Koronavirüsü yenenler anlatıyor – Editör Şeyma Göze: “En çok kızımı bu hayatta yalnız bırakmaktan korktum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Şeyma Göze çocuk kitapları basan bir yayınevinde editör olarak çalışıyor. 21 Mart günü işten eve döndükten sonra kendini yorgun ve halsiz hissedince birkaç grip ilacı alıp uyumuş ancak ertesi gün yorgunluk ve halsizlik artarak devam etmiş. Anne ve babasında da hafif kırgınlık belirtileri ortaya çıkınca koronavirüsten endişe edip hastaneye gitmeye karar vermişler. Büyük hastaneye gitmeyi virüs kapma endişesiyle tercih etmediklerini anlatan Göze şöyle devam ediyor: “Özel bir tıp merkezine gittik. Bronşit olduğumu söyleyip iğne tedavisine başladılar. Üç gün boyunca iğne tedavisi için tıp merkezine gittim ancak bizdeki bu belirtiler aynı apartmanda oturduğumuz kuzenim ve yengemlerde de ortaya çıkınca hep birlikte devlet hastanesine gittik.”

“Tomografi sonucunu öğrendikten sonra test sonuçlarının pozitif geleceğini tahmin ediyorduk

Aynı apartmanda oturan Göze ve altı akrabası çekilen akciğer tomografisinin ardından 24 Mart’ta hastaneye yatırılıyor. Göze ve ailesi tomografi sonucunu öğrendikten sonra test sonuçlarının pozitif geleceğini tahmin ediyor, çünkü doktorlar tomografi sonuçlarında koronavirüs belirtisi olduğunu anlatıyor. İki gün sonra koronavirüs testi yapıldığını ve 29 Mart’ta sonuçların pozitif  geldiğini anlatan Göze, kendisinin bir hafta, anne ve babasının iki hafta hastanede yattıktan sonra hastalığın ağır geçen kısmını atlattıkları için tedavi sürecine evden devam ettiklerini sözlerine ekliyor.

“Aslında bütün önlemleri almıştık”

Koronavirüs vakalarının Türkiye’de görülmeye başlamasıyla birlikte kendisinin de dezenfektan ve kolonya kullanmaya başladığını anlatan Göze, “Evde dört kişi yaşıyoruz biz, herkese dezenfektan dağıttım. Hepimiz sosyal mesafe kurallarına dikkat ediyorduk. Ben işe gidiyordum ama evden benim dışımda kimse çıkmadı. Market alışverişini ben yapıyordum” diyor. Göze, dışarı çıkarken maske ve eldiven kullanmayı da ihmal etmiyor: “Çalıştığım işyeri bu süreçte bize toplu taşıma araçlarını kullandırmadı. Her sabah evden bir araçla işe götürülüp sonrasında eve geri bırakılıyordum. Nasıl virüs bulaştı hiçbir fikrim yok. Aslında bütün önlemleri almıştık.”

Şeyma Göze için hastalığın ve karantina sürecinin en zor kısmı yedi yaşındaki kızından uzak durmak olmuş. Kızının kendisine sarılmak ve dokunmak istediğini, bir hafta hastanede yattığı süre boyunca birbirlerini çok özlediklerini anlatan Göze, “Karantina sürecimde kızımdan uzak durmak bazı zamanlar mümkün olmadı; kızım gelip bana sarılıyor, yanağıma bir öpücük kondurup kaçıyordu” diye konuşuyor. Göze, koronavirüse yakalandıktan sonra en çok kızını bu hayatta yalnız bırakmaktan korkmuş ve “Keşke ona daha çok sarılsaydım, onu daha çok öpseydim” demiş.

Göze’nin koronavirüs hastalarına da bir mesajı var: “Herkes çok kötü olacak diye bir şey yok. Çok korkup kendinizi paniğe sürüklemeyin, moral çok önemli.”  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus