2014’te kendini halife ilan etmesinden beş yıl sonra, Nisan 2019’da kamera karşısına geçip görüntüsünü dünyayla paylaşan IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi, kısa süre içindeki ikinci mesajını bu hafta içinde yayınladı. Toplumsallık duygusu ve davet vurgusunun dikkati çektiği mesaja Türkiye’den gelen destek görselleri ise kamuoyunu, “IŞİD’in uyuyan hücrelerinin tüm Türkiye’ye yayılmış olduğu” konusunda endişelendirdi. IŞİD’in yıllar içinde edindiği sosyal medya kampanyası tasarlama becerisi düşünüldüğünde, kampanyanın yankısının, IŞİD’in Türkiye’deki güncel tabanını olduğundan geniş gösterdiği düşünülebilir. Fakat Türkiye’de değişen güvenlik hassasiyetine rağmen IŞİD destekçisi şahıs ve grupların varlığı da yabana atılmamalı.

48 yaşındaki IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi, 4 Temmuz 2014’te Musul’daki Ulu Cami’de verdiği hutbenin ardından yıllar boyunca gözlerden uzak kalmış, örgütün Suriye ve Irak’taki geniş topraklarda egemenlik kurduğu dönemde hiç görüntü vermemişti. 29 Nisan 2019’da bir video yayınlayarak hayatta olduğunu ortaya koyan el-Bağdadi’nin bir sonraki sesli mesajı 16 Eylül 2019’da IŞİD’in en köklü medya kanadı al-Furqan Media tarafından servis edildi. Bağdadi 30 dakikalık ses kaydında IŞİD için Suriye ve Irak’ın ne kadar önemli olduğunu vurgularken özellikle IŞİD yanlısı gruplara, diğer Müslümanlar’ı davalarına davet etme çağrısı yaptı. Ses kaydının yayınlanmasının ardından Türkçe konuşan IŞİD destekçileriyse, üzerinde “Türkiye Vilayeti”, halifeliğin sona ermediğine ilişkin ifadeler ve bulundukları kentler yazılı notları sosyal medyada paylaştı. Bu paylaşımlar güvenlik endişelerine yol açtı.

Türkiye’den geldiği iddia edilen destek fotoğraflarından ne anlamalı?

Türkiye’deki IŞİD destekçilerinin sosyal medyadaki varlığı 2013’ten beri tartışılıyor. 2013-2016 döneminde özellikle Twitter’da oldukça yoğun biçimde propaganda yapan, Kürt siyasi gruplara yakın kişilerle sıkça tartışan destekçiler, 2016 itibarıyla Türkiye’deki güvenlik kuruluşlarının IŞİD’le mücadeleyi artırması sonrasında çevrimiçi varlıklarını azalttı.

IŞİD yanlısı içerikler Türkçe konuşulan sosyal medya ağlarından tam anlamıyla silinmedi. Fakat Bağdadi’nin son mesajı sonrasında daha önce rastlanmamış bir sosyal medya kampanyasının yürütülmesi, 2015-2017 dönemindeki şiddet eylemlerinin etkilerini henüz üzerinden atamayan toplumu endişelendirdi.

Bağdadi’nin ses kaydının yayınlanmasının üzerinden çok süre geçmeden, kağıt parçalarına ya da defterlere yazılmış IŞİD yanlısı notların görüldüğü fotoğraflar sosyal medya ağlarında yayılmaya başladı. Bugün itibarıyla bu fotoğrafların sayısı hemen hemen 40’a ulaştı.

Kampanyanın kurgulanma yöntemlerini anlamak için görsellerin ilk kaynaklarının tespit edilmesi gerekiyordu. Bunu yapmakta tam olarak başarı kaydettiğim söylenemez. 16 Eylül 2019’da Bağdadi’nin ses kaydının yayınlanmasından sonra ortaya çıkan fotoğrafların özellikle Twitter’da dolaşıma girmesiyle birlikte, görsellerin ilk yayınlandığı Twitter hesaplarını araştırdıysam da sadece birkaç otantik kaynak hesaba ulaşabildiğimi, bu hesapların da hızla kapandığını söylemeliyim. Geçmiş propaganda kampanyalarına bakılırsa, bu görsellerin de IŞİD tarafından kullanılan Telegram kanallarında toparlanıp sonrasında yeni açılmış Twitter hesaplarından yaygınlaştırılmış olması muhtemel.

IŞİD medya sorumluları –Bağdadi ses kaydının yayın saatiyle koordineli biçimde– takipçilerden notlar hazırlayıp fotoğraflar çekmelerinin istemiş, toplanan görsellerin de yeni açılan Twitter hesaplarından dağıtılmasını sağlamış olmalılar.

Dolaşıma giren görsellerin çoğunda, konum belirlemeye yetecek kadar veri bulunmuyor. Önemli kısmı kapalı ortamları gösteren, çekildiği coğrafyaya dair konum içermeyen fotoğraflara bir istisna Konya’dan geldi. Konya kent merkezinde, Alaaddin Tepesi’nden aşağıya uzanan, Mevlana Caddesi’ne bakan merdivenlerde çekildiği anlaşılan fotoğrafta görülen notta, “Konya Vilayeti,” “Bağdadi’ye hediye,” “Yakında inşallah” ifadelerinin bulunduğu görülüyordu.

Konya’nın en merkezi noktalarından birinde fotoğraf çekerek kampanyaya katılmayı tercih eden kişi, çok geçmeden Konya Emniyeti tarafından yakalandı. Konya Valiliği ertesi gün, “16.09.2019 Pazartesi günü üzerinde Arapça ‘Yakında İnşallah’ ibareli DEAŞ Terör Örgütü yanlısı yazılar bulunan kağıt ile ilimiz Alaaddin Tepesi bölgesinde fotoğraf çekerek sosyal medya üzerinden paylaşan şahıs, 17.09.2019 tarihinde güvenlik güçlerimiz tarafından yakalanmış olup, şahsın anılan terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarına yönelik çalışmalara devam edilmektedir” açıklamasını yaptı. Kampanyanın kimler tarafından nasıl organize edildiğini ve hangi araçlar kullanılarak yaygınlaştırıldığını kesin olarak ortaya çıkaracak deliller, yakalanan kişinin elektronik haberleşme cihazlarında yapılacak incelemeyle bulunabilir.

Fotoğrafların kaynağının Türkiye olduğunu ispatlamak mümkün değil

Paylaşılan notlarda Konya dışında Ankara, İstanbul, Bursa, Çanakkale, Malatya, Mardin, Şanlıurfa, Ege, Kuşadası, Trabzon, Adana gibi coğrafi konumlara yer verildi. Ancak Konya’da çekilen fotoğraf ve birkaçı haricinde, bu fotoğrafların ileri sürülen mekanlarda çekildiğini gösteren otantik bir ayrıntı yer almıyordu. Dolayısıyla özellikle başta mühimmat ve patlayıcılarla birlikte çekilmiş fotoğraflar olmak üzere, görsellerin Türkiye’de çekilmemiş olabileceği ihtimali değerlendirilmeli. Yani şarjörler, mühimmat ve el bombalarıyla fotoğraflanmış notlar, Türkiye’de silahlanmış IŞİD hücreleri bulunduğuna ilişkin kesin kantılar olmaktan çok uzak.

“Türkiye Vilayeti” vurgusu

Öte yandan notlarda sıkça görülen Türkiye Vilayeti ifadesi, Bağdadi’nin 29 Nisan 2019’da yayınlanan videosundaki görüntülerle ve sonrasındaki gelişmelerle tutarlı. 29 Nisan’da yayınlanan 18 dakikalık videoda Ebubekir el-Bağdadi’nin, üzerinde Türkiye Vilayeti yazan bir dosyayı kurmaylarından aldığı görülüyordu. IŞİD’in vilayetleri arasında Türkiye’yi de sayması, Türkiye’de artık IŞİD liderliğinin emirleri doğrultusunda çalışan yeni bir hiyerarşi kurulmuş olabileceğini düşündürmüştü.

Bağdadi’nin bu örtük mesajı sonrasında Temmuz 2019’da Amaq Haber Ajansı tarafından yayınlanan yeni bir videoda, Ebu Katade el-Türki isimli bir kişi ve beraberindekiler, yapılan Türkçe bir açıklamanın ardından el-Bağdadi’ye biat yemini ederken görülüyordu. Konuşmalarda Türkiye Vilayeti sözü geçmese de video boyunca sağ üst köşede Türkiye Vilayeti yazılı bir mühür bulunması, bu biat açıklamasının el-Bağdadi’nin işaret ettiği Türkiye Vilayeti’ne dahil kişilerden geldiği kanısını uyandırıyordu.

Bu iki gelişmenin ardından, el-Bağdadi’nin yeni ses kaydı sonrasında yaygınlaştırılan görsellerde de ağırlıklı olarak Türkiye Vilayeti ifadesinin görülmesi, kampanyanın IŞİD liderliği koordinasyonunda gerçekleştirilmiş olabileceği şüphelerini artırıyor.

Bir varsayım: Koordinasyon dışında zayıf katılım

Koordine edilmiş olma ihtimali çok yüksek olan ilk dalga görsellerin ardından, otantik sosyal medya kullanıcılarından kampanyaya çok az destek geldi. Görselde, kampanyaya destek vererek kendi mesajını bir bıçak eşliğinde fotoğraflayıp yayınlayan otantik bir sosyal medya kullanıcısının paylaşımları görülüyor. Soldaki paylaşımda yer alan “Vallahi intikamımızı alacağız, bir mühlet sonra olsa da intikam alacağız” ifadesine aynı kullanıcının daha önce attığı bir tweet’te de (sağda) rastlanması, paylaşılan kampanya görselinin bu sosyal medya kullanıcısı tarafından hazırlanmış olabileceğini düşündürüyor.

Kampanyanın koordinasyonun ardından dalgalar halinde genişlememiş oluşu ise toplumun güvenlik endişelerine kapılan kesimlerini rahatlatmalı.

Bu tip sosyal medya kampanyalarında hedeflenen, ilk koordinasyon sırasında ana hatları (“Yakında, yakında,” “Baqiyah,” “Türkiye Vilayeti,” “Yapacağınızı yapın” gibi ifadelerin koordinasyon tarafından taklit edilmek üzere ilk dalga görsellerde sıkça kullanıldığı söylenebilir) oluşturulan içeriğin, koordinasyona dahil edilmeyen bireyler tarafından taklit edilerek varyasyonlarının yaratılması ve kampanya içeriklerinin katlanarak artması. Ancak bu defa ilk ortaya çıkan görseller kümesine yeni katılımlar oldukça sınırlı kaldı.

İlk paylaşım dalgası ardından kampanyaya katılan gerçek kişi/otantik kişi (sosyal medya hesaplarını mahlas ya da künyelerle kullansalar da hesapları incelendiğinde girdikleri etkileşimler, yaptıkları paylaşımlar bakımından pek çok hesabı anonim ya da bot sosyal medya hesaplarından ayırmak mümkün; dolayısıyla yasal kimliklerini kullanmasalar bile bu hesapların gerçek kişilerce kullanıldığı ileri sürülebilir) sayısının çok az oluşu birkaç şeyi gösteriyor olabilir. Ya daha önce destekçi olan kişiler IŞİD’in davasına olan ilgilerini kaybedip örgüte mesafelendi ya da böyle bir kampanyaya katılmanın sağlayacağı faydanın güvenlik riskleriyle dengelendiğini düşünmediler; diğer bir deyişle kampanyaya katılmanın olası maliyetlerinin fazla olacağını öngördüler.

Her iki varsayımın da IŞİD yanlısı şiddet eylemlerinden çekinen toplum adına olumlu olduğu vurgulanmalı.

Suriye ve Irak’taki geniş topraklarda hakimiyet kurduğu dönemde Türkiye’deki Selefi komüniteyle kurduğu ortaklıklar artan IŞİD, SDG ile IŞİD Karşıtı Küresel Koalisyon’un askeri baskısının artmasından sonra Türkiye’deki destekçilerinden beklediği katkıları alamadı. Mücahitler ve aileleri Suriye ve Irak’taki tehlikeleri görünce Türkiye’de yaşamaya devam etmeyi tercih etti ve 2015 sonrasında Türkiyeli Selefi gruplar ile IŞİD arasındaki görüş ayrılıkları da (bu görüş ayrılıklarının bir kısmı daha önce de vardı ama üzerinde çok durulmuyordu) belirginleşti.

Öte yandan 2016’nın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de güvenlik kuvvetleri de IŞİD’le mücadelede daha önleyici bir politika izlemeye başladı. 2015 ve öncesinde IŞİD’e karşı güvenlik konsepti dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun, “Türkiye’de bulunan canlı bombaların isim listesi elimizde, ancak eylem yapılmadıkça tutuklayamıyoruz” sözleriyle özetlenebilirken, 2016 sonrası ve bugünse suç ya da iltisak şüphesi IŞİD karşıtı mücadelede çoğu zaman yeterli kabul ediliyor. Konya’daki fotoğrafı çeken kişinin bir gün içinde yakalanıp gözaltına alınması da bu dönüşümün ifadelerinden biri.

Suriye ve Irak’a dönen odak

16 Eylül 2019’da yayınlanan ses kaydında el-Bağdadi’nin odağında Suriye ve Irak’taki askeri operasyonlar ile küresel düzeyde takipçilere verdiği dine davet öğütleri vardı.

Siyasal ve askeri gelişmeler konusunda el-Bağdadi’nin anlattıkları aslında IŞİD’in düzenli olarak yayınladığı el-Naba [Rapor] isimli haftalık bültenlerinde sıklıkla yayınlanan bilgilerdi.

Buna karşın, yayınlanan son videosunda IŞİD’i toprağa bağlı olmayan, tüm dünyadan toplulukların biat ettiği küresel bir yapı olarak yeniden kurgulama gayreti içinde görülen el-Bağdadi’nin, güncel mesajında Suriye ve Irak’a biraz daha odaklanmış olduğu görülüyor. Halifeliğin merkezinin Suriye ve Irak olduğunu bildiren Bağdadi, IŞİD’in burada bitmemiş işlerinin bulunduğunu, örgütün bu coğrafyada hâlâ belirli ölçüde bir örgütleme kapasitesine sahip olduğunu düşünüyor olmalı.

IŞİD’in el-Naba [Rapor] broşürünün Ağustos 2019’da yayınlanan iki nüshasından operasyon sayıları, verilen zararlar ve operasyonların yerlerini gösteren grafiklere göre, örgütün askeri hedefleri hâlâ yoğun olarak Suriye ve Irak’ı içeriyor.

Elinde tuttuğu son toprak parçası olan Bağuz’u yitirdikten sonra Suriye ve Irak’taki stratejisini yıpratma savaşına çeviren IŞİD, el-Naba’ya göre Ağustos 2019’da sayıca en çok askeri operasyonu Irak ve Şam (Suriye) vilayetlerinde gerçekleştirdi. Bir başka deyişle, topraksız döneme girilmesiyle birlikte artan küreselleşme iddiaları, önem kazanan Afrika ve Asya vilayetlerine karşın IŞİD’in askeri odağında hâlâ Suriye ve Irak var.

Suriye’de kalmak konusunda kararlı olan Nusra Cephesi gibi, IŞİD de küresel ağını genişletirken (bu mesajında el-Bağdadi IŞİD’in küresel ağlarındaki yerel komünitelerindeki kişilere bulundukları yerlerde eylem yapmalarından çok, ağlarını genişletme mesajı veriyor) bir yandan da Suriye ve Irak’ta daha köklü hale gelmek niyetinde olabilir. Yıpratma savaşı taktiğini devreye sokması, insan kaynağı olarak zayıfladığı dönemde bile IŞİD’in kayıpları göze alarak bu hedefi gerçekleştirme kararlılığında olduğunu gösteriyor. Ses kaydında Bağdadi bu konsepti “Yıpratma çarkı Allah’ın izniyle her gün farklı cephelerde dönmeyi sürdürüyor” sözleriyle açıklıyor.

Bu hedef IŞİD’in uzun savaş doktriniyle de uyumlu gözüküyor. Batı ülkelerinde gerçekleştirilecek şok eylemlerle hicreti ya da ilgili ülkelerdeki radikalleşmeyi artırabilecek taktiklerdense, Suriye ve Irak’taki yerel varlığını sürdürmeye yönelik tedbirler şu sıralar IŞİD tarafından daha çok önemseniyor olabilir. Üstelik aşağıda değineceğim hapishane ve kampların durumu, Suriye ve Irak’ı olası bir radikalleşme sıcak alanına çevirirken bu hedeflere ulaşmak için uygun bir zemin bulunduğu da söylenebilir.

IŞİD’in el-Naba [Rapor] yayınıyla birlikte yaygınlaştırılan Birinci ve İkinci Yıpratma Savaşı broşürleri.

Kamp ve hapishaneler ilerleyen dönemde yeni söylemlerde yer bulabilir

Esaret altındaki eski savaşçıların ya da Suriye ve Irak’ta toprak egemenliğinin sürdüğü dönemde burada yaşamak üzere hicret eden kadın ve çocukların tutulduğu cezaevlerinden söz eden Bağdadi’nin, konuşmasının bu kısmında da Suriye ve Irak’ı merkezine aldığı ileri sürülebilir. “Hapishanelerde tutulan kardeşlerinizi serbest bırakmak için elinizden geleni yapın ve duvarları yıkın. Zor kullanarak serbest kalmalarını sağlayamıyorsanız fidye ödemekten çekinmeyin” diye konuşan Bağdadi, muhtemelen bu sözlerle Suriye ve Irak’taki kamplar ile hapishaneleri kastediyor.

Örneğin Suriye’deki el-Hol Kampı’nın kapasitesinin çok üzerinde kişiyi barındırması ve bu yüzden denetiminde yaşanan zorlukların, kampı potansiyel bir radikalleşme merkezi haline getirebileceğinden söz ediliyor. Human Rights Watch da IŞİD bağlantıları sebebiyle gözaltına alınan ya da tutuklanan çocukların ve yetişkinlerin gördüğü muamele hakkındaki endişelerini dile getiriyor.

IŞİD komuta kademesinde yer alan pek çok isim geçmişte, ABD’nin 2003’te kurduğu ve 2009’a dek idare ettiği Bukka Kampı’nda tutulmuştu. “IŞİD’in doğduğu hapishane” olarak ünlenen Bukka Kampı, IŞİD’in yabancı işkencecilerin Müslüman topraklara gelip yaptığı zulümler diskurunun unsurlarından birine dönüşmüştü. el-Bağdadi’nin şimdiden Suriye ve Irak’taki kamp ve hapishanelere atıf yapması, bu alıkoyma mekanlarının yakın gelecekte IŞİD’in veya aynı geleneğe dayanan örgütlerin diskurlarında yer tutabileceğini düşündürüyor.

Bukka Kampı’nda kılınan namazı izleyen bir ABD askeri (Fotoğraf: AP)

Kamplar ve hapishaneler, Suriye, Irak ve uluslararası komünite için uğraşması zor sorunlar içeriyor. Çatışma sonrası dönemdeki geçiş adaleti sürecinin kapsaması gereken çok konu var: Suriye İç Savaşı sürerken işlenmiş suçların tespiti ve etkin soruşturma ve adil yargılama, çocukların rehabilitasyonu ve suçtan uzaklaştırılması, yabancıların yargı statülerinin belirlenmesi (iade ya da uluslararası mahkemeler) gibi pek çok sorunsal, düzgünce çözülemediği takdirde büyümeye aday toplumsal meseleler. Ilımlılaştırma ve rehabilitasyon tedbirlerinin yoksunluğunda ya da suçların kurbanları adaletin tahsis edildiğine inanmadığı müddetçe, hapishaneler ve kamplar da bu sorunların odağında olmayı sürdürecek.

Bağdadi’nin hapishanelerden söz etmesinin pratik bir karşılığı var: Bu mekanlardan kurtarılabilecek her bir kişi IŞİD’in biraz daha güçlenmesi anlamına gelecek. Fidye ödenmesi yolunun açık bırakılmasının sebebi de şüphesiz bu. Ancak bu mesajla hapishanelerde ya da kamplarda tutulanlara bir moral desteği verilmek istendiği kadar, IŞİD destekçisi komünite ile özgürlüklerini yitirenler arasında bir bağ oluşturmaya çalışılıyor olabilir. Zira konuşmanın en can alıcı yerlerinde el-Bağdadi hep komünitenin birlikte kalması ve genişlemesi için çağrılar yapıyor.

Suriye’deki el-Hol Kampı (Fotoğraf: UNICEF)

Komüniteye davet çağrısı

Sünnet ehli kişilere davet götürülmesi gerektiğini söyleyen Bağdadi’nin “sünnet ehli” tanımlamasıyla tam olarak hangi grupları kastettiği biraz belirsiz fakat sesli mesajın devamında da davet çalışmalarından sıkça bahsediyor: “Özellikle de sıradan sünnet ehli; Ümmet’e yayılan cahillik dinin aslından farklı olarak yarattığı boyut, putperestlik, yeni adetler, mitler ve Allah tarafından gönderilmeyen şeyler sizin gözünüzden kaçmasa da onlara karşı kibar olun.”

Bağdadi’nin amaçları arasında, Suriye İç Savaşı süresince başka örgütlere katılıp IŞİD’e karşı savaşan Müslümanlar’ın IŞİD saflarına çekilmesi de bulunuyor. IŞİD’e karşı savaşan kişilerin ettiği tövbelerin kabul edilmesini öğütleyen Bağdadi takipçilerinden, dinle ilgili meseleler konusunda bu kişilere aktarımda bulunmalarını ve onlarla niçin savaştıklarını anlatmalarını istiyor. Bu hamle, önce Halep sonra İdlib’de sıkışan ve hâlâ içinde bulunduğu açmazdan kurtulamayan (önceden Cephetül Nusra olan) Heyet Tahrir el-Şam’ın temsil ettiği el-Kaide geleneğinin yerine, el-Bağdadi’nin küresel IŞİD ağlarını önerdiği, IŞİD’in bundan sonra daha kapsayıcı olmasını istediği şeklinde değerlendirilebilir. Bağdadi’nin, “Müslümanlar’a IŞİD’in mücadelesini anlatın” çağrısı, IŞİD’in bundan sonra davet ağırlıklı bir yerel siyaset izlemek isteyebileceğini öneriyor. Bağdadi’nin takipçilerine verdiği tavsiyeler arasında zulmetmemeleri ve örnek birer Müslüman olmaları da var. Bu öğütler de aynı stratejiyi güçlendiriyor.

Bağdadi’nin kamuoyuna dokuzuncu hitabı

Ebubekir el-Bağdadi, IŞİD Halifesi olarak hutbe verdiği ve ilk defa görüldüğü sefer de dahil olmak üzere, takipçilerine ve dünya kamuoyuna dokuz defa seslendi.

Ebubekir el-Bağdadi’nin Musul’da ilk defa IŞİD Halifesi olarak görüntülendiği kayıttan.

IŞİD lideri el-Bağdadi’nin kamuoyuna verdiği görüntülü ve sesli mesajlar şunlar:

4 Temmuz 2014: Musul Ulu Cami’de toplanan kalabalığa hutbe veren el-Bağdadi, kendini İslam Devleti Halifesi ilan etti ve dünyadaki Müslümanlar’ın desteğini istedi.

13 Kasım 2014: Musul’daki konuşması sonrasında Bağdadi’nin ilk sesli mesajı, bir ABD bombardımanı sonrasında Musul’da öldüğü söylentileri üzerine geldi. IŞİD lideri bu söylentilere değinmedi fakat konuşmasının odağında bombardımanlar vardı: “Obama 1,500’den fazla askerin, ‘askeri danışmanlar’ adı altında (Irak’a) gönderilmesini buyurdu çünkü Haçlılar’ın gece gündüz sürekli devam eden bombardımanları İslam Devleti’nin ilerleyişini önleyemediği gibi kararlığını da zayıflatmadı.”

14 Mayıs 2015: Toprak kazanımlarının devam ettiği dönemde gelen mesajda Bağdadi, kitleleri İslam Devleti’ne hicret etmeye ve savaşa katılmaya çağırdı: “Herhangi bir Müslüman’ın İslam Devleti’ne hicret etmemesi ve savaşa katılıp görevini yerine getirmemesi için hiçbir bahane yoktur. Sizleri ya burada ya da her neredeyseniz silahlanıp mücadele etmeye çağırıyoruz. Bu İslam Devleti’nin savaşı değildir, bu tüm Müslümanlar’ın savaşıdır fakat savaşta başı İslam Devleti çekmektedir. Bu Müslümanlar’ın kafirlere karşı savaşıdır.”

26 Aralık 2015: İslam Devleti’nin karşılaştığı baskı artar, askeri başarısızlıklar sıklaşırken yeni bir sesli mesaj yayınlayan Bağdadi, kararlılık mesajı verdi: “Emin olun ki devletinizin durumu iyi ve Allah kullarını zafere ulaştıracaktır. Savaş ne kadar yoğunlaşırsa, devletimiz o kadar daha güçlü ve temiz hale gelmektedir.”

2 Kasım 2016: Koalisyon güçleri, SDG ve Irak ordusuyla aynı anda savaşan IŞİD’in toprak kayıplarının arttığı dönemde gelen Bağdadi mesajında öne çıkan tema, savaşçılara yönelik cesaret ve dirayet ifadeleriydi. Irak ordusu 17 Ekim 2016’da Musul’a karşı geniş çaplı bir harekât başlatmıştı ve el-Bağdadi’nin amacı toprak kayıpları ve kaybedilen çarpışmalara karşı savaşçılara moral vermekti: “Geri çekilmeyin. Bulunduğunuz mevziyi onurlu bir şekilde savunmak, utanç içinde geri çekilmekten bin kat kolaydır. Ninova halkı, özellikle de savaşçılar; düşmanlarınızla karşı karşıya geldiğinizde zayıflıklara kapılmamaya dikkat edin.” 

28 Eylül 2017: İslam Devleti’nin Suriye ve Irak’taki topraklarını büyük ölçüde kaybettiği dönemde, Bağdadi yaklaşık bir yıllık aradan sonra yeni bir sesli mesaj yayınladı. Bağdadi mesajında çatışmaların kaybedilmesi veya toprakların kontrolünün kaybedilmesinin kendilerini amaçlarından uzaklaştırmadığını vurguladı ve özellikle Batı devletlerinde yaşayan takipçilerine savaşı bulundukları ülkelere taşıma çağrısı yaptı: “İslam Devleti’nin liderleri ve askerleri zafere giden yolun sabırdan ve kafirlere direnmekten geçtiğini biliyor. Ey Halifeliğin askerleri, savaşın alevlerini düşmanlarınıza taşıyın. Onları her köşede kuşatın.”

23 Ağustos 2018: Birkaç küçük bölge dışında, Suriye ve Irak’taki toprak egemenliğini neredeyse tamamen yitiren grubun lideri Bağdadi son açıklamasını bir adım ileri götürerek takipçilerine dirayetli olma çağrısı yaptı ve bulundukları yerlerde eylemler gerçekleştirmelerini istedi: “Mücahitler için zaferin ya da yenilginin büyüklüğü bir şehrin, kasabanın ele geçirilmesiyle, hava üstünlüğünün kimde olduğuyla, kimin kıtalararası ya da akıllı füzelerinin olduğuyla ölçülemez. Ey Halifeliğin askerleri, zorluklarla birlikte çıkış yolları ve ferahlık da gelir. Kanada, Avrupa ya da diğer yerlerde, Haçlılar’ın topraklarında yaşayan yalnız kurtlar! Bir bıçak ya da kurşun veya bir bomba binlerce operasyona eşittir.”

29 Nisan 2019’da yayınlanan videoda el-Bağdadi, IŞİD’in vilayet olarak ilan ettiği bölgeler hakkında hazırlanmış raporları incelerken.

29 Nisan 2019: 4 Temmuz 2014’ten sonra ilk defa IŞİD lideri el-Bağdadi’nin görüntüleri yayınlandı. Bir odada kurmaylarıyla konuşan el-Bağdadi, küresel gelişmelerden ve IŞİD’e dünyanın farklı yerlerinden gelen biatlardan bahsederek, “Artık mücadelemiz düşmanı yıpratma savaşıdır. Bilmelidirler ki cihad kıyamete kadar sürecektir” diye konuştu.