Komşularının ölüm tehditleri yüzünden dokuz aydır evine giremeyen Ajda Ender: “Devlet bana koruma sağlamıyor, İstanbul Sözleşmesi’nden haberdar değiller”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Trans birey Ajda Ender, İstanbul Şişli’de yaşadığı apartmanda 2005 yılından beri komşularının ayrımcılığına ve nefret suçlarına maruz bırakılıyor. Dokuz aydır evine giremeyen Ender’in savcılığa bulunduğu suç duyuruları cevapsız kalıyor. Ender Medyascope’a son yaşadıklarını ve karantina sürecinde maruz bırakıldığı transfobik baskıyı anlattı.   

“Çok üzülüyorum ama dimdik ayaktayım”

Sosyal ve ekonomik olarak ölüme mahkûm edildiğini dile getiren Ender’in komşuları onu trans olduğu gerekçesiyle tam dokuz aydır, 2003’ten beri yaşadığı evine sokmuyor. Yaşadıklarının insan hakkı ihlali olduğunu vurgulayan Ender, “Benim hürriyetimi elimden almaya çalışıyorlar. Bu onur kırıcı, aynı zamanda insanlık suçu. Çok üzülüyorum ama dimdik ayaktayım” diyor. Ajda her ne kadar üzüldüğünü belirtse de kendisini psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bırakan kişilerin hepsinden şikayetçi ve kendine yapılanların hesabını hukuki yollarla sormaya kararlı: “Davalarımın arkasında dimdik duruyorum, duracağım, beni ezemeyecekler.” 

“Bu pandemi günlerinde devlet, komşularımın beni evsiz ve parasız bırakmasına izin veriyor”

Ajda komşularının işlediği nefret ve şiddet suçlarıyla ilgili savcılığa bulunduğu şikayetlerinde herhangi bir gelişme olmadığını söyledi. Ajda hâlâ işini yapamıyor çünkü evindeki odalardan biri hem işyeri hem de deposuydu. Moda tasarımcılığı yapan Ajda evine giremediği için kumaş ve diğer malzemelerine de hâlâ ulaşamıyor. Evinde yaşamadığı süre boyunca komşularının sahte ihbarları nedeniyle polis, Ajda Ender’i almak için kendisinin dokuz aydır giremediği evine baskınlar düzenlemiş. Bu baskınlar, Ajda’nın iki polis memurundan sahte ihbara suç ortaklığı yaptıkları gerekçesiyle şikayetçi olmasıyla son bulmuş. 

Herhangi bir resmi kurumun kendisiyle bu süreçte iletişime geçmediğini aktaran Ajda, “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri sosyal medyada sesimi duyurduktan sonra beni bir kere aradı, benimle ilgileneceklerini söyledi ama hiçbir şey yapmadı. Devlet üzerine düşeni yapıp bana koruma sağlamıyor. Bu pandemi günlerinde devlet, komşularımın beni evsiz ve parasız bırakmasına izin veriyor” diye konuşuyor.

“Türkiye hukuku İstanbul Sözleşmesi’nden haberdar değil”

Karantina günlerinin cehennem gibi geçtiği söyleyen Ender yaşadığı tüm süreçle ilgili de şunları söylüyor: “Ben trans kadın kimliğimin arkasındayım. Devlet bana yeni bir kimlik verdi. Ben İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeye karar verdim. Türkiye hukuku İstanbul Sözleşmesi’nden haberdar değil. Bu sözleşme imzalandığı halde devlet sözleşmenin gereğini yerine getirmiyor. Kadına ve trans kadına şiddet uygulanamaz, 6284 sayılı kanunun uygulanması gerekiyor artık. Bu cezasızlık hali beni hem yıprattı hem de direnmek için bana güç verdi. Sadece kendim için değil bütün kadınların özgürlüğü için sesimi çıkarıyor, mücadele ediyorum.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus