Yeni Atatürkçülük

Günümüzde Atatürk’e yönelik ilgi ve sevginin yeniden artmasının ardındaki sebepler neler? AKP ve Erdoğan’ın da bir şekilde Atatürk’ü sahiplenir görüntüsü ne derece sahici?

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

Merhaba, iyi günler. 10 Kasım’ı geride bıraktık ama Atatürk’ten söz etmek istiyorum. Atatürk, yeniden Türkiye’nin gündeminde. Özellikle Atatürk’ün yeniden keşfinden, yeni Atatürkçülükten bahsediliyor ve siyasî iktidarın da Atatürk’le kurduğu ilişki üzerine değişik yorumlar yapılıyor. Önce bir video var, o videoyu görmüşsünüzdür, ama birlikte bakalım: AKP’nin Muğla Gençlik Kolları’nın yayınladığı bir 10 Kasım videosu. Gerçekten çok ilginç bir video söz konusu. Bu videoya baktığımız zaman Atatürk’e çok ciddi bir şekilde sahip çıkıldığını görüyoruz. Videoda ne diyor?

“Öyle biri vardır ki hiç görmesen de her an hisseder, hep çok seversin. Öyle biri vardır ki küçük bir çocuğun yüzünde, gençliğin geleceğinde, her aldığın nefeste hissedersin. Öyle biri vardır ki baktığın her yerde onu ve eserlerini görür daima özlersin.”

Şimdi AK Parti’nin Muğla Gençlik Kolları Teşkilatı bunu kendi hesabından paylaştı ve ardından bu videoya farklı farklı tepkiler geldi. Özellikle İslamcı olarak tanımlanabilecek, kendilerini öyle gören Atatürk karşıtı çok sayıda kişi bu video üzerinden Atatürk’e karşı eleştirilerini, nefretlerini ve bu videoyu yapan kişilere yönelik kızgınlıklarını dile getirdiler, hakaret ettiler. Tam anlamıyla AK Parti doğrudan suçlanmadı tabii, ama bu videoyu hazırlayanlar suçlandı. Öte yandan biliyoruz ki AKP iktidarının Atatürk’le ilişkisi çok sorunlu. Özellikle son dönemde Atatürk’e yönelik iyice tırmanan birtakım hakaretler, eleştirinin ötesinde hakaretlere karşı çok fazla ses çıkarılmıyor. Bütün kariyerini Atatürk karşıtlığı üzerinden yapmış kişiler devletin üst düzey yöneticileri tarafından onurlandırılıyor, kimilerinin cenazelerine katılınıyor vs.. 

Bunlardan hangisi gerçek? Bence ikisi de gerçek, çünkü AKP artık kimliği kalmayan bir parti. İslamcılıktan geliyor olabilir, Atatürk antipatisinden geliyor olabilir; ama ülkeyi tek başına yönetme iddiasındaki Erdoğan’ın Atatürk’ü tam olarak karşısına almak gibi bir seçeneği artık kalmadı. Bunun birçok nedeni var; birincisi Erdoğan düşüşte, ama Atatürk tekrar yükselişte. Bir diğeri, Erdoğan’ın şu son dönemde ittifak yaptığı birtakım kişiler, kurumlar ve partilerin Atatürk’le bir sorunu yok; tam tersine sahipleniyorlar, öncelikle Devlet Bahçeli ve MHP’yi saymak lâzım, ama buna ek olarak başkaları da var. Ordu içerisinde şu anda AKP iktidarıyla sorun yaşamayan, zaten öteden beri Atatürkçü bir damar hep var. Ama daha önemlisi Erdoğan kendisi düşüşteyken, partisi ve kendisi bir ideolojik ve politik kriz yaşarken, rakipleri güçlenirken –son yerel seçimde bunu gördük–, onların toplumda farklı bir boyutta yeniden ortaya çıkan Atatürkçülüğü tekellerine almasına asla razı olabilecek bir siyasetçi değil. 

Peki Atatürk neden tekrar gündemde? Bana göre bunun en önemli nedenini anlamak için belki de kısa bir süre önce yaşanan mesela Atatürk mitinglerine bakmamız lâzım, Ergenekon sürecine bakmamız lâzım. O tarihteki cumhuriyet mitingleriyle bu tarihteki Atatürk’e sahip çıkma arasında çok temelli farklar olduğu kanısındayım. O dönemdeki mitingler organizeydi ve devleti yöneten, devletin tek sahibi olduğunu düşünen bazı kesimlerin AKP’yle, Tayyip Erdoğan’la iktidarı paylaşmak istememesiydi –ki o tarihte Erdoğan’ın müttefiklerinden birisi de Fethullahçılardı–; onun için organize bir direnişti, iktidarlarını kurtarma mücadelesiydi. Aradan geçen zaman içerisinde o mücadeleden devletin içerisindeki o güçler yenik ayrıldı. Şimdi toplumdan gelen daha kendiliğinden bir hareket söz konusu, eskiden olduğu gibi organize bir hareket söz konusu değil ve iktidarı korumaktan ziyade ülkeyi koruma hareketi olarak çıktığını söyleyebilirim, ben öyle görüyorum. Özellikle kadın meselesi son dönemde yaşanan, ahlak üzerinden yaşanan çok ciddi sorunlar, toplumda yaşanan çok ciddi bir çürüme var, bundan duyulan rahatsızlık var. İnsanların özellikle eğitimli kuşakların, gençlerin kendilerini Türkiye’ye ait hissetmemesinin verdiği bir şey var ve Türkiye’nin Batı’yla olan yolculuğunun, Batı’ya entegre olma çabasının iyice geri plana itilmiş olması var. Dolayısıyla buna yönelik yaşanan bir tepkinin sonucu olarak yükselen bir Atatürkçülük var. 

Bir diğer husus da şu: AKP ve Erdoğan’dan hoşlanmayan kesimler, bütün bu süre içerisinde kendilerine liderlik edebilecek birilerini aradılar; kurumlar, partiler, liderler aradılar ve bu anlamda da genel olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadıkları söylenebilir. Yani şu günün Türkiye’sinde bulamadıklarını geçmişin Türkiye’sinde aradıklarını düşünüyorum. Dolayısıyla bir diğer husus da –onu da özellikle vurgulamak isterim– İslamcı olmamakla birlikte AKP iktidarından birtakım beklentileri olan farklı kesimler vardı. Bu kesimler Türkiye’nin AKP’yle beraber yeni bir tür demokratikleşme yaşayabileceğini, geçmişte yaşanan iktidarın tekelleştirilmesine karşı daha çoğulcu bir iktidar paylaşımı olabileceği düşüncesiyle AKP’ye doğrudan ya da dolaylı destek vermişlerdi; bunlar da çok büyük bir hayal kırıklığı içerisindeler. Bu kişiler geçmişte destek verirken, AKP’nin bir anlamda Türkiye’deki Kemalist rejimden uzaklaşabilecek bir yapı olduğunu düşündüler ve öyle bir destek verdiler; bu anlamıyla da Atatürk karşıtlığını bir şekilde benimsediler. Ama şimdi yaşananlara bakıldığı zaman Atatürk’e yönelik en önemli eleştiri nedir? Tek adam ya da tek parti yönetimi. Yıllar sonra Erdoğan’ın bunun bir benzerini inşa etmiş olmasını ve zamanında ona destek vermiş olmalarına rağmen bugün aynı Erdoğan’ın kendilerini de mağdur ediyor ya da dışarı itiyor olmasını da görünce, bir anlamda Atatürk’e karşı çıkışlarında çok ciddi bir yumuşama olduğunu söylemek mümkün. Bütün bunların sonucunda Atatürk’ün bir yeniden-keşfi var ve şu anda gördüğüm kadarıyla, siyasî partiler ya da çevreler içerisinde Atatürk’ü tekeline alan herhangi bir çevre yok. Dolayısıyla Atatürk herkesin bir şekilde farklı anlamlar yükleyerek sahip çıktığı bir lider olarak Türkiye’ye yeniden bir geri dönüş yapıyor. Atatürkçülüğün bu yeni dönüşünün önceki dönemlerde yaşanan, devlet eliyle topluma dayatılan Kemalizm ya da Atatürkçülük ya da AKP’nin ilk yıllarında yaşanan iktidarı koruma amacıyla teşvik edilen Atatürkçülükten çok farklı olduğunu, daha demokratik, daha çoğulcu olduğunu ve daha sivil olduğunu söylemek mümkün. Ama tabii ki Türkiye’nin ileriye yönelik gidebilmesi için, Atatürk döneminden yararlanmakla birlikte esas olarak Türkiye’nin yeni dönemde kendi liderlerini, hareketlerini çıkarabilmesi lâzım. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Atatürk’ün peşinden, ona gösterilen saygıyla, sevgiyle bir şeyleri anlamak mümkün; ama bunlar tek başına Türkiye’nin sorunlarını çözmeye yetecek bir şey değil. Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar