Çinli şirketler, kişisel koruyucu ekipman üretiminde zorla Uygurlar’ın işgücünü kullanıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgını kişisel koruyucu ekipman talebini artırmaya devam ederken Çinli şirketler, yurtiçi ve küresel tüketim için ekipman üretmek için yarışta. New York Times’ın yaptığı araştırmaya göre, bu şirketlerden bazıları işçileri zorla çalıştırıyor ve hükümet destekli bir program aracılığıyla Uygurlar’ın işgücü kullanılıyor.

Program, Uygurlar’ı ve diğer etnik azınlıkları fabrika ve hizmet işlerinde çalıştırmaya yönelik. Uygular, Kovid-19 salgını döneminde ise kişisel koruyucu ekipman üretiminde çalıştırılıyor. Çin Ulusal Tıbbi Ürünler İdaresi‘ne göre, salgından önce Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde dört şirket tıbbi koruyucu ekipman üretiyordu. 30 Haziran itibarıyla bu sayı 51’e yükseldi. The Times gazetesi, medya raporlarını ve kamu kayıtlarını inceledikten sonra bu şirketlerden en az 17’sinin işgücü transfer programına katıldığını tespit etti.

Şirketler ev kullanımı için ekipman üretiyor ancak Sincan dışında, Uygur işgücünü kullanan ve dünya çapında ihracat yapan birkaç başka şirket daha belirlendi. 100’den fazla Uygur’un gönderildiği Çin’in Hubei eyaletindeki bir fabrikadan, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Georgia eyaletindeki bir tıbbi malzeme şirketine maske gönderildiği ortaya çıktı. İşçilerin haftalık bayrak törenlerinde Mandarin Çincesi öğrenmeleri ve Çin’e sadakatlerini sunmaları gerekiyor.

Program, yoksulluğu azaltma biçimi olarak devlet medyasında yaygın olarak gündeme getiriliyor. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’deki İnsan Hakları Araştırmaları Laboratuvarı ve Uygur İnsan Hakları Projesi, son işçi transferlerini belgeleyen düzinelerce video ve sosyal medya raporu topladı. The Times’a yanıt olarak, Çin’in ABD Büyükelçiliği sözcüsü, programın yerel sakinlerin istihdam yoluyla yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Bununla birlikte çalışma programına alınan işçi sayısına ilişkin kotalar ve işbirliği yapmayı reddedenlerin karşı karşıya kaldığı cezalar aslında programa katılımın istemsiz olduğunu gösteriyor. Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi İnsan Hakları Girişimi Direktörü Amy K. Lehr, ”Bu zorlayıcı kotalar insanların istemedikleri fabrika işlerinde çalışmalarına neden oluyor. Bu durum, uluslararası hukukta ‘zorla çalıştırma’ olarak kabul edilebilir” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus