2001 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Joseph Stiglitz: “Krizi atlatmak için Yeşil Yeni Düzen’e ihtiyacımız var”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2001 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Joseph E. Stiglitz, BBC’den Katie Prescott’a konuştu. Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı ve Baş Ekonomistliği görevlerinde de bulunan Stiglitz, koronavirüs salgınının yarattığı ekonomik bunalımda, iklim değişikliği ve ekonomik eşitsizliği ele alan “Yeşil Yeni Düzen” (Green New Deal) paketine ihtiyaç olduğunu söyledi. 

Stiglitz’in, salgın karşısında karantina uygulayan ülkelerin ekonomik durumu, bozulan ekonomilerin kendi normalliğine ne zaman ve nelere bağlı olarak dönebileceği ve bu krizin önceki ekonomik bunalımlarla karşılaştırılması gibi başlıkları içeren röportajını, Yasin Uysal ve Yusuf Said Akcakaya’nın çevirisiyle paylaşıyoruz.

Katie Prescott: Uluslararası Para Fonu (IMF), ekonominin küçülmeye (resesyon) gireceğini söyledi ve “İnsanlık tarihinin en karanlık anının eşiğindeyiz” diyerek bunun 10 yıl önceki finansal krizden daha kötü olduğunu belirtti. Şu anda, bu konuyu konuşmak üzere yanımda Nobel ödüllü iktisatçı, Columbia Üniversitesi Profesörü Joseph Stiglitz var. Kendisine, virüsten korunmak için genel bir karantina uygulayan ülkelerin, bunun ekonomik etkisi de göz önünde bulundurulduğunda, çok mu aşırıya gittiğini sordum. 

Joseph Stiglitz: Hayır, aşırı değil. Bence bu gayet yerinde. Genel bir karantina uygulanmasaydı bile, pandemi daha da şiddetlendiğinde insanlar restoranlara veya tiyatrolara gitmekten, uçağa binmekten korkacaktı. Tüketim davranışının normale dönmesinin tek yolu da pandeminin kontrol alınmasından geçiyor. Dolayısıyla, benim görüşüme göre, ekonomimizin onarılıp belirli derecede bir normalliğe dönmesi için pandeminin kontrol altına alınması zorunluydu. 

İzin verirseniz, ekonomiyi belirli derecede bir normalliğe yeniden ulaştırma hakkında konuşmak istiyorum. Sizce bu ne zaman olabilir?

Burada birçok belirsizlik var. Ancak, bunun belki de birkaç aydan daha fazla süreceği hakkında bir konsensüs ya da en azından yaygınlaşan bir perspektif var. Bu kanı kısmen, bir aşı veya antivirüs bulunamazsa sözkonusu durumun tamamen kontrol alınamayacağına dayanıyor.

Şu anki durumumuzu, daha önce yaşadığımız ekonomik bunalımlarla nasıl kıyaslardınız?

Bu daha çok, hem talep hem de arzı etkileyen türden bir kriz. İnsanlar, koronavirüs tehdidinden dolayı işe gitmek ve tüketmek istemiyor. Şu anda olan şey, istihdamın şimdiye kadar gördüğümüzden çok daha büyük biçimde yere çakılması. Ekonomik sıkıntı döneminin büyüklüğünün sonucu olan işsizlik, neredeyse Büyük Buhran dönemindeki rakamları aşacak düzeyde. Bence, ilk baştaki umut, “V” (sert bir düşüsün ardından hızlı bir yükseliş) şeklinde ekonomik toparlanma üzerineydi. Uygulamaya konulan politikalardan çoğu bunu daha mümkün kılmak içindi. Fakat, ekonomik sıkıntı ne kadar uzun sürerse, daha açık bir şekilde görülüyor ki, ABD’nin buna uygun politikaları yok. Bu ise, ‘V’ şeklinde ekonomik toparlanmadan ziyade ‘U’ (düşüş sonrası daha uzun bir bunalım ve toparlanma dönemi) şeklinde veya dipte dümdüz bir grafiği (ekonomik düşüşe karşın bir yükselişin görülmediği durum) muhtemel kılıyor. Bu şekilde bir toparlanma da oldukça zor olacaktır.

Ancak, bir şekilde bir ekonomik toparlanma olacak. İnsanlar işe gitmeye başlayacak. Olacak şeylerden biri de, ev halkı ve şirket bilançolarının içinin boşalması. Birçok şirket iflas edecek. Birçok şirket kendisini önemli bir likidite azlığı ile karşı karşıya bulacak. Kredi verenler, kimin iyi durumda kimin olmadığını göremeyecek. Herkesi yeniden değerlendirmek karmaşık olacak. Çünkü bazıları iyi durumda olmasına rağmen, onlara borçlu olanlar iyi durumda olmayabilir. Bu da, sorumluluk zincirinin tablosunu oldukça karmaşık biçimde çizmek anlamına geliyor.

Normalliğe dönülmesi aylar alsa bile bence bunun bedelini nesiller boyu ödeyeceğiz, ne dersiniz?

Bana kalsaydı, borçlar üzerine fazla odaklanmazdım. Yüzde 0 faiz oranının olduğu şu anki ortamda borcun nedeni ve borcun yönetilmesi pek önemli değil. Savaş durumunda, “Borç durumunuza dikkat edin, ne gerekirse yapacağız’’ dersiniz ve yaparsınız. İkinci Dünya Savaşı’ndan öğrenmiş olmamız gereken ders şuydu: Savaştan sonra ABD’de, borcun gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranı yüzde 135’ti -şu ankinden çok daha fazla. Ancak, “Aradaki farkın açılmasına izin vermeyeceğiz’’ dedik. Sonrasında, yollarda, teknolojide ve eğitimde çok büyük kamu yatırımları yaptık. Bunun sonunda en hızlı ekonomik büyüme dönemini geçirdik. Ve ekonomiyi büyüttüğümüz için bu GSYİH oranı düştü.

O hâlde, şimdi bunlara mı ihtiyacımız olduğunu düşünüyorsunuz? Yine bir çeşit New Deal’a (Yeni Düzen)*, dünya genelinde devletler tarafından yapılacak büyük yatırımlara?

Aynen öyle. Örneğin, bazılarının Green New Deal (Yeşil Yeni Düzen), Avrupalılar’ın Green Deal (Yeşil Düzen) diye adlandırdığı şey, tam olarak, ekonomiyi büyütecek ve onu şu anda ihtiyacımız olan tarzda bir 21. yüzyıl ekonomisine dönüştürecek.

Bir iktisatçı olarak, tüm dünya ekonomisinin bir duraklamaya alındığı bu dönemi yaşamak korkunç şekilde muhteşem olmalı… 

Birçok yönden öyle. Ekonomi, toplu eylem, bir ülkeyi neyin zengin kıldığı hakkında ders niteliğinde. Bildiğiniz gibi doktorlar, patoloji veya insan vücudu üzerindeki çalışmalarını vücutta bir şeylerin ters gittiği ya da çalışmadığı zamanda yapmayı severler. Ve şu anda bazı şeylerin yanlış yöne gittiği apaçık. Ekonomide neyin çalışıp neyin çalışmadığını görmek, bence, önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalarda bize bir temel sağlayacak. 

*New Deal (Yeni Düzen): Büyük Buhran sonrası, ABD ekonomisinin düzelmesini sağlamak maksadıyla oluşturulan ve “3R” (rahatlama-relief, iyileşme-recovery ve reform) şeklinde özetlenen programdır.

Kapak fotoğrafı: Alexandre Isard/Paris Match/Contour/Getty Images

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus