TTB, salgında geçen altı ayı değerlendirdi: “Mevsimsel grip ve koronavirüs salgınının birleştiği fırtına yaklaşıyor, elimizde yeterli grip aşısı stoku yok”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kovid-19 İzleme Grubu, koronavirüs salgınına ilişkin altıncı ay değerlendirme raporunu açıkladı. Raporu, TTB Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman ile TTB üyeleri Prof. Dr. Kayıhan Pala, Prof. Dr. Özlem Kurt Azap, Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ve Doç. Dr. Osman Elbek sundu. Sunumda, Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiği 11 Mart’ın ardından geçen altı ayda yaşamını yitiren sağlık çalışanları ve yurttaşlar anıldı.

Hükümetin salgın politikalarını eleştiren TTB’li hekimler, “Türkiye’de her şey ortak aklın dışında yürümeye başladı. ‘Ben bilirim’ zihniyeti salgın politikasında yapılabilecek en kötü şey” dedi. 

Prof. Dr. Sinan Adıyaman, konuşmasında şunları kaydetti: “Geçen altı ayda TTB olarak vurguladığımız en önemli konular, verilerin şeffaf ve güvenilir olması, sağlık çalışanlarının nitelikli koruyucu ekipman eksikliği yaşamaması, test sayısının artırılması, salgınla mücadelenin hastane değil birinci basamak sağlık merkezlerinde yürütülmesi, salgından en çok etkilenen grupların belirlenerek onlara özel önlemler alınması konularıydı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile iki hafta kadar önce görüşmüş ve uzmanlık dernekleriyle birlikte randevu talebimizi hatırlatmıştık. O da ‘Tamam’ demişti. Biz bu randevuya hazırlanıyoruz, bekliyoruz.” 

Raporu TTB adına okuyan Doç. Dr. Osman Elbek, Türkiye’yi önümüzde günlerde bir fırtınanın beklediğini belirtti. Elbek, “Yaklaşan, mevsimsel grip ve koronavirüs salgınının birleştiği bir süreçtir. Fırtınayı durdurabilecek en önemli şeyin grip aşısı olduğunun ancak bunun için de ne yazık ki elimizde yeterli stokun olmadığının farkındayız” diye konuştu.  

Elbek, salgının, sınıfsal eşitsizlikleri belirginleştirdiğine dikkati çekip yeniden açılmanın da kontrol edilemediğini söyledi:

“İstanbul’da 6 Eylül itibarıyla en çok koronavirüs görülen bölgeler, ilçeler, mahalleler; orta ve orta altı sosyoekonomik konuma işaret eden mahalleler. İşte bu grupları önceleyen bir politika tarzına ihtiyacımız var. Tüm topluma çağrı yapan değil, buraları önceleyen, buraların sorunlarını anlayan ve onların diline çeviren bir politika önceliğimiz var. Bugün itibarıyla İstanbul’da sanayi alanlarını çevreleyen mahalleler, özellikle Ambarlı, Pendik, Tuzla Limanı ve çevresi, Zeytinburnu, Güngören, Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa çevresi çok ciddi koronavirüs yoğunluğuna maruz kalıyor.”

Koronavirüs tedavisinin de önemli konuların başında geldiğine dikkati çeken Elbek, hidroksiklorokin adlı sıtma ilacının Sağlık Bakanlığı’nca halen önerildiğini hatırlatarak “İncelediğimiz araştırmalar gösteriyor ki hidroksiklorokin hiçbir şekilde koronavirüs tedavisinde kullanılmamalıdır. Tıp bilimi, bilimin kanıtı bugün bunu gösteriyor” dedi.

“Önümüzdeki yılın kış, bahar ve yaz aylarını aşısız geçireceğimizi bilmek zorundayız” diyen Elbek, sözlerine “Aşıyla ilgili tüm araştırmalara devam ederken aşıdan azade bir şekilde bu salgını nasıl kontrol edeceğimizi düşünmemiz lazım. Salgının bitişi yakın değil. Tüm dünya, aşı milliyetçiliğine itiraz etmek zorunda” diyerek devam etti.

Elbek ayrıca, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için okulların başlaması gerektiğini vurgulayarak “Yurttaşların internete ulaşma olanakları kısıtlı. Yoksullar için eğitimi başlatmak zorundayız” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus