Gezi Davası: Reddihâkim talebi reddedildi, avukatlar duruşma salonunu terk etti, Osman Kavala yine tahliye edilmedi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kapak resmi: Zeynep Özatalay

2013 yılındaki Gezi Parkı eylemleriyle ilgili aralarında iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 16 sanıklı davanın beşinci duruşması, Silivri Cezaevi Yerleşkesi’nde görüldü. Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti, davayı 18 Şubat 2020’ye erteledi.

Gezi Davası’nın beşinci duruşması gergin geçti. Duruşmaya katılım oldukça yoğundu: CHP İstanbul milletvekilleri Sera Kadıgil ve Sezgin Tanrıkulu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ve Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, çok sayıda sivil toplum kuruluşu, Af Örgütü, Avrupa Parlamentosu temsilcileri, büyükelçilik ve konsolosluk temsilcileri duruşmayı izledi.

Duruşma saat 10:43’te, mahkeme başkanının dosyaya yeni giren belgeleri okumasıyla başladı. Ardından Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar söz aldı. Bayraktar, Murat Papuç isimli tanığın 22 Aralık 2019 ve 25 Ocak 2020 tarihlerinde, sanık avukatları olmadan, sesli ya da görüntülü kayıt yapılmadan alınan ifadesi üzerine konuştu. Tanığın ifade verme biçiminin Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) aykırı olduğunu söyleyen Avukat Bayraktar, neden aykırı olduğunu özetle şu sözlerle anlattı: 

“Dinlemelerinizde hiçbir şekilde sesli aktarmada bulunmadınız, bu birinci hata. İkinci hata: Görüntülü aktarma yapın. Biz başka bir yerde bulunacağız, o ekrandan bize aktarma yapılacak. Üçüncüsü, soru sorma hakkı, hazır bulunma hakkı olan kişilere hakları kullandırılmamıştır. ‘Siz sorularınızı yazılı olarak verin’ diyorsunuz. Soru sorma hakkı bir çeşit, çapraz sorgunun uzantısı olarak buraya konulmuştur, soruların yazılı olarak söylenmesi kanunun esasına aykırıdır.”

Çizim: Tarık Tolunay

Duruşmanın devamında sanık olarak yargılanan Yiğit Aksakoğlu’nun avukatı Turgut Kazan söz aldı. Kazan, Murat Papuç’un gizlilik kararı aldığını ancak sanık avukatları Aslı Kazan ve Evren İşler’e profesyonel sosyal paylaşım platformu LinkedIn’den davet gönderdiğini açıkladı:

“Bu, can güvenliği kararınızın ne kadar gerçeğe aykırı ve ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor. Mahkeme de bu acı gerçeğe rağmen yanlış bir karar almıştır ve sanık müdafilerine yönelik tehlike oluşturmaya başlamıştır. Papuç hakkında suç duyurusunda bulunmanızı istiyoruz. Murat Papuç mahkemeyi yanıltmıştır.”

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Can Atalay’ın avukatı olarak söz aldı. Murat Papuç’un ifade vermesinin ardından İstanbul ve Ankara baroları başta olmak üzere 12 baronun ortak basın açıklaması hatırlatan Durakoğlu, mahkemenin bu tavrının yanlış olduğunu yineledi: 

“Biz İstanbul Barosu tarihine böyle bir utancı yazmak istemiyoruz. Bu konunun zabıtlara geçmesinin savunma tarihi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bu karardan dönülmesini ve bu hukuka aykırı delilin dosyadan çıkarılmasını, aksi halde meslektaşlarım tarafından dile getirilen reddihâkim talebinin yerine getirilmesini talep ediyorum.”

“Size güvenmiyoruz!”

Sanıklar Can Atalay, Mücella Yapıcı ve Tayfun Kahraman’ın avukatı Fikret İlkiz de heyeti reddettiğini söyledi: 

“Murat Papuç’un ifadesini dosyaya kim getirdi? Bu ifadeye baktığımızda üzerinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi yazılı. Bu tanığı niye dinliyorsunuz? Size güvenmiyoruz. Heyetiniz reddiyle ilgili olan ve ve Murat Papuç’la ilgili olan tavrınız nedeniyle heyetinizi reddediyorum”.

Ali İsmail Korkmaz’ı tekmeleyerek öldüren Saldoğan, ayak parmağından yaralanmış

Dördüncü duruşmada, Ali İsmail Korkmaz’ı tekmeleyerek öldüren polis memuru Mevlüt Saldoğan davaya müdahil olmuştu. Beşinci duruşmada en çok tartışılan konulardan birisi Saldoğan’ın davaya müdahil olmasıydı. Davayı izlemeye gelenler arasında Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ve ağabeyi Gürkan Korkmaz vardı. Sanık Yiğit Ali Ekmekçi’nin avukatı Hasan Fehmi Demir de, Saldoğan’ın davaya müdahil olmasının yanlış olduğunu savundu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk, Saldoğan’ın ayak parmağının zedelendiğini söyledi. Emel Korkmaz’ın buna itirazı üzerine Perk, “Acınızı anlıyorum” cevabını verdi. Salonda sesler yükselirken Avukat Hasan Fehmi Demir, Gezi eylemleri sırasında evlatlarını kaybeden ailelerin bu dosyaya müdahil olması gerektiğini söyledi. 

Çizim: Murat Başol

Murat Papuç, soyadını değiştirerek “Eren” soyadını almış 

Duruşmada tanık Murat Papuç’un soyadını Murat Eren olarak değiştirmesi de tartışıldı. Avukat Demir, soyadı değişikliğinden dolayı mahkemenin sahte bir tanığı dinlediğini söyledi:

“Ya sahte kimlikle ifade verdi ya siz dosyaya gelen bilgileri bilmiyordunuz. Okumadınız ama sanmıyorum, ya da Murat Eren olduğunu biliyorsunuz ama Murat Papuç olarak tutanağa geçtiniz. Bu suçtur. Bu suçu bilerek işlemediğinizi düşünüyorum. Ama sahte bir kişiyi dinlediniz.”

Mahkeme heyeti, reddihâkim talebini reddetti. Bunun üzerine Osman Kavala’nın avukatı Deniz Tolga Aytöre, “Bu karara itiraz ediyoruz. Bu ihlallerin yanı sıra, 58/3’ten vücuh etmediğinizi görüyoruz. Kararınız kabul edilebilir değildir. Biz adil yargılanma talep ediyoruz” dedi. Salondaki izleyiciler alkışlayarak heyetin kararını protesto etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti salonu terk etti. 

Sezgin Tanrıkulu duruşma salonundan çıkarıldı 

Duruşmanın devamında mahkeme heyetinin Osman Kavala’ya söz vermesi üzerine CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Avukat olmadan sanık dinlenemez. Duruşmaya devam edemezsiniz” diyerek itiraz etti. Mahkeme Başkanı Perk Tanrıkulu’nu salondan çıkarmaya çalışınca CHP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ve HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da itiraz etti. Kadıgil, “Tanıkları alacak, Çağlayan’da dinleyeceksiniz. Meslektaşlarımızı çıkaracaksınız. Sonra buna karar mı diyeceksiniz? Müsamereye çevirdiniz” diye konuştu. Yaşananlar üzerine mahkeme heyeti tekrar salonu terk etti.

Mahkeme heyetinin salona dönmesinden sonra söz alan Osman Kavala, mahkemenin ilk saatlerinde tartışılan tanık Murat Papuç’un ifadesiyle ilgili “Müdafilerim olmadığı için beyanda bulunmak istemiyorum. Ayrıca müdafilerimin ve diğer yargılananların müdafilerinin dediği gibi tanık dinlemesi yasaya uygun olmamıştır. Müsade ederseniz tahliyeme ilişkin beyanda bulunmak istiyorum” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Hükümete karşı bir ayaklanmayı finanse ettiğime dair tek bir kanıt yok. Faaliyetlerim yasal haklarım çerçevesindedir. İddianamede yer alan gizlilik içeren, gizleme kaygısı ima edilmiş hiçbir unsur yok. Bu nedenle gizlenmiş bir bilginin mevcut olduğunu düşünmek hukuki akıl yürütmek değildir. AİHM kararında da belirtildiği gibi delil olmaksızın kişinin özgürlüğünden mahrum edilmesi ciddi bir hak ihlalidir. İlk tutuklamadan sonra tutukluluğun uzatılması ihlali ve mahkemenin sorumluluğunu artırmaktadır. Tutukluluğumun kaldırılması sadece üç yıl süren hukuksuzluğa son vermiş olmayacak, mahkemenin bundan sonraki süreçte AİHM içtihatlarına uygun şekilde yürütülmesine imkan sağlayacaktır.”

Osman Kavala’dan sonra diğer sanıklar Mücella Yapıcı, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Aksakoğlu ve Yiğit Ali Ekmekçi’ye söz verildi. Sanıklar, avukatlarının yokluğunda beyanda bulunmalarının hukuka aykırı olacağını söyledi.

Duruşma savcısı, dosyanın gelmiş olduğu aşama ve dosya kapsamı gereğince esas hakkındaki mütalaayı hazırlaması için süre verilmesini, Osman Kavala’nın da tutukluluk halinin devamını talep etti. Verilen aranın ardından salona gelen Sezgin Tanrıkulu bir asker tarafından salondan çıkarılmaya çalışıldı. Tanrıkulu mahkeme heyetine, “Benimle asker muhatap olamaz, mahkeme muhatap olmak zorunda. Burası hâlâ hukuk devleti olan bir ülkenin mahkemesi. Ben insan hakları başkan vekiliyim. Hukuku sizden daha iyi biliyorum” dedi. Tanrıkulu buna rağmen salon dışına çıkarıldı.

Osman Kavala’nın salona getirilmesinin ardından karar açıklandı. Dosyanın esas hakkında mütalaanın hazırlanması için savcılığa tebliğine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması talebinin de reddine karar veren mahkeme heyeti, AİHM kararının kesinleşmediğinin bildirilmiş olmasına ve AYM’nin de hak ihlali bulunmadığı kararına istinaden Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmetti. Dava, 18 Şubat 2020’ye ertelendi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus