Dünya Sağlık Örgütü: “Dünya nüfusunun yalnızca yüzde 3’ü bağışıklık kazandı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
The Guardian’ın sağlık editörü Sarah Boseley, koronavirüse karşı geliştirilen bağışıklık yüzdelerini ve seroloji testlerinin doğruluğunu açıklayan bir yazı kaleme aldı. Dünya Sağlık Örgütü yetkililerinin açıklamalarına dayandırılan haberin çevirisini paylaşıyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) açıklamalarına göre dünya nüfusunun yalnızca yüzde 2-3’lük kesimi Kovid-19’dan etkilenerek antikor üretti. DSÖ Genel Direktörü Doktor Tedros Adhanom Ghebreyesus’un pazartesi (20 Nisan) günü Cenevre’de gerçekleştirilen toplantının ardından yaptığı açıklamalara bakılırsa karantina uygulamaları salgının etkisini düşürebilir.

Ancak seroloji testlerinin ortaya koyduğu verilere göre dünya nüfusunun çok büyük bir kısmı henüz enfekte olmadı ve antikor geliştirmedi. Yani bağışıklığın yaygınlaşması için çok daha fazla sayıda insanın antikor geliştirmesi gerekiyor.

“Tahminlerimiz daha fazla insanın enfekte olacağı yönündeydi”

Solunum yolları uzmanı ve DSÖ’nün Kovid-19 ile mücadele kapsamında oluşturduğu teknik ekibin lideri ABD’li Doktor Maria Van Kerkhove de ilk tahminlere göre şu anki süreçte daha fazla insanın enfekte olmasının hesaplandığını belirtirken emin olmak için henüz çok erken olduğunu söylüyor.

Cuma günü ise Kaliforniya’nın Santa Clara bölgesindeki Stanley Üniversitesi’nin yaptığı emsal tarama içermeyen araştırmanın sonuçlarına göre resmî olarak açıklanan sayılardan 50 ila 85 kat fazla sayıda insana virüs bulaşmış olabilir.

Santa Clara bölgesinde resmî kayıtlara göre şu ana kadar 1.094 vaka tespit edildi. Ancak antikor testlerine bakılırsa nisan başı itibarıyla 48 bin ile 81 bin arasında kişi enfekte oldu, ancak semptom göstermedi.

Bu sayılar doğru olsa bile ülke genelinde enfekte olup virüse karşı antikor üreten insanların sayısı nüfusun en fazla yüzde 3’ünü oluşturuyor.

Doktor Van Kerkhove ise çalışmaların gerçekleştirilme sebeplerini daha dikkatli incelemeleri gerektiğini belirtirken, “Ön baskı sırasında haberdar olduğumuz araştırmaların sonuçlarına göre nüfusun çok küçük bir kısmı hastalığa karşı antikor üretti. Sadece Almanya ve Fransa’da bu oran çift hanelerde, yüzde 14 civarında” dedi.

Çalışmanın amacı kadar teste tabi tutulacak insanların nasıl bulunduğu da önemli. Rasgele mi belirlendiler yoksa sağlıklı yetişkinler olması gereken kan bağışçıları arasından mı seçildiler? Aynı zamanda kan testlerinin nasıl yapıldığının da iyi saptanması gerekiyor.

Doktor Van Kerkhove’nin geçen hafta yaptığı açıklamalara göre testler insanların antikor ürettiğini ortaya koysa bile bu, aynı kişilerin kesinlikle bağışıklık kazandığı anlamına gelmiyor.

Doktor Van Kerkhove sözlerini şöyle tamamlıyor: “Pek çok ülke bağışıklık ölçmek için hızlı seroloji testleri uyguluyor. Ancak şu ana kadar seroloji testlerinin kullanımının bir kişinin bağışıklık kazanıp kazanmadığını ortaya koyduğuna dair bir kanıtımız yok.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus