Unutulan hayvan hakları yasası (1): 6. madde ve hayvana şiddete hapis cezası

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kamera & Kurgu: Ufuk Çeri & Özgün Özgül

2012 yılından beri, kamuoyunda yankı bulan hayvana şiddet vakalarının ardından, hayvana şiddet uygulayan kişilere hapis cezası getirecek düzenlemelerin yapılacağı yönünde haberler çıkıyor.

Şimdiye kadar, hayvana şiddete hapis cezasını öngören düzenlemeler, mevcut 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu‘nun 6. maddesine saldırılarak gerçekleştirilmek istendi.

Aradan geçen sekiz yılda, hayvana şiddet konusunda hayvan hakları savunucularını ve hayvanseverleri tatmin eden bir düzenleme yapılmadı. Aksine, mevcut yasa her seferinde hayvanların haklarını gaspedecek şekilde değiştirilmek istendi.

Örneğin 2018 yılında, “katliam yasa tasarısı” olarak nitelendirilen yasa tasarısı, hayvanlara karşı işlenen suçları ceza kapsamına alırken mevcut kanundaki 6. maddeyi değiştirerek tüm sokak hayvanlarını adeta ölüme göndermeyi öngörüyordu.

2004 yılından beri yürürlükte olan 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, AKP’nin en önemli vaatlerinden biriydi. 

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi, sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların, bakımevlerinde bakımının, kısırlaştırılmasının ve aşılanmasının yapılmasının ve gerekiyorsa rehabilite edilmesinin ardından kayıt altına alındıktan sonra, alındıkları ortama geri bırakılmasını kapsıyor.

Yıllardır, ne zaman sokak hayvanlarının lehine bir düzenleme için harekete geçilse ilk önce mevcut 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi değiştirilmeye çalışılıyor. Kamuoyuna karşı, mevcut yasa iyileştiriliyormuş gibi gösterilerek aslında sokaktaki tüm hayvanların yaşamlarını tehdit eden bir model geliştirilmek isteniyor ve “Kısırlaştır-Aşıla-Aldığın Yere Bırak” maddesi pazarlık konusu yapılıyor.

Bu sebeple, hayvana şiddete hapis cezasının getirilmesi dahil, tüm hayvanların yaşam haklarını ve yaşam koşullarının iyileştirilecek düzenlemelerin yapılmasını sağlamak amacıyla yaklaşık 350 sivil toplum kuruluşu birleşti ve 2018 yılında Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nu kurdu. Delegasyonun amacı, güç birliği yaparak bürokrasiye baskı uygulamak, yasama sürecine dahil olmak ve süreçleri takip etmek. Delegasyonun kırmızı çizgisi ise sokak hayvanlarının yaşam hakkını savunmak.

Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun da desteğiyle TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, TBMM Genel Kurulu’nda değerlendirilmişti. Raporda yer alan tavsiyelerin kanun teklifine dönüştürülerek ilgili komisyona havale edilmesi bekleniyordu. Raporun, ilgili komisyona gönderilmesi defalarca ertelendi. Meclis’ten, ilgili görüşmelerin şubat ayında yapılacağını bilgisi verilmesine rağmen koronavirüs krizi yüzünden, bu görüşme hâlâ yapılamadı. Üstelik, yeni infaz paketi kapsamında değiştirilen koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümleri, hayvana şiddet uygulayan faillerin cezaevinde geçireceği süreyi de etkileyecek.

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, sokak hayvanlarının yaşam koşulları, hayvana şiddete hapis cezası, hayvan üretimi, avcılık, pet shoplar, hayvan dövüşleri gibi hayvan sömürüsünün yaşandığı pek çok alanda değişiklik ve yaptırım öngörülüyor. Tabii ki bu raporun da kırmızı çizgilerinden biri 6. maddenin değiştirilmemesi.

Yıllardır hayvanseverler tarafından yapılan baskılara, bakanlıklar tarafından verilen sözlere rağmen hayvanlara yönelik şiddete hapis cezası verilmesini sağlayacak bir yasa bir türlü çıkamıyor. Bunun birkaç sebebi olduğu biliniyor. Bunlardan biri, seçmen baskısı. Horoz dövüşü, hayvanlı taşımacılık gibi geleneksel hayvan sömürü biçimlerinin yasaklanması veya düzenlenmesi bazı seçmenler tarafından olumlu karşılanmıyor. Milletvekilleri de bu yüzden, bu konularda ısrarcı olmuyor. Bir diğer sebep ise yunus parkı, at çiftlikleri, pet shop gibi yerlerin sahiplerinin TBMM’de sürdürdükleri lobi faaliyetleri.

Hayvana şiddete hapis cezası getirilmesinin önündeki en büyük engel ise Adalet Bakanlığı. Hayvana yönelik suçlar, mevcut düzenlemede olduğu gibi Kabahatler Kanunu’na göre değil de Türk Ceza Kanunu’na göre düzenlenirse zaten çok kalabalık olan hapishanelerdeki doluluk oranının daha fazla artacağından endişe ediliyor.

Komisyon tarafından hazırlanan raporda, özellikle gıda endüstrisinde sömürülen hayvanların yaşam haklarının savunulması konusunda önemli eksiklikler var. Buna rağmen, mevcut kanunu ileriye götürecek olması açısından, bu rapor ışığında yapılacak yeni düzenlemeler oldukça kıymetli.

Hayvanlara Adalet Derneği Yönetim Kurulu ve Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu üyesi Avukat Melike Özdemir Ballı, hazırladıkları raporun neden önemli olduğunu ve rapora neden sahip çıkılması gerektiğini Medyascope’a anlattı.

6. madde neden önemli?: “Kısırlaştır-Aşıla-Aldığın Yere Bırak”

“Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı  şekilde yerel yönetimlerce  kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle sözkonusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama  bırakılmaları esastır.”

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, 6. Madde

Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların gerekli bakımlarının yapılmasının ardından alındıkları yere bırakılmasını öngören madde, bu hayvanların yetkililerce sokaklardan toplandıktan sonra ya barınaklara götürülmesi ya da park, bahçe, okul, ibadethane olmayan alanlara bırakılması şeklinde değiştirilmek isteniyor. Ballı, bahsedilen şekilde yerler bulunmadığını, yapılmak istenenin hayvanların barınaklara veya ormanlık alanlara bırakılarak ölüme terk edilmeleri olduğunu söylüyor: “Eğer yeni bir yasal düzenleme olacaksa bu yasa geriye gitmez, ileriye gitmesi gerekir. O yüzden mevcut durumda hayvanların yaşam haklarını garanti altına alan, ‘Sokak hayvanları mahalle sakinimizdir’ cümlesini yasal güvenceye alan 6. maddenin değiştirilmesi kesinlikle sözkonusu edilmemeli. Bu bizim kırmızı çizgimiz. Eğer hayvana şiddete hapis cezası getirilecekse, 6. maddeye hiçbir şekilde dokunulmadan olmalı. En büyük talebimiz bu.”

Üstelik mevcut kanunda, anladığımız şekilde bir barınak düzenlemesi ise yok. Aslında, barınak denen yerler, bakımevi statüsünde ve hayvanların geçici olarak kalmasını esas alan yerler: “Mevcut belediye barınakları içler acısı hallerde, hayvanların barınaklarda kalmasını talep eden kişiler de hayatlarında hiç barınağa gitmemiş masa başı bürokratlar. Bu yüzden barınakların güzel yerler olduğunu düşünüyorlar.”

Hayvana yönelik şiddetin cezalandırılmasının önündeki en büyük engel: Hayvanlar mal mı yoksa can mı?

Mevcut düzenlemede hayvanlar, sahipli ve sahipsiz olarak ikiye ayrılıyor. Sahipli hayvana herhangi bir zarar verildiğinde, hayvan mal veya eşya statüsünde olduğu için hayvana zarar verenin, bir kişiye ait mala zarar verme uçundan hapis cezasına tabi tutulması mümkün. Buna rağmen, çoğu zaman sahipli hayvanlara uygulanan şiddet de cezasız kalıyor.

Fakat hayvan sahipsizse, mevcut yasalara göre bir hapis cezası yaptırımı yok. Fail, sadece idari para cezasına tabi tutuluyor. Üstelik bu para cezasının tutarı ise çok düşük. Ballı, bu idari para cezalarının genellikle ödenmediğini söylüyor. Böylece suç, cezasız kalıyor.

Hayvanlarda sahipli – sahipsiz ayrımının kaldırılması, aynı zamanda hayvanların birer mal veya eşya olarak değil de can olarak değerlendirilmesinin önüne açacak bir düzenleme olacak.

Ballı, bir diğer kırmızı çizgilerinin ise hayvanların can statüsünde değerlendirilmesi olduğunu söylüyor: “Bizim en büyük taleplerimizden biri de sahipli sahipsiz hayvan ayrımının kaldırılması. Hayvanların can olarak tanımlanması gerekiyor. Hayvanların mal olmadıklarının anlaşılması gerekiyor. Israrla hayvanların köle ve mal olmadığını söylüyoruz.”

“Hayvana şiddete hapis cezası, 6. maddeye dokunulmadan getirilmeli”

Özellikle sokak hayvanlarını yaşam koşullarını iyileştirecek en önemli madde ise, sahipli – sahipsiz hayvan ayrımı kaldırılarak 6. maddeye de dokunulmadan, hayvana yönelik şiddete hapis cezasının getirilmesi.

Ballı, hapis cezası talep ettikleri fiilleri, öldürme, cinsel şiddet, işkence, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslinin o yok edilmesi olarak sıralıyor: “Çok ağır fiillere çok ağır hapis cezası getirilmesini talep ediyoruz.”

Raporda, hayvana şiddete hapis cezasının alt sınırının en az 2 yıl 1 ay olarak düzenlenmesi gerektiği belirtilmişti. Fakat koronavirüs önlemleri kapsamında kabul edilen yeni infaz paketi durumu değiştirecek. Failin, 2 yıl 1 ay ceza aldığı senaryoda, yeni infaz paketinden önceki düzenlemeye göre fail, cezaevinde 4 ay 21 gündü geçirecekti. Aynı senaryoda, yeni infaz paketi ile 30 Mart 2020 tarihinden sonra işlenen suçlarda, failin cezaevinde geçireceği süre sadece 15 gün olacak. Bu nedenle, hayvana yönelik şiddet için önerilen hapis cezası talebinin de alt sınırının gözden geçirilmesi gerekecek.

Ayrıca hayvana şiddet uygulayan kişinin cezasının ertelenmesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının veya adli para cezasıyla suçun geçiştirilmesinin engellenmesi de talepler arasında. Ballı, “Hayvanı öldüren, cinsel şiddet uygulayan kişi gerçek anlamıyla hapis yatsın istiyoruz. Bunun için de şikayet şartı aranmamalı diyoruz” diyor.

Hayvana yönelik şiddette şikayet şartı nedir?

Ballı, hayvanlara yönelik suçların cezasız kalmasındaki en büyük sebeplerden birinin de hayvana şiddetin soruşturulmasının şikayet şartına bağlı olması olduğunu söylüyor. Şikayet şartı sözkonusu olduğunda, yine, hayvanın sahipli mi sahipsiz mi olduğu, aynı zamanda hayvanın mal statüsünde değerlendiriliyor olması önem kazanıyor.

Eğer sahipli bir hayvana şiddet uygulanıyorsa, soruşturma yapılabilmesi için hayvanın sahibinin onayı gerekiyor. Mevcut kanunda, sahipsiz hayvana yönelik şiddet için soruşturma yapılabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuru yapması zorunluluğu düzenlenmişti. Ballı, anayasal bir hak olarak vatandaşların, hayvanlara yönelik suçlarda herhangi bir şart ve aracı aranmaksızın şikayetçi olabilmeleri gerektiğini söylüyor. Ballı, şikayet şartının kalkması gerektiğini de vurguluyor: “Bu durum, vatandaşlık hakkımı elimden alıyor. Şikayet şartı aranmaksızın, failler resen soruşturulmalı.”

Bununla birlikte, mevcut düzenlemede, hayvana şiddet uygulayan kişi eğer sahibiyse, herhangi bir yaptırım sözkonusu bile değil. Ballı, Meclis’te yapılan görüşmelerde, sahibi olunan hayvana uygulanan şiddetin cezasız kalmaması gerektiği konusunda hemfikir olunduğunu fakat bunun sahipsiz hayvanlara haksızlık olduğunu söylüyor. Bu durumda, sahipsiz hayvanlara yönelik şiddet için bir yaptırım sözkonusu olamayacak: “Hayvanın sahibi, hayvanına zarar verdiğinde bu suç da cezasız kalmış oluyordu. Bunun için bir hüküm getirmek konusunda Meclis’te hemfikir olundu ancak bu sahipsiz hayvanlar için yine bir cezasızlık durumu ortaya çıkaracak. O yüzden de şikayet şartı kesinlikle aranmadan, herkesin suç duyurusunda bulunabileceği bir düzenleme istiyoruz.”

“Yanlışlıkla hayvan öldürmek cezasız kalacak”

TBMM’de görüşülmesi beklenen düzenlemede, yalnızca kasten işlenen suçlar için ceza düzenlenebilecek. Buna göre, bir hayvana dikkat ve özen yükümlüğünü yerine getirmeyerek zarar verildiğinde hapis cezası yaptırımı olmayacak çünkü taksir düzenlenmeyecek. Ballı, bu düzenlemenini yine cezasızlığa yol açacağını düşünüyor: “Failler ‘Ben bilerek ve isteyerek öldürmedim’ diyecek Örneğin trafik kazalarında hayvanları öldürenler cezasız kalacak. Hem de bilerek ve isteyerek gerçekleşmeyen ama gerçek anlamda hayvanın zarar görmesine yol açan fiiller de cezasız kalacak. O yüzden en azından hayvanın ölümüne yol açan durumların ceza alabilmesi için taksirle öldürmenin de düzenlenmesi gerekiyor.”

“Belediyeler görevlerini yerine getirmiyor”

Kanunda belirtildiği üzere, belediyelerin uzun yıllardır sokak hayvanları konusunda önemli görevleri var. Ballı, belediyelerin bu görevlerini yerine getirmediğini söylüyor. Birçok kişi kedilerin ve köpeklerin etrafı kirletmesinden; köpeklerin gruplar halinde gezerek insanları korkutmasından hatta bazen saldırmasından şikayetçi oluyor. Ballı’ya göre, eğer belediyeler, hayvanların kısırlaştırma, bakım, rehabilitasyon, besleme, barınma gibi ihtiyaçlarını karşılasa, bu sorunların hiçbiri yaşanmaz. Sokak hayvanlarının sayısının kontrolsüz bir şekilde artmasının sebebi de yine belediyelerin görevlerini yerine getirmemesi: “Aslında, burada sorgulanması gereken şey belediyelerin görevlerinin neden bunca yıldır yerine getirmedikleri. Hayvanların, zamanında kısırlaştırması, bakımı yapılmadığı, beslenme ve barınmalarıyla ilgilenilmediği için bu sorunlar yaşanıyor. Kısırlaştırma yapılmayan hayvan bazen saldırganlaşabilir. Aslında şunu kabul etmek gerekir: Hayvanların da birer kişilikleri var. Bu, bize bütün hayvanların toplatılıp barınaklara hapsetme hakkı vermez.”

“Sokak hayvanları mahalle sakinimizdir, onların yeri sokaklardır”

Ballı, bazı hayvanların saldırganlığının bahane edilerek tüm sokak hayvanlarının toplatılıp barınaklara kapatılmasını istemeyi, gece yalnız sokakta yürüyen bir kadının, bir erkeğin saldırısından korktuğu için tüm erkeklerin hapse atılmasını istemesine benzetiyor: “Ben bir kadın olarak bazen sokakta yürürken korkuyorum, bazı sokaklara giremiyorum, bazı erkeklerden korkabiliyorum ama hiçbir zaman bütün erkekler buradan toplatılsın, hapishaneye atılsın diyemem.”

Ballı, hayvanların barınaklara kapatılmasının kabul edilemez olduğunu vurguluyor: “Bu kabul edilemez. Çünkü sokak hayvanları mahalle sakinimizdir onların yeri sokaklardır onlar özgür olmak zorundadır. Bu çağda hayvanları hâlâ kafeslere kapatmanın teklif edilebilmesi bile düşünülemez. Biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz.”

Raporda, aynı zamanda hayvan hakları fonu oluşturulması da tavsiye ediliyor. Buna göre belediyelere ödenen çeşitli vergiler ve idari para cezalarından bir pay oluşturulacak ve bu pay, belediyeler tarafından yalnızca hayvanlar için harcanabilecek. Ballı, bu fonun oldukça önemli olduğunu belirtiyor: “Bu aslında önemli bir adım olur. En azından konserlere bütçe bulurken, konu hayvanlar olunca yeterli bütçem yok diyen belediyelerin artık bir bahanesi kalmaz ve gerçekten hayvanlar için bir şey yapmış olurlar.”

“Kanun gelecekse, ileriye gider, geriye gitmez”

Ballı, sokaklardaki hayvanların toplatılarak barınaklara kapatılmasını, “Avrupa’da böyle” diyerek savunanları da şöyle eleştirdi:

“Biz hayvanlarla birlikte yaşayan bir toplumuz, kültürümüzde var. Hep, Avrupa’nın iyi yönlerini alalım diyoruz. Avrupa’da, sokaklarda hayvanların olmamasının ardında çok ciddi hak ihlalleri var. Yuvalandırılamayan hayvanlar öldürülüyor. Biz kültürümüze, vicdana hem de mevcut kanuna aykırı bir düzenlemenin gelmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Kanun gelecekse, ileriye gider, geriye gitmez.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus