En uzun iklim konferansı COP25 hayal kırıklığıyla sonuçlandı: “Bu zirve tam bir fiyasko”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İklim kriziyle mücadelede ülkelerin atması gereken adımların ele alındığı 25’inci Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi (COP25) tamamlandı. Yaklaşık 200 ülkenin temsil edildiği, İspanya’nın başkenti Madrid’de yapılan COP25 zirvesinden çıkan kararlar için “beklentileri karşılamaktan çok uzak” değerlendirmesi yapıldı. Medyascope’a konuşan iklim ve enerji uzmanı Önder Algedik, zirve için “Tam bir fiyasko” dedi.

Zirvede, Avrupa Birliği, küçük ada devletleri ve yoksul ülkelerin iklim krizinin çözümüne yönelik iddialı talepleri, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Brezilya, Suudi Arabistan ve Avustralya gibi ülkelerce reddedildi. 

Şimdiye kadar yapılan en uzun iklim konferansı

2 Aralık’ta başlayan ve planlanandan 36 saat geç tamamlanan zirve, bugüne dek yapılan en uzun iklim konferansı olarak tarihe geçti. Zirve Avustralya, Japonya, Brezilya, Şili ve Rusya gibi kirletici ülkelerin karbon kredileri, Paris İklim Anlaşması’nın 6. maddesi gibi konularda direnmesi ve katılımcı ülkelerin taslak metin üzerinde uzlaşamamaları yüzünden uzadı.

Zirvenin sonuç bildirgesinde, Paris İklim Anlaşması’nda koyulan hedeflerle, ülkelerin mevcut vaatleri arasında belirgin bir uçurum olduğu belirtildi. Bildirgeyle, Paris İklim Anlaşması’na taraf ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma yönündeki vaatlerini güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekildi ve bu ülkelere bunun için çağrı yapıldı. 

“Ülke liderleri vatandaşların taleplerinden kopuk”

Dünya Kaynakları Merkezi’nden Helen Mountford, zirveyi “Bu görüşmeler ülkelerin liderlerinin, bilimin kaçınılmazlığından ve sokaktaki vatandaşlarının taleplerinden ne kadar kopuk olduklarını ortaya koydu” sözleriyle değerlendirdi.

“Toplumlar önemli bir fırsatı kaçırdı”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, zirvenin ardından Twitter’da yaptığı paylaşımda “#COP25’in sonuçları beni hayal kırıklığına uğrattı” deyip toplumların iklim kriziyle mücadelede “önemli bir fırsat” kaçırdığını belirtti:

“Vazgeçmemeliyiz. Ben vazgeçmeyeceğim. 2020’nin, 2050’de karbonun nötre ulaşması ve 1,5 dereceden fazla sıcaklık artışıyla karşılaşılmaması için bilimin söylediğinin tüm ülkelerce benimseneceği bir sene olmasını sağlamak amacıyla çalışacağım. Bunun için her zamankinden kararlıyım.”

Zirveyi Medyascope’a değerlendiren iklim ve enerji uzmanı Önder Algedik, zirvede çıkan kararların yumuşatılmış cümlelerle yazıldığına dikkat çekti ve ekledi:

“Kararda dişe dokunur bir şey yok, mevcut durumu, en yumuşağından ifade eden cümlelerin olduğunu görebiliyorsunuz. Bu zirveden çıkması gereken şuydu: Paris Anlaşması’nın kalitesini artıralım ve hedefi biraz daha netleştirelim gibi adım atılması bekleniyordu. Bakıyorsunuz, hiçbir adım atılmamış. Bu zirveler, evlerde yapılmayan ödevlerin faturasının ödetildiği yerler. Biz iklim krizi dediğimiz noktada krize dair hiçbir şey bulamıyoruz. Tek bulduğumuz şey, bu krizi derinleştiren yalanların peydahlandığı ve örgütlendiği. İklim krizi geçiyor artık, biz yavaş yavaş iklim yalanlarıyla boğuşmaya başlıyoruz. Bu zirve, sonuç itibarıyla tam bir fiyasko aslında.” 

Paris İklim Anlaşması nedir?

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki Paris İklim Anlaşması, küresel sıcaklık artışının Sanayi Devrimi öncesine kıyasla 2 derecenin, hatta mümkünse 1,5 derecenin altında tutulmasını hedefliyor ve tarafların fosil yakıt kullanımını azaltıp yenilenebilir enerjiye yönelmelerini amaçlıyor. Anlaşmayı imzalayan ülkeler, küresel hedefin tutturulabilmesi için sera gazı emisyonlarını belli ölçülerde azaltmayı taahhüt etmişti. Anlaşmaya taraf olmayan ülkelerden biri olarak Türkiye de sera gazı emisyonlarını 2020-2030 yılları arasında yüzde 21’e kadar azaltacağını bildirmişti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus