Hafta Başı’nın bu bölümünde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Kadri Gürsel ile CHP’ye yönelik siyasi kuşatma iddialarını, Ekrem İmamoğlu ve Merdan Yanardağ üzerinden yürüyen casusluk davasını ve Abdullah Öcalan’a statü tartışmalarını değerlendirdi. Yayında, CHP’ye dönük soruşturmaların siyaseti yeniden dizayn etmeye yönelik olduğu vurgulanırken, Ekrem İmamoğlu ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı casusluk dosyasının “hukuki değil siyasi” bir dava olduğu vurgulandı.
“Casusluk davası daha ilk günden çöktü”
Ruşen Çakır, Silivri’deki casusluk davasının ilk duruşmasında yaşananların iddianamenin temel tezini boşa çıkardığını söyledi:
“Başta büyük bir duyuru yapıldı, ‘casusluk’ denildi. Hüseyin Gün diye bir adam üzerinden Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’a uzanan bir hikâye kuruldu. Ama duruşma başladı, Hüseyin Gün savunmasında ‘Ben casus değilim, bunların hepsi yalan’ dedi. Hatta ‘Ben casus değilsem bu insanlar da casus değildir’ dedi. Ekrem İmamoğlu’nu hayatında bir kere gördüğünü söyledi. Merdan Yanardağ için de ‘çok sevdiğim bir gazetecidir’ dedi. Şimdi davanın merkezindeki kişi bunu söylüyorsa geriye ne kalıyor?”
Kadri Gürsel ise Hüseyin Gün profilinin Türkiye’de daha önce de görüldüğünü, bu tür kişilerin istihbarat ve güvenlik bürokrasisinin dikkatine girmesinin şaşırtıcı olmadığını vurguladı:
“Bu Hüseyin Gün tipi bana hiç yabancı gelmiyor. Kendisini önemli göstermeye çalışan, her yere girip çıkmak isteyen, gazetecilere, siyasetçilere ulaşmaya çalışan insanlar Türkiye de hep vardı. Sürekli ‘çok şey biliyorum’ havası veren, gizli servisler dünyasına aitmiş gibi davranan tipler. Ben burada patolojik bir kişilik görüyorum. Mitomanyak bir karakter. Kendinde olmayan özellikleri kendisine atfeden, güç simsarlığı yapan, istihbarat dünyasının içinde görünmek isteyen biri.”
CHP’ye kuşatma
Ruşen Çakır ile Kadri Gürsel yayında, CHP’ye yönelik yeni operasyon dalgasını ele aldı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiği iddialarını değerlendiren Çakır ve Gürsel, sürecin artık doğrudan CHP genel merkezine yöneldiğini söyledi. Operasyonların sistematik biçimde ilerlediğini belirten Çakır, “Muhittin Böcek üzerinden yeni bir alan açılıyor. Önce oğlu konuştu, şimdi kendisinin etkin pişman olduğu söyleniyor. Burada sadece Antalya dosyası yok. CHP genel merkezine doğru genişleyen bir süreç var. Veli Ağbaba’nın adı geçiriliyor, genel merkeze para taşındığı iddiaları konuşuluyor. Ve bütün bunlar çok kontrollü şekilde servis ediliyor” dedi.
Kadri Gürsel ise iktidarın temel hedefinin CHP’yi felç etmek olduğunu söyledi:
“Bence burada amaç CHP’yi siyaset yapamaz hale getirmek. CHP’yi kendi içine kapanmış, sürekli davalarla uğraşan, sürekli kendini savunmak zorunda kalan bir partiye dönüştürmek istiyorlar. Böylece parti kendi canının derdine düşüyor ve toplumsal muhalefeti büyütme kapasitesini kaybediyor.”
Öcalan’a statü
Yayında, Abdullah Öcalan’a ilişkin “statü” tartışmaları ele alındı. Kadri Gürsel, Devlet Bahçeli’nin “barış ve siyasallaşma koordinatörlüğü” önerisine dair şu değerlendirmeyi yaptı:
“Öcalan’a bir statü verilmesi konuşuluyor ama bunun önünde ciddi hukuki engeller var. Çünkü müebbet hapis cezası var. Bahçeli’nin kullandığı ‘barış ve siyasallaşma koordinatörü’ ifadesi bana biraz aceleyle bulunmuş bir formül gibi geliyor.”
Sürecin henüz tamamlanmadığına dikkat çeken Gürsel, “Bu süreç daha çok tartışılır ama şunu söyleyebiliriz, PKK’nin yeniden eski düzeyde silahlı mücadeleye dönmesi artık gerçekçi görünmüyor. Bundan sonrası daha çok seçim takvimiyle bağlantılı ilerleyecek” diye konuştu.








