İki metre fiziksel mesafe kuralı, sanıldığı gibi koronavirüsün yayılma oranınını düşürmüyor olabilir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İngiliz The Guardian gazetesine konuşan bilim insanları, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gözetiminde tamamlanan, koronavirüsün yayılmasını etkileyen risk faktörlerini konu alan ve sonuçları Lancet dergisinde yayımlanan araştırmada birçok kusur bulunduğuna dikkat çekti. Araştırma sonuçlarının hatalı olduğunu belirten bilim insanları, salgın nedeniyle alınan önlemler hafifletilirken bu araştırmanın dikkate alınmaması gerektiğini belirtiyor. 

Sözkonusu araştırmanın sonuçlarına göre, bireyler arasındaki fiziksel mesafenin en az iki metre olması gerekiyor. Araştırma, fiziksel mesafenin iki metreden bir metreye düşürülmesi halinde, koronavirüsün insandan insana bulaşma oranının yüzde 1,3’ten 2,6’ya çıktığını öne sürüyor. Bu bulguları eleştiren bilim insanları ise iki metrelik fiziksel mesafe önleminin aşırıya kaçtığını düşünüyor. 

DSÖ’nün çalışmasıı mercek altına alan bir grup deneyimli bilim insanı, sonuçların bugüne kadar koronavirüs hakkında öğrendiklerimizle paralel olmadığına dikkat çekiyor. Eleştirileri yapan bilim insanları, bu araştırmanın hükümet yetkililerince güvenilir bir kaynak olarak kullanılmaması gerektiğini düşünüyor. Uzmanlar ayrıca, bu çalışmanın salgının yayılmasını önlemeye yönelik önlemlerin kapsamını belirleyecek nitelikte bir araştırma olmadığını belirtiyor.

Cambridge Üniversitesi’nden istatistik uzmanı Profesör David Spiegelhalter, aynı zamanda İngiliz hükümetinin acil durumlar bilimsel araştırma kurulu üyesi. Spiegelhalter, “Koronavirüsün (insandan insana) bulaşma riskinin fiziksel mesafenin iki metreden bir metreye düşürülmesiyle önemli ölçüde arttığı iddiası dikkatle incelenmeli. Açıkçası ben bundan çok şüpheliyim” dedi. 

Open Üniversitesi’nde uygulamalı bilimler alanında istatistik uzmanı olarak görev yapan Profesör Kevin McConway ise bir adım daha ileri giderek sözkonusu araştırmayı “yersiz” olarak nitelendirdi. McConway, “Bu araştırma, iki metreye kıyasla bir metrelik fiziksel mesafe kuralı uygulandığında enfeksiyon riskinin yüksek olduğunu öne sürmek için geçerli bir kanıt olarak kullanılamaz” diye konuştu.  

Salgın sürecinde bilimsel içeriklerin gerekli kontroller yapılmadan yayımlanması yanlış bilgilendirmeye yol açabiliyor 

22 Mayıs’ta Lancet dergisinde yayımlanan ve daha sonra geri çekilen makaleden bir kesit.

Birçok bilim insanının bulgularını eleştirdiği araştırma, haziran ayında Lancet dergisinde yayımlandı. Eleştirileri yönelten uzmanlara göre, koronavirüs hakkında neredeyse her gün yeni bir bilgi edindiğimiz bu salgın sürecinde hızlı olmak, doğru bilgi sağlamanın önüne geçebiliyor. Uzmanlar bu süreçte bazı çalışmaların ve raporların gerekli denetimler tamamlanmadan yayımlandığını düşünüyor. 

Mayıs ayında yine Lancet dergisinde yayımlanan diğer bir araştırma, içeriğindeki kusurlar nedeniyle birçok bilim insanı tarafından eleştirilmişti. Makalede, halk arasında sıtma ilacı olarak bilinen “hidroksiklorokin”in koronavirüs hastalarının ölüm oranlarını ve kalp sorunlarını artırdığı yazıyordu. Bu haber dünya gündemine oturdu ve DSÖ’ye koronavirüs tedavisinde hidroksiklorokin kullanımını yasaklaması için büyük baskılar yapıldı. Pek çok sağlık kuruluşu makaleyi ciddiye alarak hidroksiklorokin kullanımını geçici olarak durdurdu.

Ancak sözkonusu makalede yer alan bilgilerin doğruluğu teyit edilemeyince, Lancet dergisi makaleyi geri çekmek zorunda kaldı. Derginin editörü Richard Horton ise gelişmeler karşısında dehşete düştüğünü belirterek yayımladıkları bu makalenin küresel bir olağanüstü sağlık krizinde nasıl yanlış araştırma yapılabileceğinin bir örneği olduğunu söyledi

“Araştırmanın farklı fiziksel mesafelerin virüsün yayılması üzerindeki etkisini karşılaştırma biçimi sorunlu”

McMaster Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen araştırmada, koronavirüs salgını hakkında daha önce yayımlanan araştırma ve raporlardan çıkarımlar yapılıyor. Bu verilere bakılarak yürütülen araştırmada, fiziksel mesafenin koronavirüsün insandan insana bulaşma oranı üzerindeki etkisi inceleniyor. Araştırmada ayrıca maske kullanımının koronavirüsün yayılması üzerindeki etkisi de göz önünde bulunduruluyor. 

Ancak araştırmacılar, fiziksel mesafeyi iki metreden bir metreye düşürmekle ortaya çıkan riskin, fiziksel mesafeyi sıfıra indirmekle neredeyse aynı olduğu sonucuna varıyor. Eleştiriler de özellikle bu noktaya odaklanıyor. İngiliz The Guardian gazetesine konuşan Profesör Spiegelhalter, “Araştırma, fiziksel mesafe kuralının tek bir doğru uygulanış biçimi (iki metre) olduğu gibi yanlış bir yargı içeriyor” dedi

Profesör McConway ise, araştırmada fiziksel mesafenin bulaşma riski üzerindeki etkisi ele alınırken daha temel bir hata yapıldığı görüşünde: “Araştırmanın farklı fiziksel mesafelerin virüsün yayılması üzerindeki etkisini karşılaştırma biçimi sorunlu. Ayrıca araştırma, iki metrelik fiziksel mesafenin bir metreye oranla nasıl daha etkili olduğunu ispatlamaktan âciz. Bu nedenle sözkonusu araştırma, iki metrelik fiziksel mesafenin virüsten korunmada daha etkili olduğu iddia edilirken kullanılacak bir argüman sunmuyor.” 

Sage tarafından yayımlanan ve 2 Mayıs’ta güncellenen fiziksel mesafenin koronavirüs üzerindeki etkisine ilişkin doküman, virüsün yayılması üzerinde birden fazla faktörün etkili olduğu üzerinde duruyor. Örneğin bireylerin ne kadar süre ile bir arada kaldığı, bulundukları alanın ya da odanın büyüklüğü, havalandırma sistemi gibi faktörler göz önünde bulunduruluyor. Buna göre, yüz yüze mesafelerde iki metrelik fiziksel mesafe kuralı, buzdağının yalnızca görünen kısmına bakılarak verilmiş bir tavsiye niteliğinde. İki metrelik fiziksel mesafe kuralının hükümetlerin koronavirüs salgını kapsamında almayı ya da hafifletmeyi düşündükleri önlemler için esas alınabileceğini gösteren yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus