Kürtaj olan kadınlar anlatıyor (9): “Erkekler, çocuk yüzünden kariyerlerinden vazgeçmezken kadınlar vazgeçiyor, bunun önüne geçmek için kürtaj hakkımı kullandım”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Zehra* bundan tam beş sene önce kürtaj olmuş bir kadın. Kendisi, kürtaj kararıyla ilgili olarak “Kürtaj olduğum için asla bir pişmanlık duymuyorum. Ben hiçbir zaman ebeveyn olma hayalleri kurmadım. 31 yaşındayım ve bugün de kurmuyorum” diyor.

Zehra’nın anlattığına göre kürtaj olacağı dönemde partneriyle sorunları var. Bu arada Zehra yeni bir reklam ajansı kuruyor. İşlerini oturtabilmek için de oldukça fazla çalışıyor. Partnerinin bu yoğun iş temposunu anlayacağını düşünse de böyle olmuyor: “Erkek arkadaşımla birlikte yaşıyorduk. Fakat, kendisi evle ilgilenmeyi bıraktığımı –sadece benim sorumluluğumdaymış gibi- iddia ediyor, gereksiz yere kıskançlık krizlerine giriyordu. Halbuki kendisini ufku geniş bulurdum. Gecelere kadar iş kovalıyordum ve eve geldiğimde bir de ilişki kavgası yapıyordum.”

Zehra, hamile olduğunu fark ediyor

Zehra, hamile kalmak istemediği için düzenli şekilde doğum kontrol hapı kullanıyor. Cinsel ilişkileri sırasında herhangi bir kaza olmadığından da emin. Fakat işler tahmin ettiği gibi gitmiyor, hamile olduğundan şüpheleniyor: “Bedenimin aşırı farkında bir kadınım. Bu yüzden bedenimde bir şeylerin değiştiğini anladım. Hemen test yaptırdım. Sonuç pozitifti.”

Zehra, bu testin ardından bir de kan testi yaptırıyor. Sonuç orada da aynı, pozitif. Zehra, dört haftalık hamile. Fakat, Zehra çocuk sahibi olmak istemediğinden de oldukça emin: “Hamile olduğumu öğrenince asla telaşa kapılmadım. Bir çocuk doğurmak istemediğime emindim. Kariyer planlarım vardı. Çocuk kariyer planlarıma engeldi. Daha 25 yaşımdaydım. İşimi yeni kurmuştum, ilerlemek istiyordum.”

“Maddi yeterliliğe sahip olduğum için özel bir kliniğe gidebildim”

Zehra, aktif bir cinsel hayatı olduğu için zaten düzenli gittiği bir jinekoloğunun olduğunu söylüyor. Fakat, başka bir doktorla daha görüşmesi gerektiği hissine kapılıyor. İnternetten araştırıyor ve kendisi için en uygun doktoru seçiyor. Zehra, bu noktada şu önemli konuya da dikkat çekiyor: “Kendimi biraz daha şanslı sayıyorum. Çünkü ben maddi yeterliliğe sahip bir kadındım. Bu sayede özel bir kliniğe gidebildim. Maalesef bu ülkede bir kadın olarak maddi koşullarınız size olan davranış şeklini değiştiriyor. Gayet iyi karşılandım. Operasyonun ardından rahatlatıcı bir çay servisi bile yapıldı.”

Zehra, kürtaj olacağını ne sevgilisine ne de arkadaşlarına söylüyor

Zehra, erkek arkadaşı da dahil kimseye kürtaj olacağından bahsetmiyor: “Bunun nedeni ise öğretilmiş ve ezberletilmiş ‘çocuk dünyanın en güzel varlığı’ ifadelerinden kendimi korumak istememdi. Tabii ki yakın arkadaşlarım var. Yalnız birisi değilim. Ama bu çok özel bir konu. Kimseyle özel hayatıma ilişkin olasılık değerlendirmesi yapmak istemedim. Kürtaj sonrası anlatmıştım. Tabii, arkadaşlarım biraz kızdı ama herhangi bir manipülasyon riski almak istemedim.”

Zehra, ilişkilerini zaten bitmiş bir ilişki olarak gördüğü için erkek arkadaşına da herhangi bir bilgi vermiyor. Zaten birkaç gün sonra da sevgilisinden ayrılıyor. Eski sevgilisi, çok sonradan o dönem Zehra’nın hamile olduğunu öğreniyor. Zehra’ya “Senin buna hakkın yoktu” diyor. Fakat Zehra, onun söylediklerini çok da önemsemiyor.

“Kürtaj sonrası kendimi yorgun ama iyi hissediyordum

Zehra, kürtajı genel anestezi yöntemiyle oluyor. Hastaneden girişinden çıkışına kadar gayet iyi karşılandığını, kürtajın da rahat geçtiğini anlatıyor: “Kürtaj sonrası kendimi yorgun ama iyi hissediyordum. Çünkü istemediğim bir şeydi hamilelik. Ruhsal açıdan gayet iyi durumdaydım. Fiziksel açıdan da bir şikayetim olmadı. Kürtaj sonrası verilen klasik ilaçlardan kullandım. İki gün sonra işime geri döndüm. Aslında ben daha erken işe geri dönerdim ama biraz da cerrahi bir operasyon olduğu için ‘Ciddiye al kızım, iki gün yatarsan batmazsın’ dedim.”

“Hiçbir erkek, çocuk yüzünden kariyer hedefinden vazgeçmiyor”

Zehra’nın kürtaj kararını almasında aslında birçok etken var. Hem yaşının o zaman küçük olması hem çocuk sahibi olmak istemiyor olması hem de kariyerinin henüz daha çok başında olması: “Erkeklerin konuya ilişkin ne söylediği gram umurumda değil. Özellikle kürtajın cinayet olduğunu iddia edenlerin. Bu bizim bedenimiz. Benim kürtaj kararımda kariyer hedefim etkiliydi. Hiçbir erkek, çocuk yüzünden kariyer hedefine ilerlerken kesintiye uğramıyor ama kadınlar genel olarak iş planlarını rafa kaldırıyor. Ben bunun önüne geçmek için kürtaj hakkımı kullandım. Bu benim hakkım. Nokta.

Düşünüyorum, eğer o çocuğu doğursaydım bugünkü koşullarıma asla sahip olamayacaktım. Aldığım karardan asla pişmanlık duymuyorum. Asla bir cinayet işlemiş gibi de hissetmiyorum. Doğurmuş olsaydım onu daha kısıtlı imkanlara mahkum edecek kariyer planlarımı da askıya almak zorunda kalacaktım.”

“Kadını kontrol altında tutmak isteyen erkek egemen zihniyetin en büyük kozu çocuk”

Zehra, kürtaj olmuş bir kadın olarak, kürtaj olacak kadınlara şunları söylüyor: “Kürtaj olacak kadın arkadaşlarıma mutlaka iyi bir klinik seçmelerini tavsiye edebilirim. Yanlış uygulamalar, merdiven altı klinikler maalesef devlet politikaları nedeniyle çok fazla tercih ediliyor. Özellikle genç arkadaşlar maddi zorluk nedeniyle bunlara yöneliyor. Şu konu da önemli. Kürtaj olmak istediği ya da olduğu için katil olmayacaklar. Kadını kontrol altında tutmak isteyen erkek egemen zihniyetin en büyük kozu çocuk. Duygular önemlidir ama mantıklı olmak kurtarır.”

“Cennet, bizim ayaklarımızın altında değil”

Zehra, son olarak kürtajla ilgili şu önemli noktalara dikkat çekiyor: “Kürtaj, kadının seçim hakkıdır. Bize hep şunlar öğretildi: İyi okul, iyi not, iyi iş, iyi maaş, iyi koca, iyi çocuk, iyi ev, iyi koltuk, iyi ölüm. Benim hayatım bunlar üzerine kurulu olamaz. Bu nedenle kürtajın kadının seçim hakkı olduğuna inanıyorum. Birçok kadın istemediği hamilelikler nedeniyle cinnet geçiriyor, psikolojisi bozuluyor. Bazı haberlerde gördüklerimizden sonra ‘Böyle anne olmaz olsun’ diyoruz ya, temele indiğimizde aslında o kadın istemediği bir hayat yaşıyor. Kimseyi ebeveyn olmaya zorlayamazlar. Çıkacak olan bir et parçası değil ve sorumluluğu ağır. Hepimizin hayalleri, hedefleri var. Ben kadın arkadaşlarımın kürtaj konusunda daha fazla bilinçlendirilmesini istiyorum. Cennet bizim ayaklarımızın altında değil.”

 *Röportaj yapılan kişinin ismi değiştirilmiştir.

Türkiye’de kürtaj 1983 yılında yasallaştı. Her ne kadar 10 haftaya kadar kürtaj yapılması kanunen yasal olsa da birçok devlet hastanesi kürtaj yapmıyor. Uzmanlar, 2012 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Kürtaj cinayettir” açıklamasının ardından fiili bir yasak başladığını belirtiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus