Çiçek hastalığının yok edilmesinde büyük rol oynayan Larry Brilliant, 2006 yılında yeni bir salgından bahsediyor: “Üç hafta içinde bütün dünyaya yayılacak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Çiçek hastalığının yok edilmesinde büyük bir rol oynayan epidemiyolog Larry Brilliant, Şubat 2006’da gerçekleştirdiği bir TEDx konuşmasında salgın hastalıklardan bahsederken gerçekleştirdiği bir simülasyon ile koronavirüs benzeri bir salgının çıkma ihtimalinde olacakları değerlendiriyor. Konuşmada öne çıkanları sizler için derledik.

Brilliant konuşmasına şöyle başlıyor: “Ben dünyadaki en şanslı insanım. Dünya üzerindeki en son çiçek hastalığı vakasına tanık oldum. Geçen yıl Hindistan’daydım ve çocuk felcinin de son örneğini görmüş olabilirim. Sizi şu an görülmeyen bazı ölümcül hastalıklardan kurtaran bu onurlu ve kutsal işte çalışmaktan daha güzel hiçbir şey yok benim için.”

Hindistan’da Himalaya Manastırı’nı ziyaret ettiği sırada bölgede yaşayan bir gurunun kendisine Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) girmesini tavsiye ettiğini belirten Brilliant aynı zamanda, bu kişinin çiçek hastalığının ortadan kalkacağı gibi ciddi bir tahminde bulunduğunu söylüyor.

Bu tahmin gerçekleşti, çünkü Rahima Banu dünya üzerinde çiçek hastalığına yakalanan son kişi olarak kayıtlara geçerken DSÖ, hastalığın ortadan kalktığını bir komisyon aracılığıyla 1980 yılında duyurdu. Komisyonun imzaladığı belge ise dünyada bir hastalığın sonlandığını resmî olarak ilan eden ilk belgeydi.

Rahima Banu

Brilliant çiçek hastalığının bitirilmesinin püf noktasının ise erken tanı ve tedavi olduğunu söylüyor. Brilliant çiçek hastalığını tarihteki en kötü hastalık olarak tanımlıyor, çünkü tarihteki tüm savaşlarda ölen insanlarda daha fazla cana mâl oldu. Geçen yüzyılda ise 500 milyon civarında insanın ölümüne enden olmuştu. Hastalığın zengin ya da fakir ayrımı yapmadığını belirten Brilliant dünyadaki pek çok yönetici ve kralın da bu hastalık yüzünden hayatını kaybettiğini söylüyor.

Gözlem metodu olarak teknolojik yetersizliklerden dolayı çiçek hastası olan bir çocuğun fotoğrafından 2 milyar tane basıldığını anlatan Brilliant, teşhis için kapı kapı dolaşarak resmi gösterdiği ve evlerinde yaşayan insanlara bu şekilde çiçek hastası olup olmadıklarını sorduğu günleri anlatıyor.

1967 senesinde DSÖ’nün çiçek hastalığı ile mücadelede büyük bir sorumluluk üstlenmeye başladığını belirten Brilliant, bu sayede 1967’de çiçek hastalığı 34 ülkeyi etkilemişken 1970’de etkilenen ülke sayısının 18’e düşürüldüğünü söylüyor. 1974’e gelindiğinde ise yalnızca beş ülke kalmıştı. Hastalığın yaşadığı son ülke ise Hindistan’dı.

Hindistan halkı çiçek hastalığını “Serinlik annesi Shila Mata’nın” dinî bir ziyareti olarak gördüğü için hastalıkla ilgili beyanda bulunmuyordu. Brilliant’a göre hastalığı bitirmek için herkese aşı yapmak çözüm değildi. Belki hayatta olan insanlara bulaşmayabilir ama yeni doğan bebekler risk altında olmaya devam ederdi. Dolayısıyla dünya üzerindeki çiçek hastalığı vakalarını tespit edip bir bağışıklık çemberi çizilmesi gerekiyordu. Brilliant bu amaç için farklı milletlerden, kültürlerden, dinlerden 150 bin doktor ile birlikte Hindistan’da bir milyar eve gittiklerini anlatıyor. Erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğunun yeniden altını çizen Brilliant evleri tek tek dolaşmadıkları müddetçe hastalıkla ilgili şikâyet almadıklarını belirtiyor. Bu sayede Hindistan’daki tüm çiçek hastalığı vakalarının tespit edildiğini açıklayan Brilliant, hastalığın bu şekilde sonlandırıldığını söylüyor.

Brilliant şöyle devam ediyor: “Çiçek hastalığı, yok edilmeye çalışılan dördüncü hastalıktı, ilk üçünde başarısız olmuştuk. Bunlar: sıtma, sarı humma ve ekvator frengisiydi.”

Çocuk felci ve körlükle mücadele

Hindistan’da çocuk felci programında çalıştığı günleri de anlatan Brilliant gözlem programı için dört milyon insanın kapı kapı dolaşması gerektiğini söylüyor.

“Sight is for Evereyone” (The Seva) kuruluşu çiçek hastalığı ile mücadele programından mezun olanların kurduğu ve körlük ile ilgili araştırmalar yapmayı hedefledikleri bir kurumdu. Brilliant, Seva’nın programlarının, kuruluşundan 2006’ya kadar geçen 26 yıllık süreçte 15 ülkede toplam 2 milyar insana görme yetisini geri kazandırdığını söylüyor.

Yapılan çalışmalar ve araştırmalar sonucunda körlüğün sadece klinik bir vaka olmadığının ortaya çıktığını belirten Brilliant, körlüğün katarakt haricinde, trahom ve glokom yüzünden meydana gelebildiği gerçeğinin aydınlatıldığını belirtiyor. Seva projesi olarak geliştirilen Aravind Göz Hastanesi’ni ise dünyanın en iyi göz hastanesi olarak niteleyen Brilliant, bu hastanenin çalışmaları sayesinde yalnızca Hindistan’ın Tamil Nadu eyaletinde 300 binden fazla insanın görme yetisini yeniden kazandığını anlatıyor.

2005 yılında konuşan uzmanlar: “Yeni ve etkili bir salgın ihtimali oldukça yüksek”

Brilliant kuş gribine de değinirken tedavideki kilit noktanın yine erken teşhis ve çabuk reaksiyon olduğunu vurguluyor. 2005 yılında kuş gribi hakkında dünyanın en iyi epidemiyolojistleri ile çalıştığını kaydeden Brilliant onlara salgının gidişatı hakkında sorular sorduğunu, yüzde 15’inin üç sene içinde bir salgın gerçekleşebileceğini, yüzde 90’ının ise bir sonraki neslin bir salgın hastalığı tecrübe etme ihtimalinin yüksek olduğu cevabını verdiğini söylüyor. Aynı kişilere göre yeni ve kuvvetli bir salgın olması halinde 1 milyar insan hastalanırken 165 milyon insan da hayatını kaybedebilir. Bu durum gerçekleşirse piyasalarda da büyük gerilemeler yaşanır. Salgının ekonomiye toplam zararı bir ile üç trilyon arasında olabilir ve 100 milyon insanın ölmesinden daha kötü bir durum olur, çünkü aynı sayıda insan işini ve sağlık sigortasını kaybedecek. Seyahat koşulları daha iyi hale geldiği için salgın da daha etkili olacak.

Simülasyonda koronavirüs benzeri bir vaka tanımlanıyor

Ufak çaplı bir simülasyon gösteren Brilliant, Güney Asya’da bir salgın hastalık çıkması halinde neler olacağını şöyle anlatıyor: “İlk aşamada yavaş ilerleyecektir. İki veya üç tane hastalık bölgesi olacaktır. Sonra ise ikinci bir patlama yaşanacak ve farklı ülkelere yayılmaya başlayacaktır. Ne olduğunu anlamadan üç hafta içinde bütün dünyaya yayılacaktır. Ancak eğer hastalığın nerede ortaya çıktığını tespit edebilirsek ve erken tanıda bulunup erken tedaviye başlayabilirsek her virüsü bir kafese hapsedebiliriz. Salgın hastalıklarla mücadele edebilmenin tek yolu budur.”

Global Public Health Intelligence Network’ün ( Küresel Halk Sağlığı İstihbarat Ağı – GPHIN) salgın hastalığın nerelerde çıktığına yönelik çalışmaları olduğunu belirten Brilliant, SARS hastalığının bu çabalar sayesinde çok farklı bölgelere yayılmasının önüne geçildiğini belirtiyor. GPHIN, Dünya Sağlık Örgütü’nden üç ay önce hastalığını yayılabileceğini açıklamıştı. Yine Şubat 2006’da İran ülkedeki ilk kuş gribi vakasının belirlendiğini duyurmuşken GPHIN Ekim 2005’te İran’da bu vakaya rastlandığını ilan etmişti.

GPHIN’in daha da genişlemesi halinde pek çok salgın hastalıkla daha kolay başa çıkılabileceğini vurgulayan Brilliant konuşmasını mottosunu hatırlatarak tamamlıyor: “Erken teşhis, erken tedavi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus