Ruşen Çakır yazdı: Öcalan’a statü meselesi niçin son derece kritik?

MHP lideri Devlet Bahçeli son grup konuşmasında “Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, terörsüz Türkiye sürecine hizmet edecek şekilde bu açık ele alınmalıdır. Bunun adının barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü olmasını öneriyorum” dedi.

Öcalan’a statü meselesi daha önce de Devlet Bahçeli tarafından dile getirilmişti ama ilk kez bu kadar detaylı konuştu ve bir de isim önerdi. Çünkü MHP lideri, çözüm sürecinin tıkanıklığının giderilmesi için aşılması gereken en kritik adımın bu olduğunu biliyor. Aslında sadece Bahçeli değil, iktidarın AKP kanadı da, gelişmeleri yakından takip eden herkes gibi statü sorununun aşılmasının ne derece elzem olduğunun farkında ama bu konuda adım atmaya cesaret edemiyor.

Öcalan’a statü meselesi
Ruşen Çakır yazdı: Öcalan’a statü meselesi niçin son derece kritik?

“AKP’li kurmaylara göre…”

Nitekim süreç konusunda AKP kanadının görüşlerini aktarmada dikkat çekici bir misyon edinmişe benzeyen Türkiye Gazetesi’nde çıkan bir haberde statü önerisine kapının kapatıldığı yazıldı.

“AKP’li kurmaylara” dayandırılan kulis haberine göre, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olan birine hukuki bir statü verilmesinin mümkün olmayacağı ve bu konuda bir ayrıcalık tanınamayacağı dile getirildi.

Bunun yerine bir ara formül olarak, Öcalan’ın İmralı’daki şartlarının esnetilmesinin, Kandil’le doğrudan iletişim kurabilmesinin ve gazeteciler, akademisyenler gibi toplumun farklı kesimleri ile görüşmeler yapabilmesinin önünün açılmasına sıcak bakıldığı aktarıldı.

“Ara formül” zaten devrede

Bu “ara formül”ün aslında bir şekilde zaten devrede olduğunu, süreci yakından izleyenler zaten biliyor. Örneğin Öcalan’ın Kandil, Avrupa ve Suriye’deki örgüt yöneticileriyle zaman zaman doğrudan görüşebildiğini sızan bazı görüşme notlarından öğrenmiştik. Öte yandan İmralı’daki şartların esnetildiği, hatta Öcalan ve ekibi için yeni bir mekan yaratıldığı da malum fakat Öcalan’ın statü konusu netleşmeden bu mekanı kullanmayı reddettiğini de duymuştuk.

Uluslarötesi bir statü

Statü konusunun kritik olmasının birbirine bağlı bir çok nedeni var.

  • Öcalan tek bir şahıs değil, bir örgüt. Yıllar önce “Apocular” diye başlayan hareket bugün kendisini yine “Apocu hareket” diye adlandırıyor. Yani Öcalan’a verilen statü aslında bu harekete verilmiş olacak.
  • Eğer PKK Öcalan’ın yakalanmasından sonra parçalansaydı (örneğin Osman Öcalan, Nizamettin Taş, Hıdır Yalçın gibi isimler 2000’li yılların başlarında PWD’yi kurdular ama örgüt kısa süre sonra yok oldu) durum farklı olabilirdi.
  • Eğer Öcalan ve PKK’nın başını çektiği Kürt siyasal hareketinin Türkiye’de ciddi bir toplumsal tabanı olmasaydı, Öcalan’a verilecek bir statü devletin Kürtler arasında ayrılık çıkartma girişimi olarak okunabilirdi. Bu durumda Öcalan’ın statüsü, bir şekilde Kürtlere de tanınmış olacak.
  • Öcalan liderliğindeki hareketin İran, Suriye ve Irak’ta da ciddi bir gücü olduğu bilindiğinde bu statünün uluslarötesi bir anlamı olduğu da görülür.  

Mağlup ve galip yok

Öcalan ve destekçileri kendisine statü verilmesinin, diğer bir deyişle Öcalan’a devlet içinde bir yer açılmasının, bir devrin kapandığın ilanı olacağını biliyorlar. Bu öyle bir kapanış olacak ki, cumhuriyet tarihinde devlet ilk kez bir “Kürt isyanı”nı bastıramadığını kabullenmiş olacak. Yanlış anlaşılmasın, devlet adına bir “mağlubiyet”ten söz etmiyorum, ama bunun adı “galibiyet” de olamayacak.

Benzer bir şekilde Öcalan ve ona destek verenler de “galip” sayılmayacaklar ama “mağlup” olmadıkları da tescillenmiş olacak.

Devleti yönetenlerin bunu kabullenmesinin hiç de kolay olmadığı açık. Ama Öcalan’a statü vermeden süreci sürdürebilmenin mümkün olmadığını da görüyoruz.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.