Korona günlerinde çalışma hayatı (14) – Esnaf anlatıyor: “Türkiye ekonomisi küçük işletmeler sayesinde ayakta ama bu durum salgın sürecinde göz ardı edildi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sevgi (*) ve ortağı Gönül, İstanbul’un gözde semtlerinden birinde ev yemeklerinin yapıldığı mütevazı, küçük bir lokantayı işletiyor. Biri sinema, diğeri reklamcılık sektöründe çalışan iki arkadaş, 2012 yılında bir araya gelip bu lokantayı açmaya karar veriyor. O yıldan beri de dükkânları ev yemeği yemek isteyen herkesi ağırlıyor. Fakat koronavirüs salgınının Türkiye’yi de vurmasından sonra lokantaları yaklaşık iki aydır kapalı. Sevgi, küçük bir işletme oldukları için devletin bazı büyük firmalara uyguladığı yardımdan yararlanamadıklarını söylüyor. Lokantada iki ortak ve bir servis elemanı olmak üzere toplam üç kişi çalışıyor. İşyerlerinin karantina sürecinde kapalı kalması onları haliyle bayağı sarsıyor.

“Devletin açıkladığı destek paketleri bize çok hitap etmedi”

Sevgi, devletin işletmelere ve firmalara salgın sürecinde verdiği bazı desteklerin küçük işletmeleri kapsamadığını şöyle anlatıyor: “Devletin açıkladığı destek paketleri açıkçası bize çok hitap etmedi. Daha büyük firmaları, işletmeleri kapsayan desteklerdi bunlar. Küçük işletmelerin işine yarabilecek şöyle bir adım atıldı: Ödenen vergi, sigorta gibi ödemelerin üç ve altı ay süreyle ileri bir tarihte yapılabileceği söylendi. Ama bu bana çok da yardımcı olacak bir şey değil. Sonuçta o borç, bana ait bir borç. Bugün de ödesem benim, üç ay sonra da ödesem benim. İki-iki buçuk aydır çalışmıyorsun. Çalışmaya başladığında da elinde bir kaynak olmayacak ve bu borç daha büyük bir yük olacak.”

Sevgi, maddi olarak sarsılmış durumda olsalar da bu süre zarfında vergi ve sigortaları ödediklerini söylüyor. Çalışan diğer personele tam maaş ödeyemeseler de bir miktar destek verebilmişler. Sevgi, bu ödemeleri “cepten yiyerek” yaptıklarını da belirtiyor.

 “Türkiye ekonomisi küçük işletmeler sayesinde ayakta. Ama bu durum salgın sürecinde göz ardı edildi”

Sevgi, “Bu süreçte en azından kira ve fatura giderleri alınmasaydı” diyor. Fakat böyle bir durum sözkonusu olmadığı için faturalar ödenmeye devam ediyor: “Bu süre içerisinde kiralar ve faturaları ödememe imkanı sağlanabilirdi. En azından bu iki aylık karantina sürecinde bu giderler durdurulabilirdi. Fakat faturalar gelmeye devam etti. Elektrik, su, doğalgaz hepsi işliyor şu an. Bunları ödemek zorundayız. Bunlar senin adına kesildiği sürece ödemek zorundasın.”

Sevgi, Türkiye’de küçük işletmelerin öneminden de şöyle bahsediyor: “Türkiye’de ekonomiyi ayakta tutan küçük işletmeler. Bizim gibi ya da bizden biraz büyük veya küçük işletmeler sayesinde Türkiye’nin ekonomisi ayakta. Ama bu durum salgın sürecinde göz ardı edildi.”

“Toparlanmak zaman alacaktır”

Sevgi, haziran ayının başında dükkanı açmayı düşündüklerini söylüyor. Fakat işlerin çok da iyi gitmeyeceği görüşünde: “Bu sürecin toparlanması hem bizim adımıza hem başka firmalar adına çok zaman alacaktır. Salgından önceki müşteri yoğunluğumuzu bulamayacağız. Ben böyle düşünüyorum. Bir kesim ne kadar kapalı kalmaktan, kurallar içinde yaşamaktan sıkılsa da bir kısımda salgının verdiği tedirginlik hâlâ olacaktır.”

Sevgi’ye göre işlerin yolunda gidip gitmeyeceği konusu ise belirsiz: “Haziranda kepengi kaldıracağız bakalım. Fakat işler nasıl gidecek, nasıl bir süreç işlenecek o belli değil. Yaşayıp göreceğiz.”

(*) Röportaj yapılan kişinin ismi değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus