Almanya’da tarihi dava: Suriye rejiminin iki işkenceci subayı yargılanmaya başlandı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Libération'dan Hala Kodmani, Beşar Esad'ın kurduğu ölüm makinesinin parçası olmakla suçlanan Anwar Raslan ve Eyad al-Gharib'in önceki gün Almanya'da başlayan dava sürecini yazdı.

Şam yönetimine çalışan iki eski subay Anwar Raslan (57) ve Eyad al-Gharib (43) insanlığa karşı işledikleri suçlar nedeniyle perşembe günü Almanya’nın Koblenz kentinde yargılanmaya başlandı. Her ikisi de Beşar Esad’ın kurduğu ölüm makinesinin bir parçası olmakla suçlanıyor.

Mahkeme salonunda bulunan, Esad’ın hapishanelerinde işkence gören eski bir tutuklu ve aktivist olan Abeer Farhood ve işkenceci avcısı avukat Anwar al-Bunni‘nin memnuniyeti gözlerindeki tebessümden okunuyordu. Bu mutluluğun sebebi ise iki eski istihbarat görevlisinin yani Raslan ve al-Gharib’in Şubat 2019’da, 2014’ten beri kendilerine sığınma hakkı vermiş olan Almanya’da tutuklanmaları ve nihayet “insanlığa karşı işledikleri suçlar” nedeniyle yargılanıyor olmaları.

Almanya’da koronavirüs salgınına ve sokağa çıkma yasaklarına rağmen Rheinland-Pfalz Bölgesel Yüksek Mahkemesi, davanın öneminden dolayı duruşmayı önceden belirlenen tarihte görmeye karar verdi. Kamuya ve basına sınırlı katılım hakkı tanınan duruşma için adliyede gerekli sağlık tedbirleri alındı. Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi (ECCHR) tarafından video yoluyla düzenlenen basın konferansına katılan Avukat Patrick Kroker, “Temsil ettiği sekiz şikayetçiden beşinin duruşmanın açılışında hazır bulunacağını” söyledi.

Davaya, ECCHR tarafından iki sanığın bünyesinde faaliyet gösterdiği Suriye İstihbarat Servisi’nin alt biriminin adı verildi. “Al-Khatib” davasında kendilerini eski işkencecilerle karşı karşıya bulan toplam on altı kurban ve işkence tanığı, ECCHR tarafından savunuluyor. ECCHR Genel Sekreteri Wolfgang Kaleck, iki sanığın arasında daha rütbeli olan Raslan‘ın “küçük bir balık” olmadığının altını çiziyor. Albay Anwar, dört binden fazla tutukluya işkence yapmakla suçlanıyor. İşkence mağdurlarından biri olan Anwar al-Bunni 2015 yılında Berlin’de, 2006 ve 2011 yılları arasında kendine işkence etmiş olan Raslan’ı şans eseri tespit etti. İkinci sanık Eyad al-Gharib ise 30 kadar mahkuma işkence uygulamakla suçlanıyor.

İki işkencecinin yargılanmaları için “Benim ve ailemin mücadelesinin sonucu” diyen al-Bunni, Suriye’deki Esad rejimine karşı çıkan bir muhalif ailenin üyesi. Suriye Hukuk Eğitimi ve Araştırma Merkezi’ni kuran insan hakları avukatının kendisi gibi, beş erkek ve kız kardeşi de 1980’lerden beri rejim hapishanelerine defalarca girdi ve uzun süre içeride kaldı.

Koblenz’de yargılanacak olan aslında Suriye hapishanelerinde onlarca yıldır uygulanan işkence sisteminin kendisi. Davanın asıl amacı Şam yönetiminin güvenlik aygıtının ve işkence makinesinin işleyişini anlayarak emir verenleri belirlemek. Cezaevinde öldürülenlerin numaralandırılmış bedenlerini arşivlemekle sorumlu olan Sezar kod adlı hapishane görevlisinin çektiği binlerce fotoğraf, işkencelerin genelde ölümle sonuçlandığı ortaya koyuyor. Avukat Kroker, “Mağdurlar, tüm dünyanın bugün bu cani sistem hakkındaki gerçeği tanımasını istiyor” dedi.

Suriye rejiminin suçlularının yargılanması için 2012’den beri birçok Suriyeli ve uluslararası insan hakları örgütü seferber oldu. “Son yıllarda, mağdurları bularak, tanıklıklıklarını derleyerek muazzam bir araştırma yapan Suriyeli militan grupları desteklediklerini” belirten Steve Kostas, “Suriyeliler için önemli olan, bir gün Suriye’de de olmasını umut ettikleri, bağımsız bir adaletin, bir hukuk devletinin nasıl karar verdiğini görmektir” diyor. “Al-Khatib” davası, Beşar Esad rejiminin suçlarını hedefleyen bir dava olarak türünün ilk örneği.

2012 yılında gösterilere katıldığı için birkaç ay tutuklu kalan genç aktivist Abeer Farhood ise “Bu, adalete giden uzun yolda küçük bir adım. İlk suçluların cezası verilirse, devrimimizi tamamen kaybetmiş olmayız” diye konuşuyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus