum kimse daha fazla cesur olamaz.”  

“7 Haziran ve 1 Kasım tarihleri arasında çok konuştuk ama tasfiye edildik”

“Hem hayretler içerisindeyim hem de büyük keyif alıyorum işin bu noktaya gelmesinde (AKP’deki tartışmalar ve Davutoğlu’nun açıklamaları). Ben o dönemde en fazla konuşanlardan biriyim. 7 Haziran ile 1 Kasım arasında en çok konuşanlardan biriyim. Türkiye’nin beş büyük gazetesinde tam sayfa röportajlarım çıktı. Şunu söyledim: 7 Haziran seçimleri ile Türkiye’de Erdoğan hükümeten indirildi, başkanlık bir hayal haline geldi. Ama korkarım ki bu hendek olayları ile ve yeni başlayan süreçle, özerklik ilanları ile Kürt siyaseti Tayyip Erdoğan’ı tekrar başkan yapacak. Bunlar gazete küpürlerinde duruyor, Türkiye’nin beş büyük gazetesinde. Bir senaryo oynandı bu tarihler arasında. Benim gibi bu senaryoyu yazanlar da, hem Kürt siyasetinin trolleri hem de AKP’nin trolleri tarafından linç edildik. Ve benim gibiler tasfiye edildiler.” 

“Evet terör bilerek köpürtüldü, Sayın Davutoğlu’nun çıkıp anlatması lazım”

“Şimdi o dönemin başbakanı o dönemin birinci sorumlusu çıkıp diyor ki: “Ben o dönemi açıklarsam, birileri insan içine çıkamaz. İnsan yüzüne bakamaz.” Şimdi de buna uygun bir ingiliz atasözü var. Diyor ki: ‘Gece yarısından sonra yenilen yemekten sonra günaydın.’ E, peki siz o dönemin başbakanıydınız. Bütün bu olup bitenlerin göbeğindeydiniz. Birincisi şunu açıklayın, neler oldu. Yani bizim bildiğimiz ve o gün söylediğimiz. Yani bu hendek olayları ile tırmanan şiddet ve terör olayları da devletin karşı şiddeti de bunların hepsi normal şartlarda cereyan edecek olaylar değil. Şimdi bugün yine AKP’nin trollerinden bir gazeteci diyor ki: Davutoğlu şunu mu demek istiyor: Bilerek terör küpürtüldü. Evet, bilerek o dönem olaylar küpürtüldü ama sayın Davutoğlu’nun çıkıp bunları anlatması lazım.” 

“7 Haziran- 1 Kasım Türkiye Cumhuriyeti’nin en karanlık dönemlerindendir”

“Devlet tarafında neler oldu, PKK cenahında neler oldu. Çıkıp anlatması lazım. İşte ben söyledim, anlayan anladı. Bu şantaja girer. Bu yargıya taşınırsa bildiklerini saklamaktan yardım ve yataklığa girer. Yani suçu ve suçluyu gizlemeye girer. Eğer varsa bir suç -ki siz iddia ediyorsunuz- ben o dönem en çok feryat edenlerdendim. Ama destek görmeyenlerdenim. Ne olduysa çıkıp söyleyin. Bir de sizin sorumluluğunuzdandı. Siz o dönem başbakandınız ve hükümeti kurmak sizin sorumluluğunuzdaydı. E, bunların hepsini Gülen cemaatine ciro etmek en kestirme yol. Peki ciro ettiniz, sizin olan bitenden hiç haberiniz olmadı. Tabii herkes yazıp çiziyor ama Sayın Davutoğlu’nu çıkıp doğru dürüst konuşması lazım. Ben de ifade ediyorum, bugün de bir tarih yazılsa yarın da bir tarih yazılsa da -aslında yazıldı da- Türkiye Cumhuriyeti’nin en karanlık dönemlerinden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasıdır. Bu cümleyi kendisi de kullanıyor işte, ‘kritik’ diyor. Bunun açıklanması lazım.” 

“Tartışmalar AKP’yi etkiler, halkın yararına olur”

“Şimdi bu tartışmalar AKP’yi tabii ki etkiler. Gizli kapaklı kalmış -gizli kapaklı derken halkın bilmediği- aslında devletin kaynaklarında, hafızalarında bu vardır. Bugün Osmanlı Devleti’nin 1516’da Diyarbakır, Hasankeyf ve Cizre’de yaşananlar bile kaynaklarda, arşivlerde vardır. Bu tartışmalar aynı aile içi tartışmalarda olduğu gibi birbirine düşürür ama bana göre bu halkın yararına olur. İşte bazıları da diyor ki, bu devlet adamlığına sığmaz. İşte, ne olduysa gizli kalması lazım. Niye gizli kalsın kardeşim, bunun bedelini halk ödüyor. Onbinlerce insan canını kaybediyor.  Yüzbinlerce insan malını kaybediyor. Hem malını hem canını kaybeden, huzurunu kaybeden ayrı. Bu tartışmalar bir şekilde gizlenen, saklanan gerçekleri ortaya çıkarır. Halkın yararına olur ama işte AKP’nin zararına mı olurmuş, Kürt hareketi içinde bazı karanlık odakların zararına mı olurmuş, bunun da hesabını kendileri versin, cezasını kendileri çeksin.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus