En çok koronavirüs vakasının görüldüğü iller – İzmir: Vaka sayısının açıklanandan daha yüksek olmasından korkuluyor, iktidara tepki var

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıkladı: İzmir, koronavirüsten en çok etkilenen ikinci il. Bakan Koca, İzmir’de 853 kişinin kororavirüse yakalandığını, salgının ilk görüldüğü günden bu yana İzmir genelinde 18 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

İzmir Tabip Odası ise daha önce yayımladığı raporda, İzmir’de dokuz Aile Sağlığı Merkezi’nin şüpheli vakalar nedeniyle bir süreliğine kapatıldığı açıklamış ve İzmir’deki vaka sayısının halihazırda 700 civarında seyrettiğini, bu rakamın 75’inin sağlık çalışanı olduğunu ve hatta aile hekimliği bünyesinde çalışan bir hemşirenin yoğun bakımda tedavi gördüğünü bildirmişti.

28 Mart 2020 tarihinde ilk toplantısını yapan İl Pandemi Kurulu’nda temsil edilmeleri gerektiğini belirten İzmir Tabip Odası, şehir özelinde enfekte olan sağlık çalışanlarının sayısının yükseldiğini ve kriz patlak verdiği günlerde, Aile Sağlık Merkezleri’ne ekipmanların geç ulaştırılması ve bazı malzemelerin eksik, yetersiz nitelikte olduğunu duyurmuştu.

“Bu düzen, bu virüsten çok daha öldürücü”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, “Neden İzmir’deki rakamlar bu denli yüksek” sorusunun iki cevabı olduğu kanısında. İlki, iktidarın İzmir’e karşı siyasi tutumu ve buna bağlı olarak sağlık altyapısına yatırım yapmaması; ikincisi ise, İzmir’in verdiği vergi miktarına karşılık merkezi hükümetten sadece dörtte bir oranında dönüş alması. İzmir’in iç göç alan bir nokta olması ve turizm açısından hareketliliğinin, altyapının bilinçli olarak ihmal edilmesiyle birleştiğini anlatan Özkan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in sokağa çıkma yasağı konulması talebini de yeniden hatırlattı.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na dayalı bir karantina uygulaması istediklerini söyleyen Özkan, “Bu düzen, bu virüsten çok daha öldürücü bir düzen” dedi ve koronavirüse dair endişesini “Dilim varmıyor ama sonuçlar bizim için bir felakete dönüşebilir” sözleriyle paylaştı.

“İzmir’de vaka sayısı açıklanandan daha fazla”

İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Funda Barlık Obuz’a göre, asıl tehlike İzmir’in toplam nüfusu ya da üç büyükşehirden biri olması değil. Konu, vaka sayısının nüfusla ne kadar orantılı olduğu. Bu nedenle Isparta’dan Sakarya’ya kadar “100 bin kişide kaç vaka” sorusu asıl üzerinde durulması gereken kritik nokta.

Dr. Barlık Obuz, “Bakanlığın açıkladığı veri ise sadece testleri pozitif çıkan kişilere yönelik” derken, gerçekte sayının daha yüksek olduğunu, 900’ün üzerinde vaka tespit ettiklerini ve bunun 100’ünün sağlık çalışanı olduğunu belirtti. İzmir’deki bir diğer önemli konu ise şeffaflık. Hem İzmir Tabip Odası hem de Dr. Barlık Obuz, ellerindeki bilgilerin ve verilerin hastanelerdeki sağlık çalışanlarına dayandığının, merkezden resmi bir bilgilendirme yapılmadığının altını çiziyor.

“İktidar, kendisinden olmayan yerel yönetimi de kurumu da düşmanlaştırıyor”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Murat Çepni’ye İzmir’in durumunu sorduğumuzda ise artık krizin şehir şehir ayrılamayacağını söylerken, bu noktaya gelinmesindeki en büyük etkenin hükümetin şeffaf olmaması olduğunu kaydetti. “İktidar halkın sağlıklı bilgi alma hakkının önüne geçmeye çalışıyor. Hangi noktaya gideceğini bilmediğimiz, bu konuda bilgi sahibi olan herkesin katkı sağlaması gereken bu süreçte Tabipler Birliği ve sendikalar iktidar tarafından yok sayılıyor” diyen Çepni, muhalefet belediyelerinin bağış ve yardım toplama hareketinin engellenmesinin bu mantığın ürünü olduğunu anlattı ve bu hatadan dönülmesi çağrısı yaptı.

İktidarın “kendisinden olmayan” herhangi bir kurum ve hatta yerel yönetimi yok saydığını ve düşmanlaştırdığını anlatan Çepni, İzmir’in durumunun da bu koşulda değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.

Hükümetin pandeminin henüz başında birlik mesajı verse de bu günlerde “fabrika ayarları”na döndüğünü savunan HDP İzmir Milletvekili Çepni, İzmir’in ve muhalefette olan tüm belediyelerin merkezi hükümetle olan durumunu Batman örneğiyle açıkladı: “Batman Belediyesi kayyum atamasından bir gün önce (korona çerçevesinde) su faturalarını almayacağını ilan etti. Bunun da arka planında ‘çalışma’ ve bu belediyelere dönük iktidarın ‘basıncı’ var. Belediyelerin bağış toplamasının önünde hiçbir engel de olamaz!”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus