Ruşen Çakır yazdı: Demirtaş Öcalan’ın rakibi mi?

Şubat ayı başında kendisiyle yapılan bir görüşmede PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “Yahu adım atan ben, katkı yapan benim. Ama ‘Öcalan ile olmaz’ diyorlar. Engel benmişim gibi. Bu durumda ya beni öldürmeli ya da benim kendimi öldürmem lazım. O zaman başkasını bulun, çözsün. Selahattin [Demirtaş] diyorlar. Selahattin ne yapabilir?” demiş olduğunu salı günü Medyascope’ta çıkan özel haberimizde aktardık.

PWD örneği

Öcalan’ın “Selahattin ne yapabilir?” sözünü kimileri Demirtaş’ı kendisine rakip gördüğü şeklinde yorumladı. Bu yorum sahiplerinin PKK hareketinin temellerini ve onun yaşadığı tarihsel süreci tam kavrayabildikleri söylenemez. Bu hareket belki de ilk andan itibaren bir “lider hareketi” olarak başlayıp öyle devam etmiştir. Hareket içinde zaman zaman yaşanan tartışma ve iktidar savaşlarında doğrudan hedefin Öcalan ve onun liderliği olduğu olduğuna pek rastlanılmamıştır. 

Öyle ki 2004 yılında PKK içinde yaşanan büyük bölünmede Osman Öcalan, Nizamettin Taş, Hıdır Yalçın gibi üst düzey kadrolar, Abdullah Öcalan kendilerini değil de Cemil Bayık, Murat Karayılan, Duran Kalkan ekibini tercih edince PWD’yi kurmak zorunda kaldılar. Zaten bu örgüt de etkili olamadan bir yıl sonra tarihe karıştı.

Demirtaş Öcalan’ın
Ruşen Çakır yazdı: Demirtaş Öcalan’ın rakibi mi?

Öcalan’a rağmen İmamoğlu’nu desteklediği iddiası

Bu hareketin içinde doğmuş olan Selahattin Demirtaş’ın “Öcalan realitesi”ni bilmemesi asla söz konusu olamaz. Bilip de buna meydan okuması tabii ki mümkün fakat bugüne kadar böyle bir işaret görmedik.

Bu noktada 23 Haziran 2019’da Demirtaş’ın Öcalan’a rağmen, hatta ona inat olarak Ekrem İmamoğlu’nu desteklediği iddiası ciddi bir istisna olarak karşımıza çıkıyor. Fakat bunun sanıldığı gibi olmadığını, Demirtaş’ın İmamoğlu’na desteğini açıklamadan önce Öcalan’ın tavrından haberdar olmadığını 25 Ekim 2025’te yayınlanan haberimizde kanıtlamıştık.

“Keşke Demirtaş lider olsa” diyenler

Demirtaş’ın böyle bir niyeti olmasa da birbirinden farklı kesimlerin, onun Öcalan yerine Kürt hareketinin liderliğine talip olmasını istedikleri kesin. Bunların hatırı sayılır bir bölümü, şu ya da bu nedenle hiç haz etmedikleri Kürt hareketinin bu sayede bölünmesini umanlar.

İkinci sırada Öcalan’ın AKP ve Erdoğan’a (sonradan bunlara MHP ve Devlet Bahçeli de eklendi) daha yakın görünüyor olmasından hoşlanmayıp Demirtaş liderliğindeki bir Kürt hareketiyle “oyunu bozmak” isteyenler geliyor.

Nihayet içeriden ya da dışarıdan Kürt hareketine önem atfedip Öcalan’ın liderliğinin çağın ruhunu yakalamasının mümkün olmadığını, Demirtaş’ın özellikle genç Kürtleri ve Kürt olmayan kesimleri etkileyebileceğini düşünenler karşımıza çıkıyor.

Öcalan ve Demirtaş’ın güç ve sınırları

Son olarak Öcalan’ın “Selahattin ne yapabilir?” sözünü Demirtaş’ı küçümsediği, hatta aşağıladığı şeklinde yorumlayanlara değinmek lazım. PKK tarihi boyunca Öcalan’ın yaptığı konuşmalar, verdiği röportajlarda hayattaki Kürt hareketi mensuplarına övgüde cimri, buna karşılık eleştiri, hatta hakarette bonkör olduğu bilinir.

Ama bu son örnekte bir küçümseme olduğu söylenemez. Öcalan, içinden geçmekte olduğumuz son derece zor sürecin kendi liderliği olmadan sağlıklı ilerleyemeceğini söylüyor ki son derece haklı. Kandil’deki öz kardeşi (Nurettin Demirtaş) tarafından bile ağır eleştirilere maruz kalan Selahattin Demirtaş’ın, PKK’nın ve onun diğer ülkelerdeki kollarının silahsızlandırılmasını başarabilmesi nasıl mümkün olabilir?

Öcalan’ın Demirtaş’ı küçümsemek bir yana ona önem atfettiğini, 27 Mart’ta yapılan beş saatlik -heyetler halindeki- görüşmede İmralı heyetine “gerekirse parti olarak kendisinden özür dileyin” demiş olmasından anlıyoruz.

Sonuç olarak son bir yıldır değişik vesilelerle izah etmeye çalıştığım bir şeyi tekrarlamak istiyorum: Öcalan ve Demirtaş karşılıklı olarak birbirlerinin güç ve sınırlarının farkında. Eğer Öcalan’ın liderliğinde verimli bir işbirliği yaparlarsa bu hem Kürt hareketi, hem Türkiye için iyi olur.   

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.