Trump “Virüs Çin’deki bir laboratuvardan çıktı” diyor, ABD istihbaratı ise kanıt olmadığını söylüyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgınının nasıl yayıldığı kriz başladığından beri en çok tartışılan konulardan biri. Uzmanların ve bilim insanlarının büyük kısmı salgının yarasa veya başka hayvanlardan insanlara bulaştığını savunsa da virüsün laboratuvar ortamında oluşturulduğunu düşünenler de var. Bu konuyu en çok gündeme taşıyan kişi ise ABD Başkanı Donald Trump.

New York Times’ın haberine göre bazı analistler, ABD’nin önde gelen resmî yetkililerinin, koronavirüsün ortaya çıkışı hakkındaki gerçekleri değiştirerek Çin ile olan rekabeti artırmak amacıyla farklı kurumlar üzerinde baskı kurmaya çalıştığını düşünüyor.

“Amaç ABD ve Çin arasındaki rekabeti körüklemek olabilir”

Bazı aktif ve emekli Amerikan yetkililerin açıklamalarına göre, istihbarat çalışanlarının bir kısmı koronavirüsün Vuhan’daki bir laboratuvardan ortaya çıktığı teorisini destekleyecek kanıtlar üretmeye zorlanıyor. Bu teori de koronavirüs salgınının nasıl başladığına yönelik bugüne kadar kabul edilen bilgileri değiştirerek ABD ve Çin arasındaki sert rekabeti körükleyebilir.

Ancak pek çok istihbarat servisi ve bilim insanı bu argümana şüpheyle yaklaşıyor. Şu ana kadar yapılan bilimsel çalışmaların büyük kısmı koronavirüsün tıpkı HIV, SARS ve ebola virüsleri gibi hayvanlardan insanlara geçmiş olduğunu ortaya koyuyor.

Çinli yetkililere göre ise ABD, bu iddialar ile hem krizin bütün faturasını Çin’e kesmeye, hem de krizi başarıyla yönetemediği gerçeğinin üstünü örtmeye çalışıyor. İstihbarat çalışanlarına baskı yapıldığını iddia eden analistlerin bir kısmı, ABD Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı olarak görev yapan ve SARS krizi sırasında Çin’de gazetecilik yapan Matthew Pottinger’ı işaret ediyor. Pottinger’ın ocak ayıdan beri istihbarat çalışanlarını virüsün ortaya çıkışını laboratuvara bağlamaları konusunda zorladığı iddia ediliyor.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi daire başkanlarından Anthony Ruggiero da ocak ayında yaptığı açıklamada, CIA’nın virüsün bir laboratuarda üretildiği iddiasını doğrulayacak herhangi bulguya ulaşamadığını söylemişti. Başkan Donald Trump ise perşembe günü, “Pek çok teori var. Bu işi kuvvetlice araştıran bilim insanlarımız ve istihbarat çalışanlarımız var. Her bulguyu bir araya getireceğiz ve sonuçta da iyi bir cevaba ulaşacağız. Hatta ne olup bittiğini bize Çin bile anlatmak isteyebilir” demişti. Virüsün laboratuvarda yaratıldığına dair bir kanıt bulunup bulunmadığı ile ilgili soruya ise Trump, “Bunu söyleyemem. Bu konuyla ilgili konuşmamam gerektiği söylendi” diyerek cevap vermişti.

İstihbaratın açıklaması: “Virüs insan yapımı değil”

Perşembe günü erken saatlerde ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü tarafından yapılan açıklamada, ”İstihbarat Topluluğu, koronavirüsün insan yapımı olmadığı veya genetik olarak değiştirilmediği görüşünde, bilimsel veriler ışığında fikir birliğine varmıştır” denmişti.

Hükümette ve akademi dünyasında yer alan uzmanlar virüsün bir biyolojik silah olmadığını ve başka bir memeliden yarasalara geçtiğini, yarasalarda da doğal yollardan ilerleyen virüsün insanlara bulaştığını savunuyor.

Aktif ve eski yöneticiler, Trump’ın istihbarat üzerinde virüsün laboratuvarda üretildiği iddiasını güçlendirecek çalışmalar yapması için baskı kurup kurmadığı hakkında net bir fikre sahip olmasalar da bu olasılığın Trump’ın hoşuna gittiğini belirtiyor.

Virüsün laboratuvar ortamında yaratıldığı iddiası ocak sonu gibi etkisini kaybetmesine rağmen mart ayının sonunda aynı iddia yeniden dile getirilmeye başladı. Analistler bunun iki farklı sebebinin olabileceğini iddia ediyor. Bir grup, istihbaratın yeni bilgilere ulaşmış olabileceğini belirtirken diğer grup ise istihbaratın Beyaz Saray ile yakın çalışmak adına bu iddiaları yeniden medyanın gündemine soktuğu görüşünde.

Trump’a en yakın isimlerden Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da çarşamba günü ABD’nin Vuhan Viroloji Enstitüsü’ne hâlâ tam olarak giriş yapamadığını belirterek Çin’i şeffaf olmamakla suçlamıştı. Virüsün laboratuvar ortamında oluşturulduğunu iddia edenler özellikle Vuhan Viroloji Enstitüsü’nü ve Vuhan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ni hedef gösteriyor.

Vuhan Viroloji Enstitüsü

Vuhan Viroloji Enstitüsü’ndeki araştırmalar Amerikalı yetkililerin de katılımıyla yapılırken, pek çok ülkenin yardımıyla da koordine ediliyor. Enstitü aynı zamanda bazı ABD kurumlarından fon alırken yine bazı ABD’li bilim insanları da burada deney yapabiliyor.

Pompeo 17 Nisan günü katıldığı bir radyo programında, Çin Komünist Partisi virüsün Vuhan Viroloji Enstitüsü’nden kaynaklanmış olabileceğini düşünüyor” dedi fakat bakanlıktan bu iddianın kaynağıyla ilgili bir açıklama gelmedi.

Koronavirüs üzerine çalışan bilim insanları virüsün insanlara nasıl geçip salgın haline geldiğiyle ilgili farklı ihtimaller üzerinde duruyor. Bu ihtimallerden bazıları şöyle:

– Vahşi hayvanların eğitildiği bir çiftlikten kaynaklanıyor olabilir,

– Virüsü taşıyan yarasa ya da başka bir hayvan ile gerçekleşen bir temas sonucu insanlara bulaşmış olabilir,

– Hayvanlar avlanırken ya da toplu bir şekilde bir yerden başka bir yere götürülürken insanlara sıçramış olabilir.

Ancak şu ana kadarki bulgular virüsün, yarasalarda bulunan koronavirüs ile büyük bir benzerlik taşıdığını doğruluyor. Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Kristian G. Andersen, virüsün laboratuvar ortamında üretildiğini ortaya koyan bir veri olmadığını belirtse de teorik olarak bir araştırmacının yarasa veya başka bir hayvanda yeni bir virüs keşfedip bunu laboratuvara taşımasının mümkün olduğunu söylüyor.

Georgetown Üniversitesi’nde salgın hastalıklar uzmanı olarak görev yapan Daniel R. Lucey de virüsün laboratuvar ortamında yaratıldığı teorisini destekleyen hiçbir kanıt olmadığını belirtiyor. Ancak Lucey, Çin’in Vuhan’daki deniz ürünleri pazarı hakkında daha net bilgiler sağlaması gerektiğini düşünüyor. Lucey’e göre koronavirüs burada satılan hayvanların bir kısmından insanlara geçmiş olsa bile salgının kaynağı pazar olmayabilir.

Rutgers Üniversitesi’nden biyogüvenlik ve mikrobiyoloji uzmanı Richard Ebright ise daha önceki örneklere de dikkat çekerek laboratuvarda gerçekleştirilen bir deney sırasında meydana gelen bir kazadan dolayı virüsün yayılma ihtimalinin düşük olmadığının altını çiziyor. Lucey hem Vuhan’daki hem de dünyanın farklı taraflarındaki laboratuvarların güvenlik sorunu yaşadığını belirtirken önlemlerin daha sıkı hale getirilmesi gerektiğini söylüyor.

“Trump’ın amacı başkanlık seçimi için kampanya oluşturmak olabilir”

The Guardian’da çıkan başka bir habere göre ise Trump’ın Çin ile olan ilişkileri kızıştırmak istemesi, kasım ayında yapılacak başkanlık seçimi için yeni bir kampanya oluşturmayı hedeflemesinden kaynaklanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Çin’deki temsilcisi Gauden Galea, perşembe günü Sky News’e verdiği röportajda Çin’in virüsün ortaya çıkış aşamasıyla ilgili ulusal bir araştırma yürütmeye devam ettiğini ancak kendilerinin davet edilmediğini söylemişti. Galea, DSÖ’nün Vuhan’daki iki araştırma merkezinden de kayıt alamamış olmasına rağmen bütün bilimsel kanıtlar incelendiğinde DSÖ’deki uzmanların, virüsün laboratuvarda oluşturulmadığını düşündüğünü belirtiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

Mike Pompeo Çin’in yeterince şeffaf olmamasının ve soruşturmayı kendi kendine yürütmesinin virüsün nasıl ortaya çıktığının en somut göstergesi olarak yorumluyor. Başkan Trump ise salgın sürecinin başında Çin yönetimini başarılı bulurken son dönemde fikir değiştirdi. Çin yönetimini salgına karşı geç tedbir almakla eleştiren Trump aynı zamanda, Çin’in ABD’deki başkanlık yarışına dahil olmaya çalıştığını iddia etti. Bu bağlamda Trump, “Size şunu söyleyebilirim ki Çin benim yerime uyuz Joe Biden’ı başkan olarak görmek ister. Başkanlık seçimlerini yeniden kazandığımı görmeyi asla istemiyorlar” demişti.

Çin hükümeti ise virüsün laboratuvardan yayıldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu belirtiyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, deney yapılan laboratuvarlarda bütün önlemlerin alındığını söylüyor. Shuang, ABD’deki seçimlerle de ilgilenmediklerini, ABD yönetiminin Çin’i suçlamak yerine salgını daha iyi yönetmek için çaba harcaması gerektiğini belirtiyor.

Çin devleti tarafından kontrol edilen Global Times gazetesinin editörü Hu Xijin ise Trump’ın Çin’e saldırmasının amacının “Amerikan hükümetinin virüsle mücadele etmedeki beceriksizliğinden doğan öfkenin yönünü değiştirmek” olduğunu savunuyor. . Xijin, “Amerikalıları Çin’den nefret ettirmeye çalışıyorlar. Ancak bu sayede Trump ve ekibinin elinde Amerikalılar’ın kanı olduğu gerçeğinin görmezden gelineceğini düşünüyorlar” diyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus