ABD hükümeti gözaltındaki göçmenlerden DNA toplamayı planlıyor

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, göçmenlerin işlediği suçları daha iyi araştırmak ve bu suçlar ortaya çıkmadan engellemek için şüphelilerden DNA örneği toplanacağını açıkladı. Bakanlık, DNA toplama işlemine federal gözaltı tesislerindeki göçmenlerden başlanacağını duyurdu. Trump yönetiminden yetkililer ise, elde edilen bu DNA verilerinin ulusal veritabanına aktarılacağını belirtti.

Bu uygulamanın zaman içinde 40 bin kişiyi kapsaması öngörülüyor. Teknoloji kullanımının göçmen politikası üzerindeki etkisinin daha da artacağını gösteren bu uygulama, FBI’ın genetik veri depolama sistemini de genişletecek. Şu ana kadar DNA toplama işlemleri ağır cezalara çarptırılan veya ağır ceza kapsamındaki davalarda yargılanan şüphelilere uygulanıyordu.

Yeni kural ile hükümet, yasal yollardan ülkeye giriş yaparak sığınmacı olmayı talep eden insanların yanı sıra, çocuklardan da DNA örneklerini toplayabilecek. Hatta bazı avukatlara göre yanlışlıkla göçmen statüsüyle gözaltına alınan ABD vatandaşları da bu uygulamaya tabi tutulabilecek.

İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, 2005 yılında çıkan ve parmak izi ile DNA örneği almaya izin veren yasanın varlığından dolayı yeni uygulamanın meşru olduğunu belirtiyor. Aynı yetkililere göre, bir önceki başkan Barack Obama döneminde imzalanan bir anlaşmadan dolayı göçmenler bu yasadan muaf tutuluyorlardı.

Pilot uygulama

Bu konuyla ilgilenen bir özel danışman tarafından Beyaz Saray’a ağustos ayında verilen bilgiye göre, DNA toplama işlemleri yasalara uygun biçimde yapılmıyor. Özellikle ABD Gümrük ve Sınır Koruması, şimdiden DNA toplama işlemlerine başlamış durumda.

Resmî yetkililer önerilen bu yeni kuralın geçen yaz güneydoğu sınırında gerçekleştirilen pilot uygulamalardan esinlenerek ortaya çıkartıldığını söylüyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza kurumuna bağlı görevliler bu yöntemi kaçakçıların aile bilgilerine kısa yoldan ulaşabilmek için denemişlerdi. Aynı zamanda kimlik değiştirerek, ABD vatandaşı olan başka ailelerin göçmen çocukları gibi sınırdan giriş yapmak isteyen insanların kimlik tespitlerinde de aynı metot izlenmişti.

Yeni program ise pilot uygulamadan tamamen farklı olacak. Aile bireylerini belirlemenin ötesinde, daha kapsamlı DNA profilleri oluşturmak için de kullanılacak. Ayrıca pilot programın tersine elde edilen veriler diğer kolluk kuvvetleri ve emniyet birimleri ile de paylaşılacak.

DNA örnekleri alındıktan sonra bu sonuçlar FBI’ın sıkıca denetlenen ulusal DNA veritabanına işlenecek. CODIS olarak da bilinen bu program emniyet yetkilileri tarafından şüphelilerin kimliklerini saptamak için kullanılıyor. 

Göçmen hakları savunucuları bu uygulamaların zaten özel hayatının gizliliğinin korunmasıyla ilgili ciddi şüpheleri olan Amerikan toplumunun hükümete olan güvenini iyice azaltacağını söylüyor. Avukat Vera Eidelman bu konuyla ilgili şöyle diyor: “Bu tip kitlesel veri toplama uygulamaları DNA analizlerinin amacını değiştiriyor. Esas amaç artık suçluların soruşturulmasından ziyade toplumun gözetlenmesi haline geliyor. Bu da özgürlük, güven ve otonom toplum gibi en temel ideallerimizle çelişiyor.”

Genetik analizler aile bireyleri hakında da bilgi taşıyacağı için yalnızca göçmenlerle ilgili değil onların ABD’de yaşayan yakınlarıyla ilgili de başka sorunlara yol açabilir. ABD İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ise bu eleştirilere karşılık olarak, DNA toplama işlemlerinin insan haklarına uygun olarak gerçekleştirileceğini ve bu sistemin en iyi şekilde işlemesi için her türlü eğitimin sağlanacağını açıkladı.

Trump yönetiminden yetkililer ise yasanın ne zaman çıkacağıyla ilgili kesin bir tarih vermedi ancak çalışma gruplarının haftada bir kez bir araya geldiklerini ve yeni düzenlemenin kapsamının en kısa sürede duyurulması için çaba harcadığını belirtti.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar