Avrupa’daki mültecilerin travmaları: “Kendimi kapana sıkışmış bir fare gibi hissediyorum”

Ülkelerinden kaçıp Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan mülteciler için, ruh sağlığı, oldukça kritik bir konu. Birçoğu kendini, halen unutamadıkları trajik deneyimlerini her gün tekrar tekrar hatırlarken, göçmen politikalarının belirsizliği içinde hem fiziksel hem de ruhsal açıdan kapana sıkışmış hissediyor.

Fotoğraflar: Christian Sinibaldi

Haber: Guardian

Azar, 16, İran

Azar, 2018’de İran’dan kaçarak Bosna üzerinden Hırvatistan’a ulaşmaya çalışırken yakalandı ve yetkililer onu babasından ayırdı. Şu an Sırbistan’ın Belgrad şehrinde sokakta hamburger satarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Bu işten, aylık yaklaşık 350 euro kazanıyor. Saçlarına aklar düşmeye başlamış, öfkesini kontrol etmek için yoğun çaba harcıyor: “Çok fazla şey yaşadım. Zihnim hâlâ tanık olduklarımla ve bizzat yaşadıklarımla baş etmeye çalışıyor.”

Aaras, 22, Afganistan

İkisi de avukat olan babası ve abisi, Taliban tarafından işkence görmüş. Adaletsizlikten bıkan Kâbilli genç şair Aaras, henüz 17 yaşındayken Taliban rejiminin bağnazlığını ve aşırılıklarını eleştiren bir şiir yazdı. Bu şiiri Taliban’ın eline geçince Aaras, Afganistan’dan kaçmak zorunda kaldı. Balkanlar’a yaptığı uzun ve zahmetli yolculuğun ardından 2016 sonbaharında Sırbistan’ın Belgrad şehrine ulaştı. Şu an ciddi seviyede obsesif kompülsif bozukluk hastası ve endişe krizleri yaşıyor. 

Asadi, 45, İran

45 yaşındaki Asadi, eşi Latife ve iki çocuğuyla birlikte iki yıl boyunca Bulgaristan’daki bir göçmen kampında yaşadı. Asadi’nin elleri bu zorlu yolculuğun ardından olağandışı bir şekilde titremeye başladı. Bir dizi testten sonra, Parkinson teşhisi konuldu. Ancak kimi doktorlar, bu durumun yaşadığı yoğun stresten kaynaklandığını düşünüyor.

Moona, 33, İran

33 yaşındaki Moona, cinsiyet geçiş ameliyatı olmadan önce İran’da bir üniversitede profesör olarak çalışıyordu. Evli ve bir kız çocuğu sahibiydi. 2015 yılında “erkek bedeninde yaşamaktan” bıktığını açıkladı. İşinden kovuldu ve 2018’de ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Şu an Sırbistan’ın Belgrad şehrinde savunmasız insanlar için oluşturulan güvenli bir evde yaşıyor. Panik atak ve endişe krizleriyle baş etmeye çalışıyor. 

Ahmet, 16, Afganistan

Ahmet, henüz küçük bir çocukken, annesinin, babasının ve kız kardeşinin öldürülmesine tanık oldu ve Afganistan’dan kaçtı. İran’a ulaştıktan sonra, çoğu Afgan çocuk gibi evsiz kaldı ve iki yıl boyunca sokakta yaşadı. 2018’de Sırbistan’ın Belgrad şehrine geçti. Yoğun depresyonun etkisiyle kendisine zarar vermeye çalıştı ve birkaç kez intihara teşebbüs etti. Şu an 16 yaşında ve okula gidiyor, zamanının çoğunu Sınır Tanımayan Doktorlar kuruluşunun kliniğinde tanıştığı göçmenlerin portrelerini çizerek geçiriyor. En büyük hayali, çizdiği bu portreleri şehrin galerilerinde sergileyebilmek.

Abdul Selam, 36, Yemen

Abdul, memleketi Suudi bombaları altında kaldığı için herhangi bir yere “ev” diyebilecek durumda değil. Olağanüstü yolculuğu, onu Yemen’den Malezya’ya, ardından Sudan, Ermenistan, Mali ve Fas’a götürdü. 2018’de Belçika’nın başkenti Brüksel’deki bir göçmen kampına getirildi. Buradaki iltica başvurusu reddedildi. Belçika, onu İspanya’ya geri göndermekle tehdit etti. Türlü uyku bozuklukları ve sık sık panik ataklar yaşıyor. Yeniden iltica başvurusuna hazırlanırken tek yapabildiği sokaklarda gezinerek bir şeylerin değişmesini beklemek. 

Muhammet, 36, Afganistan

Kayınpederi, evliliğini onaylamadığı için gözlerinin önünde babasını ve kız kardeşini öldürdü. Onu da öldürmeye çalıştı ama mucizevi bir şekilde, vücuduna isabet eden kurşuna rağmen hayatta kalmayı başardı. Muhammet, bu olaydan sonra karısını ve iki çocuğunu bırakıp ülkesi Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldı. Şu an Belçika’nın başkenti Brüksel’de yaşıyor. Polisler tarafından defalarca dövüldüğünü söyleyen Muhammet, intihar düşüncelerinden kurtulmayı başaramadığını da ekliyor.

Müntazer, 30, Güney Sudan

Müntazer, henüz 13 yaşındayken, Sudan’ın Darfur bölgesinde çocukların ve kadınların öldürülmelerine tanık oldu. Muhalifleri desteklediği iddiasıyla atıldığı hapishanede aylarca işkence gördü. 2016’da Güney Sudan’dan kaçtı, çölü geçerek Libya’ya ulaştı. Birkaç ay sonra Sicilya’ya giden bir bota bindi ve Alpler’e geçti. Şu an Belçika’da sokaklarda yaşıyor ve travma sonrası stres bozukluğuyla baş etmeye çalışıyor. 

Zekrullah, 20, Afganistan

Afganistan’da doğup İran’da büyüyen Zekrullah, 14 yaşındayken Tahran’dan kaçmak zorunda kaldı. 2016’da Balkanlar’ı geçerek İsveç’e ulaştı. İki yıl önce, İsveç’teki binlerce Afgan’ın geri göndereceği haberini alınca kaldığı göçmen kampını terk etti ve ormana giderek intihara teşebbüs etti. Şu an mülteci statüsüne kavuşmayı bekliyor.

Reza, 20, Afganistan

Afganistanlı bir Hıristiyan olan Reza, Taliban’ın Hıristiyanlara karşı uyguladığı baskıya dayanamayıp ailesi ile birlikte Pakistan’a kaçmak zorunda kaldı. Fakat dini baskılar orada da ailenin peşini bırakmadı. Reza, şu an İsveç’in Göteborg şehrinde yaşıyor. Ailesiyle beş yıldır hiçbir iletişim kuramadığı için onlara ne olduğunu bilmiyor. İltica başvurusunun kabul edilmeyeceği düşüncesiyle yoğun endişe ve stres yaşıyor, geceleri uyumakta zorluk çekiyor.

Ali, 20, Afganistan

Afganistan’da doğup İran’da büyüyen Ali, İran ajanları tarafından günlerce işkence gördü ve ona ülkeyi terk etmesi için yalnızca üç hafta verildi. Bu çıkmaz içinde umutsuzluğa kapılıp intihara teşebbüs etti. Yanındakilerin yardımıyla kurtuldu, bir süre psikolojik destek aldı ve sonunda İsveç’e kaçtı. İsveç hükümeti Ali’nin iltica başvurusunu reddetti. Şu an kendisine sığınma hakkı verilmesini bekliyor. 

Maha, 23, Suriye

Eski bir hemşire olan Maha, kanlı iç savaş yüzünden ülkesi Suriye’den Yunanistan’a kaçmak zorunda kaldı. Şu an Atina’da yaşıyor. Mültecilerin yaşadığı acıları anlatan bir kitap yazmayı düşünüyor. Hislerini şu sözlerle anlatıyor: “Savaşı her gün yeniden yaşıyor gibi hissediyorum. Ama bu sefer savaş, zihnimde yaşanıyor.”

Argavan, 46, İran

Eski bir sürüş eğitmeni olan Argavan, Tahran’daki bir komünist hareketin parçasıydı, siyasi liderleri tutuklandıktan sonra aniden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ve Almanya’ya kaçtı. Kızını ve oğlunu iki yıldır göremiyor. Günleri köpeğini gezdirerek ve sonradan ortaya çıkan diyabeti için bir doktora görünerek geçiyor. Şu an içinde bulunduğu durumu ise şu sözlerle anlatıyor: “Komünizmde kendimi bulmuştum. Ateist ve feminist olarak yaşayabilmek isterdim. Ama kendimi şu an burada kapana sıkışmış bir fare gibi hissediyorum.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar