Korona günlerinde çalışma hayatı (3) – İşten çıkarılanlar anlatıyor: “Bizi maddi önlem için işten çıkardıklarını söylüyorlar fakat biz zaten ücretsiz izindeydik”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İşten çıkarılma hikayesini anlatan Özge Demir, “Bu bir şekilde olacaktı, bekliyordum ben bunu zaten” diyor. 24 yaşında, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı’nda (LÖSEV) sosyal hizmet uzmanı olarak çalışmaya başlayalı henüz iki ay bile olmamış. Üniversiteden mezun olduğu gibi çalışmaya başladığı ilk yer burası olmuş. Özge çok büyük bir motivasyonla ve ciddi bir gönüllülükle çalışmaya başladığını söylüyor. Fakat koronavirüs salgınının Türkiye’de de yayılmaya başlamasından sonra işler onun için pek de iyi gitmiyor. Kurum, Özge’yi ilk önce bir süreliğine ücretsiz izne çıkarıyor. Ardından da işten çıkarıldığı haberini veriyor. Böyle bir süreçte yaşadıkları Özge’yi epey sarsmış. Kuruma güveninin kalmadığını söylüyor. Bu yüzden de ona “Mayısta seni tekrar işe alabiliriz” denmesine rağmen dönmeyeceğini anlatıyor. Özge bu süreci atlatmak için, okuduğu ve çalıştığı yer olan Ankara’yı arkasında bırakarak İzmir’e, ailesinin yanına dönüyor.

“Bunu tatsız cümlelerle tanımlamayalım, mayısta tekrar haberleşelim”

Özge salgının ülkede yayılmaya başlamasından sonra, kendisinin böyle bir talebi olmamasına rağmen kurum tarafından ücretsiz izine çıkartılıyor. Özge ücretsiz izindeyken bir süre sonra vakıf tarafından, insan kaynakları koordinatörüyle görüşmesi için aranıyor. Görüşme yüz yüze gerçekleşecek fakat Özge işyerine gitmek istemiyor. Çünkü oraya gidebilmesi için üç vasıta değiştirmesi gerek ve salgından dolayı bu onu tedirgin ediyor. Bunun üzerine insan kaynakları koordinatörünü arayıp çevrimiçi bir görüşme yapma talebinde bulunuyor. Özge’ye “Bir iki saat sonra tekrar konuşalım” deniliyor. Özge bir iki saat sonra görüşme yapmak için değil, sözleşmesinin feshedildiği konusunda bilgilendirilmek için aranıyor:

“Beni aradılar. ‘Biz şimdi sözleşmenizi feshetmek durumundayız’ dediler. ‘İşten mi çıkarılıyorum?’ dememin üstüne bana ‘Bunu ne olur tatsız cümlelerle tanımlamayalım. Bunu şu an önlem olarak yapıyoruz. Mayısta tekrar haberleşelim’ dediler”.

 “İnanılmaz güvensiz ve kırgınım”

Telefonu kapatır kapatmaz fesih bilgilerinin mailine geldiğini söylüyor Özge. Hem fesih dilekçesini vermek için hem de üzerine zimmetli olan tablet gibi eşyaları bırakmak için vakfa gidiyor. Orada yeniden “mayısta görüşme” konusu açılıyor:

“Gittiğimde belgeleri de teslim ettim. Orada da yine mayısa dair bir görüşme geçti. Ben buna kapalı olduğumu söyledim. ‘Bizim senin çalışmanla hiçbir problemimiz yoktu’ dediler. ‘Tamam’ deyip geçiştirdim. Ama inanılmaz güvensiz ve kırgınım. Böyle bir şeyi teklif ediyor olmaları bile beni şaşırtıyor. Mayısta ben işe girerim, bu sefer de başka bir hastalık başlar. Ben yine işten çıkarılırım.”

Özge kesin bir dille işe geri dönmeyeceğini söylüyor.

“Amaç sigortayı da ödememek”

Özge, işten çıkarılma sebebinin “maddi önlem almak için” olarak gösterildiğini anlatıyor. Fakat ona göre zaten ücretsiz izinde oldukları için işten çıkarılmalarına gerek yoktu. Kurumun bu süreçte tek yapması gereken ücretsiz izne ayırdığı personelinin sigortalarını ödemek olacaktı: “Bizi maddi önlem almak için çıkardıklarını söylüyorlar. Biz de şunu söylüyoruz: Bunun için bizi işten çıkarmanıza gerek yok. Zaten biz işten çıkarılmışçasına ücretsiz izindeydik. Bizim sigortamızı ödüyor olmak zarara uğrattı demek ki koca LÖSEV’i”.

Özge’yle birlikte, onunla aynı zamanda işe başlayan ve ondan sonra işe başlayan herkes işten çıkartılıyor. “Bu kadar kişiyi toplu bir şekilde aynı anda işten çıkarmak aslında hiç hoş olmayan bir şey. Bir ay sonra beni tekrar görüşmeye çağıracaksın madem, bir aylık sigorta mı sorun oldu?” diye soruyor Özge.

Bunun yanında Özge’nin 13 günlük henüz yatmayan bir maaşı var. Özge, kurumun maaşın gecikmeli de olsa yatacağını söylediğinden bahsediyor.

İşten çıkarılma sebebi sözlü olarak başka, yazılı olarak başka

Özge, işten çıkarılma sebebinin kendisine “koronavirüs salgını sebebiyle maddi önlem almak” olduğu söylense de, iş akdi feshine bunun yansıtılmadığını anlatıyor: “Sözlü olarak koronavirüs sebebiyle aldıkları önlem kapsamında bizi işten çıkardıklarını söylediler. Ama feshe baktığımızda ‘deneme sürecinde iş feshinin gerçekleştirilmesi’ yazıyor. Böyle olunca da sizin bir tazminat hakkınız olmuyor.”

Özge iş sözleşmesinde “Her iki taraf da iki ay boyunca sebep göstermeksizin işten çıkarma ve işten ayrılma hakkını saklı tutar” maddesinin yer aldığını ve işten çıkarılmasının buna dayandırıldığını söylüyor.

 “Kurumun sosyal hizmet personeline karşı tutumunu değiştirmesi gerek”

Özge, kurumun personeline karşı tutumunu eleştiriyor ve yönetimin kendi çalıştığı birime farklı, başka birimlere farklı davrandığını şöyle anlatıyor: “Bu kurumun değiştirmesi gereken şey personeline karşı tutumu. Özellikle sosyal hizmet birimi personeline olan tutumu. Diğer birimlere baktığımızda onlar daha saygın, daha değerli görülüyor. Bize geldiğinde bu durum değişiyor. Mesela beni sevdiği için benimle iyi. Ama çalışma arkadaşıma karşı sertlik, hoyratlık var.”

“LÖSEV’in yine bağışçısı olurum”

Özge kurumun güzel işler yaptığını, başka bir işe girse bile oranın bağışçısı olacağını özellikle vurguluyor. Onun tek sıkıntısı kurumun personeline karşı olan tutumu: “Güzel bir kurum. Ben yarın bir gün başka bir yerde işe başlayayım LÖSEV’in bağışçısı olurum. İnsanlara, hastalara yardımcı olan, maddi manevi destek veren bir kurum var. Ama bu kurumun bunları gerçekleştirirken personeline takındığı tavır çok hoyrat.”

Özge şu anda İzmir’de ailesinin yanında. Bunu bir dinlenme süreci olarak göreceğini söylüyor. Bundan sonra ise iş aramaya devam edeceğinden bahsediyor. Özge’yle birlikte işten çıkarılanların kimisi kuruma tekrar döneceğini söylüyor, kimisi çoktan memleketine geri dönmüş, kimisi ise başka iş arayışında. Ama hepsinin ortak bir yönü var. İşten çıkarıldıkları için hâlâ şaşkınlar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus