Korona günlerinde çalışma hayatı (11) – İşyeri kapanan mağaza çalışanı anlatıyor: “Müşteri memnuniyeti kadar çalışanların memnuniyetinin de önemsenmesi gerekirdi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Canan* İstanbul’da bir alışveriş merkezinin en gözde mağazalarından birinde satış danışmanı olarak çalışıyordu. Fakat koronavirüs salgını sebebiyle alışveriş merkezleri kapandığı için Canan ve diğer çalışma arkadaşları önce firmanın başka semtlerdeki şubelerine alındı, ardından da firma salgından dolayı tüm şubelerini kapatmaya karar verdi. Firma, çalışanlara salgın bitince tekrar işe dönebilecekleri söyleyerek mağazalarını kapattı. Mağazaların kapalı olduğu bu süreçte çalışanların maaş alıp almayacakları ise tamamen belirsiz: 

“Yaklaşık bir aydır evdeyim. Maaşların yatıp yatmayacağı konusunda firma bize pek bilgi vermedi. İŞKUR’a başvuruldu ama işçinin bu uygulamadan yararlanabilmesi için 450 gün sigortalı olma şartı varmış sanırım. Ben 450 gün boyunca çalışmadım maalesef. Altı aylık bir iş geçmişim var. O yüzden ne olacağı hakkında benim de pek bir bilgim yok.”

Canan’ın bahsettiği, İŞKUR tarafından verilen Kısa Çalışma Ödeneği’nden yararlanabilmek için bazı şartlar var. Bu şartlardan biri çalışanın son 60 gün hizmet akdine tabi olmak kaydıyla son üç yıl içinde 450 gün sigorta priminin ödenmiş olması gerekliliği. Canan sadece altı ay çalıştığı ve 450 günü tamamlayamadığı için bu ödenekten yararlanamayacak gibi görünüyor. Firma herhangi bir açıklama yapmadığı için maaş alıp almayacağı konusu da meçhul, öğrenmek için maaş gününü beklemek zorunda.

“Yeni işe girenler tam çalışan değil mi?”

Canan, İŞKUR’un ödenek için 450 günlük çalışma gününü doldurmayı zorunlu tutmasına ise tepkili: “İlla 450 gün çalışan mı tam çalışan oluyor? Sekiz ay işsiz kalıp da iki ay boyunca çalışan yeni işçilerin para talep hakkı olmuyor mu? Bu vatandaş işçi sayılmıyor mu?”

 “Şu anda hiçbir gelir kaynağım yok”

Canan, annesi ve kardeşiyle birlikte yaşıyor. Annesinin de çalıştığını fakat onun da ücretsiz izne çıkarıldığını anlatıyor: “Şu anda hiçbir gelir kaynağım yok. Annem de benimle aynı durumda. Bir ay boyunca hiçbir şekilde ödeme almadık annem ve ben. Geçmişte kenara attığımız üç beş kuruşla geçinebildik bir ay boyunca. Ama bundan sonrası tabii ki kritik bizim için. Sanırım herkes için de öyle. Kimsenin durumu iç açıcı değil.”

Canan, durumun böyle devam etmesi halinde de geçinebilmek için kredi çekmeyi düşündüklerini de sözlerine ekliyor.

“Müşteri memnuniyeti kadar çalışanların memnuniyetinin de önemsenmesi gerekirdi”

Canan, işverenlerin işçileri düşünmesi gerektiğinden bahsediyor. Ona göre devlet de işveren de gereken yardımı zamanında yapmalıydı: “Şu an firmalar sanırım hâlâ kira ödüyorlar. Onların da giderleri var ama sonuçta müşteri memnuniyeti kadar çalışanların da memnuniyetinin önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum bir çalışan olarak. En azından önden bir ödeme olabilirdi. Sonuçta herkes zor durumda. Onlar kira ödüyorsa biz de kira ödüyoruz. Devlet de gerekli yardımı yapabilirdi bu zamana kadar. Sanırım şu an vatandaşlara 1000 TL ödeme yapılıyor ama bu daha önceden verilebilirdi.”

“İnsanlar artık köylerine dönmek istiyor”

Canan, bu süreçte işten çıkarılan, sigortası yatırılmayan işçilere de değiniyor. Süreç bu şekilde ilerlemeye devam ederse insanların işlerinden ayrılıp köylerine gitmeyi düşündüklerini söylüyor: “Benim sigortam yattı ama bu süreçte işten çıkarılan, sigortası yatırılmayan, işten çıkartılmış gözüküp sonradan işe alınacak olan arkadaşlarımız da var. Onların durumu daha vahim. İnsanlar artık köylerine dönmeyi düşünüyorlar. Buna biz de dahiliz. Aile olarak biz de aynı şeyi düşünüyoruz. Eğer durum bu şekilde devam ederse biz de işten ayrılıp köye dönmeyi düşünüyoruz.”

*Röportaj yapılan kişinin ismi değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus