“Tabutluk”larında turistler konaklayacak: Tarihi Sansaryan Han, otel olması için 35 yıllığına kiralandı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Geliri ile Ermeni çocukların okutulması için inşa edilen ve bir dönem İstanbul Emniyet Müdürlüğü olarak da kullanılan tarihi Sansaryan Han’ın restorasyon karşılığı 35 yıllığına kiralanması için ihale yapıldı. İhaleye 13 şirket katılırken kazanan, aylık 3 milyon lira ödeme teklif eden Gapsan firması oldu. Polis merkezi olduğu dönemde “tabutluk”ları ile bilinen ve anılan Sansaryan Han, artık beş yıldızlı otel olacak.

Sansaryan Han, Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Ruhi Su, Aziz Nesin, Mihri Belli, Deniz Gezmiş, Vedat Türkali ve Cihan Alptekin‘in de aralarında bulunduğu pek çok sosyalistin, komünistin sorgulandığı ve işkence gördüğü bir yer. Han emniyet müdürlüğü iken, muhalifler neredeyse bir tabut büyüklüğündeki hücrelerde tutuluyor, boyutları nedeni ile de bu hücrelere “tabutluk” deniyordu.

Han, daha önce de beş yıldızlı otel olarak işletilmek üzere 2013 yılında ihaleye çıkmış, ancak açılan davalar nedeniyle ihale iptal edilmişti. İptal sebebi, Ermeni Patrikhanesi’in hanın üçüncü şahıslara devredilmesi kararına itiraz etmesi ve tedbir kararı aldırmasıydı. Yargıtay ise 2017’de hanın mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olduğuna hükmetti ve han için yeniden ihale açıldı.

Sansaryan Han, bu son ihalede, restorasyon ve onarım karşılığında 35 yıllığına kiralandı. Beyoğlu’nda bulunan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde yapılan ihaleye 13 şirket katıldı. Restorasyon-onarım bedeli, 27 milyon 48 bin lira olarak belirlenirken, ihale pazarlığı ilk yıl için aylık 425 bin liradan açıldı. İhaleyi, aylık 3 milyon lira ödeme teklifi veren Gapsan firması kazandı.

Attila İlhan, “Tutuklunun Günlüğü” şiirinde Sansaryan Han’daki emniyet müdürlüğünde yapılan işkenceleri şöyle anlattı:

“Daktilolar camları bulutlu sorgu odalarında
didiklemez mi özgürlüğünü Sansaryan Hanı’nda
küflenir suyun bir bakır çalığı birikir ağzında
kendini öldürmeyi belki bin kere tasarlarsın da
bir kere aklından geçmez bitirmeden ölmek şarkıyı”

Ruhi Su da dizelerinde Sansaryan Han’ı şöyle tarif etti:

“Mahsus mahal derler, kaldım zindanda
Kalırım kalırım, dostlar yandadır
Ölürüm ölürüm kardeş, aklım sendedir...
Artar eksilmeyiz, zindanlarında”

Hasan Basri Alp burada hayatını kaybetti

Dönemin sosyalistlerinden Hasan Basri Alp, 1945 yılında bu binada sorgu sonrası hayatını kaybederken, polis raporlarına olay “kaçarak dama çıkıyor ve damdan düşerek ölüyor” diye yansıtıldı. Yazar Vedat Türkali, “Güven” adlı romanını Alp’e ithaf etti: “27 Ocak 1945’te Sansaryan Han’da güvenlik soruşturması sırasında yaşamını onurlu biçimde yitiren gencecik insan, yiğit devrimci Hasan Basri Alp’in yüce anısına.”

Sabahattin Ali de bir dilekçesinde Sansaryan Han’ı şöyle anlattı: “19 ve 20 No’lu olanlar ünlü tabutluklardır. Hücrenin eni 60 santimetre, derinliği 40 santimetre ve yüksekliği 180 santimetredir. Burada yatanlar uykudan mahrum, aç ve susuzdur. 35 hücreden sadece altısında küçük pencere vardır, diğerleri hava almaktan da yoksundur… Birçoğumuz tabutlukta tutulma işkencesine maruz kaldık.”

Nazım Hikmet de “Gazete Fotoğrafları Üstüne” şiiriyle Sansaryan Han’ı anlatan şairler arasında yer aldı:

“Emniyet Müdürü
Güneş bir yara gibi açılmış gökte
Akıyor kanı.
Uçak alanı.
Karşılayıcılar, eller göbekte:
Coplar, cipler
Hapishane duvarları, karakollar
Ve darağaçlarında sallanan ipler
Ve siviller göze görünmez
Ve bir çocuk işkenceye dayanamadı
Attı kendini Emniyet’te üçüncü kattan.
Ve işte Emniyet Müdürü bey
Uçaktan iniyorlar
Amerika’dan dönüyorlar
Mesleki tetkikattan.
İncelediler uyku uyutmamak usullerini
Ve memnun kaldılar pek
Hayalara bağlanan elektrottan
Ve bizdeki tabutlukların üstüne bir de konferans vererek
Açıkladılar faydalarını
Koltuk altlarına kaynar yumurta koymanın
Boyun derisini kibritle ince ince yakıp soymanın.
Emniyet Müdürü bey uçaktan iniyorlar.
Amerika’dan dönüyorlar
Ve coplar cipler
Ve darağaçlarında sallanan ipler
Üstat döndü diye seviniyorlar.”

Sansaryan Han’ın tarihi

Han, Sanasaryan adlı Erzurumlu bir Ermeni tüccarındı. Hanın 1909 yılındaki tapu kaydında, yönetim hakkı Ermeni Patrikliği‘ne aitti. Hana, 1915-1920 yılları arasında devlet el koydu. 1920-1928 yılları arasında binanın gelirleri Patrikhane’nin kullanımına geçti. Bina 1925 yılında geçirdiği yangından sonra yeniden yapıldı. İstanbul Valiliği’ne bağlı İdare-i Hususiye, hanın gelirlerine 1928’de tekrar el koydu. Dönemin Ermeni Patriği Naroyan dava açtı ve dava 1932 yılında Naroyan’ın lehine sonuçlandı. Bu kez de İdare-i Hususiye 1935 yılında karşı dava açtı ve mülkiyet yeniden devlete geçti.

Han bu tarihten sonra adliye binası ve emniyet müdürlüğü binası olarak kullanıldı. Binanın şu andaki mülkiyeti Vakıflar Müdürlüğü’nde.

Sansaryan Han’ın adı, binayı 1895’te mimar Hovsep Aznavur’a yaptıran Mıgırdiç Sanasaryan’dan geliyor. Hovsep Aznavur aynı zamanda dünyanın ilk prefabrik demir yapısının da mimarıydı. Mıgırdiç Sanasaryan, 1881’de Erzurum’da Sanasaryan adlı bir okul açtı. Sirkeci’deki hanı da bu okula gelir yaratması için inşa ettirdi. Erzurum’daki okul aynı zamanda 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’nin toplandığı yerdi. 

*Hanın tarihi ile ilgili verilen bilgiler için Hafıza Merkezi’nin yayımladığı Sansaryan Han yazısından yararlanılmıştır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus