İngiltere’nin koronavirüs mücadelesinde danışmanlık yapan bilim insanlarının isimleri neden gizli tutuluyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times yazarlarından Mark Landler ve Stephen Castle, İngiltere hükümetinin koronavirüs ile mücadelesinde danışmanlık yapan SAGE ve ona bağlı alt gruplarda görev yapan üyelerin kimliklerinin açıklanmaması üzerinden sürdürülen tartışmaları derleyen bir yazı kaleme aldı. Haberi özet olarak aktarıyoruz:

İngiltere’nin koronavirüs krizinden en fazla etkilenen ülkelerden biri olmasıyla beraber iktidara yönelik eleştiriler de giderek artıyor. Başbakan Boris Johson ise sürecin bilim tarafından yönetildiğini söylüyor. Ancak sorun da tam olarak buradan kaynaklanıyor. Johnson’ın bahsettiği “bilimin” ne olduğunu kimse bilmiyor.

Hükümetin danışmanlığını yapan Olağanüstü Hal Bilimsel Danışma Grubu (SAGE) bir kara kutu gibi işliyor. Üyelerinin ismi gizli tutuluyor, toplantıları kapalı yapılıyor, tavsiyelerinin bir kısmı açıklanmıyor ve girdikleri tartışmalar, eğer ihtiyaç duyulursa, toplantılardan uzun zaman sonra medyaya sunuluyor.

Ancak tavsiye kararlarının nasıl alındığı veya üyelerinin kim olduğu bilinmemesine rağmen hükümet, SAGE’nin ismini ağzından düşürmüyor.

Bu sürecin yeterince şeffaf olmaması, hükümetin salgına karşı daha sert önlemler almak için neden mart ayı sonuna kadar beklediğini de açıklayamamasına neden oluyor. Eleştirilerin çok büyük kısmı alınan tedbirlerin gecikmesinin ölü sayısını artırdığını söylerken daha riskli yolun neden seçildiğinin açıklanamıyor olması büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Bütün bu gizemin ardında İngiltere’nin önde gelen bilim insanları da hükümetin adımlarına şüpheyle yaklaşıyor.

Hükümetin eski bilim danışmanı David King, “Hükümet gerçekten bilimi takip ediyor mu?” diye sorarken “Bunu bilemiyoruz çünkü tavsiye edilen önlemleri takip edemiyoruz. Ayrıca bilim insanlarının tavsiyelerini kamuoyu ile paylaşması için yeterli şeffaflık yok” diyor.

King, bu gerçeklerin yanı sıra hükümetin devamlı politika değiştiriyor olmasının da kamuoyunun hükümete olan güvenini azalttığını düşünüyor.

Örneğin SAGE’nin, Fransa ve İrlanda’nın sosyal toplanmaları ve seyahatleri yasakladığı, İtalya’nın ise kötü bir döngünün içine gireceğinin anlaşıldığı 9 Mart itibarıyla hükümete ne tavsiye verdiğini kimse bilmiyor.

Neden şubat ayının sonunda SAGE uzmanları hastaneye kaldırılması beklenen insanların sayısının daha düşük olacağını tahmin etti ve oluşturdukları model neden virüsün yayılma hızının daha düşük olacağını öngörüyordu? Neden Imperial London College 16 Mart günü daha sert önlemlerin alınmaması halinde İngiltere’de koronavirüs nedeniyle 500 bin insanın hayatını kaybedebileceğini duyurduğunda Boris Johnson insanların evde kalması gerektiğini söylemek için bir hafta daha bekledi?

Hükümete yakın isimler, Başbakan Johnson’ın açıklamalarının bilimi ve oluşturulan bilim gruplarını referans aldığını belirtiyor. Eğer gerçekten böyleyse hükümetin bu krizle mücadele yöntemi ileride meclis araştırmalarına konu olabilir. Resmî yetkililer de kararlarını “bilime uydukları” gerekçesiyle meşrulaştırabilir.

Edinburgh Üniversitesi’nin küresel sağlık yönetimi programı direktörü Devi Sridhar bunun bir kalkan olarak kullanılabileceğini belirterek “Eğer attığınız adımlar işe yaramazsa ‘Biz bilim insanları ne diyorsa onu yaptık’ diyerek işin içinden çıkabilirsiniz” diyor.

Hükümet baskıyı bilim danışmanlarının başındaki Patrick Vallance’nin üzerine yıkmış durumda. Profesör Vallance zaman zaman basın toplantısı düzenlerken hükümet de SAGE’nin alt gruplarının bazı kısa raporlarını internet üzerinden yayımlıyor.

Vallance, hükümete yazdığı son mektupta isimlerinin saklı kalmasının bilim insanlarının lobicilik gibi başka zararlı faaliyetlere girişmesini engellediğini ve onların güvenliğini sağladığını belirtti. Ayrıca üyelerin, isimlerini açıklamakta serbest olduklarını da ekledi.

Yaptığı göz yaşartıcı açıklamalar ile dikkat çeken ve herkesin tanıdığı bir isim haline gelen diğer bir üye ise Imperial London College’da epidemiyolog olarak görev yapan Profesör Neil Ferguson. Ferguson’un ekibinin modelleme deneyi sonucunda Downing Caddesi’nin karantina altına alınmasına karar verilmişti.

Ferguson aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği halinde çalışıyor ve diğer ülkelere de koronavirüs ile nasıl mücadele etmeleri gerektiğine yönelik tavsiyeler veriyor. Ferguson, mart ayı sonunda İngiltere’nin katı önlemler alması halinde toplam ölü sayısının 20 binin altında kalabileceğini belirterek kamuoyunun dikkatini çekmişti.

16 Mart günü hazırlanan raporun basına yansıdığı gün New York Times’a konuşan Profesör Ferguson, İngiltere’nin önündeki iki seçeneği şu sözlerle anlatmıştı: “Salgın süreci ya mümkün olan en az sayıda insanın ölmesi ama en çok sayıda insanın enfekte olması, yani sürü bağışıklığı yöntemi ile yönetilecek ya da tıpkı Çin hükümetinin Vuhan’da yaptığı gibi geniş kapsamlı bir karantina uygulamasına gidilecek. Ancak büyük ihtimalle ikinci seçenek tercih edilecek.”

Ferguson’a göre, İngiliz hükümeti virüsün yayılmaya başladığı ilk birkaç hafta boyunca hangi yolu izlemesi gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaşadı. Mart ortasına kadar Ferguson, Vallance ve diğer bilim insanları “sürü bağışıklığı” politikasına yakın dururlarken hastanelerin büyük bir yığılma yaşayacağını ve ölü sayılarının inanılmaz boyutlara çıkabileceğini gösteren projeksiyonlar ile düşüncelerini değiştirdiler ve karantina uygulamasını savunmaya başladılar.

Hükümetin politika değişikliğinde SAGE’nin nasıl bir rol oynadığı ise belirsizliğini koruyor. Basına sunulan bazı raporlar ipucu sağlamaktan öteye gidemiyor. Örneğin 9 Mart günü açıklanan raporda semptom gösteren vakalara ev izolasyonu, 70 yaş üzerindeki kişilere ise sosyal mesafe tavsiye edilmişti.

Ancak bu tavsiyeler İngiltere’de şu an uygulanan karantina uygulamalarının çoğunu kapsamıyor. Örneğin geniş katılımlı sosyal toplanmaların, konserlerin, spor müsabakalarının yasaklanması ile ilgili bir tavsiye yok. Ayrıca enfekte olan kişilerle temasa geçen insanların bulunması veya testlerin yaygınlaşmasına dair bir ibare de bulunmuyor. Halbuki hükümet bu uygulamaları mart başında devreye sokarak biraz olsun salgının başlangıç aşamasını başarılı yönetebilmişti.

SAGE ile ilgili bir diğer gizemli konu ise grubun nasıl oluşturulduğunun yeterince şeffaf olarak açıklanmaması. Profesör Vallance’nin açıklamalarına göre uzmanlık alanları moleküler evrimden mikrobiyolojiye kadar değişen 20 farklı kurumdan temsilci yer alıyor. Üye sayıları 5 ile 45 arasında değişen dört farklı grup var. Bu grupların tavsiyeleri SAGE’ye iletiliyor. Profesör Ferguson gibi bazı yetkin bilim insanları ise birden fazla grupta çalışıyor.

Ancak bu gruplarda yeteri kadar kamu sağlığı ve lojistik uzmanı bulunup bulunmadığı tartışılıyor. Bu tartışmaların temel nedeni ise İngiltere’deki maske, eldiven ve diğer koruyucu ekipmanların sayısının az olması.

Bazı kişiler ise bu grupların üyelerinin ne kadar bağımsız olduğunu tartışıyor. Her ne kadar Profesör Vallance profesyonel bir figür gibi gözükse ve hükümetin maske takmaya gerek olmadığını söylemesi gibi tavsiyelerin bilim insanları tarafından gözden geçirildiğini belirtse de Vallance’nin sürekli Boris Johnson’ın yanında yer alması ve diğer kabine üyeleri ile yakın durması, bağımsız bir bilim insanından ziyade hükümet için çalışan biri olduğu izlenimi oluşturuyor.

Hükümet maskelerin daha yaygın olarak kullanılması konusundaki önerileri dikkate alsa da yeteri kadar maske bulunmaması salgın ile olan mücadeleye hazırlık konusundaki eleştirilerin yöneltildiği bir başka konu.

SAGE içindeki bazı iç tartışmalarda ise oldukça farklı senaryolardan bahsediliyor. Imperial College virüsün ne kadar ölümcül olduğuna dair oldukça olumsuz projeksiyonlar gerçekleştiriyor. Oxford Üniversitesi ise nüfusun yarınsının çoktan enfekte olduğunu belirtiyor. Bu da virüsün yarattığı ölüm riskinin uzun vadede azalması anlamına geliyor.

Bilim insanları açıklanan veriler yeterince şeffaf olmadığı için sık sık fikir değiştiriyor. Eski Sağlık ve Sosyal Bakım Seçme Komitesi Başkanı Sarah Wollaston küçük bir bilim insanı grubunun bilgi konusunda asla yanlış yapmayacağı kabulünün kesinlikle doğru olmadığı belirtirken sözlerini şöyle tamamlıyor: “Eğer diğer uzmanlar baktıkları şeyleri göremiyorsa, verilen tavsiyelere karşı çıkmanız mümkün olmaz.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus