AYM’den fiziksel ve cinsel işkence için “hak ihlali” kararı: Savcı işkence iddiasını ciddiye almadı, polis ve doktorla ilgili yeniden soruşturma yürütülecek

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anayasa Mahkemesi (AYM), gözaltında fiziki ve cinsel saldırıya uğradığını iddia eden S.Ç.’nin başvurusunu inceledi. AYM, başvurucunun gözaltında işkence gördüğünü söylemesine rağmen savcının derhal işlem başlatmaması hakkında hak ihlali kararı verdi. Başvurucu S.Ç., gözaltı sonrasında adli kontrol için götürüldüğü hastanede, doktorun kendisini muayene etmeden sağlam raporu verdiğini iddia etmişti. AYM, savcılığın doktor hakkında soruşturma başlatmamasını da hak ihlali olarak değerlendirdi. Yüksek Mahkeme kararına göre, polisler ve doktor ile ilgili yeniden soruşturma yürütülecek.

Anayasa Mahkemesi (AYM), savcılığın işkence iddiaları ile ilgili derhal harekete geçme yükümlülüğü ve doktorların meslek etik kurallarına da aykırı bir şekilde polis nezaretinde ve üstünkörü olarak yaptıkları muayenelerin soruşturma konusu edilmemesi ile ilgili başvurucunun hak ihlaline uğradığı kararını verdi.

“Bana işkence ve tecavüz ettiler”

Başvurucu S.Ç., 2015 yılında Şanlıurfa’da işlediği bir suç sonrasında olay yerinden uzaklaşmak isterken polis tarafından belinden vurularak yakalandı ve hastaneye götürüldü. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan S.Ç., ifade işlemi sonrasında fiziksel ve cinsel işkenceye maruz kaldığını savcılık ifadesinde belirtti. S.Ç., savcılık ifadesinde iddialarını şöyle anlattı:

“Sözkonusu fiili mevcut hükümete kızgınlığımızdan dolayı yaptık, sadece AK Parti ilçe teşkilatına yapılan saldırıyı kabul ediyorum, başkaca bir suçlamayı kabul etmiyorum, ayrıca dün gece polis memurları bana işkence ve tecavüz ettiler. Başkaca bir diyeceğim yoktur.”

“Bana ‘söylediklerimizi kabul et yoksa seni öldüreceğiz’ dediler”

Savcılıktaki ifadesinden sonra Sulh Ceza Hâkimliği’nce tutuklanan S.Ç., Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir dilekçe yazarak ilgili polisler ve vücudundaki darp izlerine rağmen sağlam raporu düzenlediğini iddia ettiği doktor hakkında suç duyurusunda bulundu. S.Ç. dilekçede şunları kaydetti: 

“28.08.2015 tarihinde Urfa Eyyübiye’de saat 22.30’da polisin ateş etmesi sonucunda belimden yaralandım. Sonra polis yaralı bölgeme ayağı ile basarak ezmeye çalıştı. Baygınlık geçirmişim. Ama daha sonra saçımdan sürüklerlerken ayıldığımda arabanın koltuk altında (ayakların konulduğu yer) yatırdıklarını fark ettim. Arabanın içinde yaramın üzerine basarak ezmeye devam ettiler. Artık çok çok kan kaybetmiş ve kendimde değildim. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla iki saat geçtikten sonra hastaneye getirilmiştim.

Hastanede on yedi gün yoğun bakımda tedavi gördüm. Hastanede kaldığım süre boyunca ‘Seni öldüreceğiz, yok edeceğiz, bizim söylediklerimizi kabul edeceksin, eğer kabul edersen buradan direkt evine götürürüz seni’ diyerek psikolojik baskı yaptılar.”

“Göğsüme ellediler, cinsel organımı bir tamir aletiyle sıkıştırdılar”

S.Ç., hastaneden taburcu olmasının ardından ifadesi alınmak üzere Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü. İfadesi sırasında yaşadıklarını S.Ç. şu sözlerle anlattı: 

“‘Sen kurtulacağını mı sanıyorsun’ diye küfürler ederek bana ‘arkanı dön’ deyip, arkamı döndürüp, ellerimi arkadan kelepçelediler. Bunlar aynı polislerdi, başka birileri gibi göstermeye çalışıyorlardı kendilerini. Kafama torba geçirip saçımdan tutup sürükleyerek binanın içerisinde başka bir yere götürdüler. Gözlerim kapalıydı hiçbir yeri göremiyordum. Bir sandalye çektiklerini sesinden anladım, sonra beni oraya doğru itti, dizim sandalyeye değdi. Sonra sandalyeye oturacağım pozisyonda arkama döndürdüler ve arkamda bir polis vardı. Bir polis de ön tarafımdaydı. Arkamdaki polis gömleğimin düğmelerini açtı. Önümde de bir polis vardı. Arkamdaki polis göğsümü sıkıştırıp bana, aileme, Figen Yüksekdağ’a şu ana kadar duymadığım ve yazamayacağım kadar ağır küfürler ediyordu.

‘Siz göreceksiniz hiçbirinizi yaşatmayacağız, size devletin kim olduğunu göstereceğiz’ diyordu. Bunları söylerken de benim arkamda göğüslerimi sıkıştırmaya devam ediyordu. Önümde oturan polis de pantolonumu indirdi. Bacaklarımı kapatmama engel olmak için kendi bacaklarını bacaklarının arasına geçirdi. Cinsel organımı elleriyle taciz etmeye başladı. Daha sonra elindeki bir aletle görmediğim için ne olduğunu bilmiyorum ama timsah ağzı gibi açıp kapanan bir aletle cinsel organımı defalarca sıkıp bıraktı. Aynı anda başka bir polis de sürekli çeneme ve kafama vuruyordu.”

“’Biz polis değiliz, biz IŞİD’iz, devlet bize karışamaz’ diyorlardı”

S.Ç., polislerin birtakım suçları kendisine yıkmak için tehditlerde bulunduğunu da iddia etti. S.Ç. bu sırada polislerin söylediklerini ise şöyle anlattı:

“‘Biz polis değiliz biz IŞİD’iz, devlet bize karışamaz, hiçbirinizi yaşatmayacağız, hadi gelip seni kurtarsınlar’ diyorlardı. Ama ben onların beni daha önce sorgulayan polisler olduğunu biliyordum. Bu işkence yaklaşık üç ya da dört saat devam etti. Onları şimdi görsem tanırım.”

S.Ç.’nin dilekçesinin ardından savcılık, polisler ile ilgili soruşturma başlattı. Ancak, “müştekinin soyut beyanından başka yeterli şüphe oluşturacak kanıtlara ulaşılamadığından” kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. S.Ç. kararı bir üst mahkemeye taşısa da üst mahkeme de kararı onadı. S.Ç. son olarak, AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.

AYM’den hak ihlali kararı

AYM, kararında, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna hükmetti. Kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiğini söyleyen AYM, “kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine” karar verdi. Böylece polisler ve doktor hakkında yeniden soruşturma yolu açıldı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus