Koronavirüs günlerinde medya: Sağlık mı, reyting mi? Dr. Can Ertuna ile söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgınında önemli görevlerden biri de medyaya düşüyor. Televizyon kanallarında her gün uzmanlar, yorumcular ve farklı alanlardan pek çok isim salgın sürecinde görüşlerini paylaşıyor.

Medyadaki bu süreçte birincil kaygı reyting. Hal böyle olunca, kelle paçanın pandeminin çaresi olarak sunulması, psikoloji lisansına sahip olmayan sözde psikologların tavsiyeleri, uzmanlığı dışında konuşan hekimler, aynı anda hem Libya’daki iç savaş hem Kanal İstanbul hem sağlıklı beslenmeden bahsedebilen gazeteciler, bu kez ölümcül bir virüsü konuşabilme lüksüne sahip oluyor. Peki ama biz kimleri izliyoruz? Yani sadece adresleri değişen bu sınırlı güruhu nasıl okumak gerekir?

Öte yandan özellikle Anadolu’da hâlâ takip edilen ya da “Ben hiç izlemiyorum” diyenlerin dahi sosyal medyadaki anekdotlarla, özetlerle ya da yansımalarla takip etmek zorunda kaldığı televizyon kanallarının halk sağlığı üzerinde sorumluluğu yok mu?

Her şeyi bir yana bırakalım, milyonlarca liralık bu yapılanmaların marka değerleri, insanların sağlığını riske atan hatta ölümlerden bile sorumlu olabilecek yüksek reytingli bu isimler nedeniyle değer kaybetmiyor mu? Hatalı açıklamalar için özür dileniyor veya özeleştiri yapılıyor mu? Koronavirüs sonrası medyada bir dönüşüm olacak mı ya da süreç yeni medyaya fayda sağlayacak mı?

Tüm bu soruların cevaplarını ve koronavirüs günlerinde medyanın sınavını gazeteci ve akademisyen Dr. Can Ertuna ile konuştuk. Ertuna, medyadaki reyting odaklı, ihmalkâr dönüşümün koronavirüsle başlamadığını sahadaki tecrübeleriyle aktardı, medyanın yarınının koronavirüs gölgesinde nasıl şekilleneceğini yorumladı ve “Türkiye’de medyanın neye ve nasıl bir dönüşüme ihtiyacı var” sorusuna yanıt verdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus