Çorlu tren kazası davasının altıncı duruşmasında aileler adalet aramaya devam etti – Dava 16 Mart’a ertelendi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar Köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen ve 25 kişinin yaşamını yitirdiği tren kazasının ardından açılan davanın altıncı duruşması bugün yapıldı. En az 300 kişinin yaralandığı kaza ile ilgili yeni bilirkişi raporu mahkeme heyetine iletildi. Dava 16 Mart 2021’e ertelenirken TCDD’nin müdahillik talebi reddedildi.

Kamera & Kurgu: Fazıl Alp Akiş

Çorlu Santral Parkı’nda duruşma öncesinde bir araya gelen aileler, davanın yapılacağı Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne yürüdü. “Hak, hukuk, adalet”, “Kaza değil cinayet” ve “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atan aileler, ellerinde kazada yitirdikleri 25 kişinin fotoğraflarıyla adalet taleplerini dile getirdi. 

Yeni bilirkişi raporunun detayları

Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma, müştekilerin kimlik tespiti ile başladı. Daha sonra okunan yeni bilirkişi raporunda şu tespitler öne çıktı:

Kazadan önce alınan son risk analizi raporunda düşük risk tespit edilmiş ve bakım onarım önerilmiştir.

Kazadan sonra yapılan risk analizinde ise “kabul edilemez risk” tespit edilmiştir.

TCDD ilgili birimlerinin küresel iklim değişikliği konusunda bilgili olmaları gerekmesine karşın, gerekli tedbirler alınmamıştır. 

Hattın düzenli olarak denetlenmesi için yol bekçisi bulunmamaktadır. 

Kazanın olduğu 1. Bölge’de kadroda hep açık olduğu, defalarca bu konuda yazışma yapıldığı, personel talep edildiği ancak talebin karşılanmadığı anlaşılmıştır.

TCDD Ar-Ge Birimi, Merkez ve 1. Bölge Emniyet ve Risk Yönetimi Müdürlükleri ve ilgili diğer müdürlüklerin, altyapı ve sanat yapılarını yenilemeden sorumlu başkanlığının ve Yol Kontrol Memuru istihdam etmekle görevli birimlerin kusurlu olduğu anlaşılmıştır.

“Çocuğumu birilerinin ihmalleri öldürsün diye doğurmadım”

Daha sonra söz alan müştekilerden, kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in dedesi Mehmet Öz şunları söyledi: “İki buçuk senedir kaza videoları izliyorum, bunu artık sonlandırın. Bu dava başladıktan sonra bir sürü tren kazası oldu. Eğer sorumlular cezalandırılsaydı bunlar olmazdı.” 

Kazada kızını, iki kardeşini ve yeğenini kaybeden Zehra Bilgin, “Dört canımı ihmalsizliklere kurban vermiş bir insanım. Çocuğumu birilerinin ihmalleri öldürsün diye doğurmadım. Yanlı bilirkişi raporuyla bugüne geldik, bize yapılan büyük bir yanlışlık” dedi.

Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz ise şöyle konuştu: “Sağ tarafta oturan üç sanığın haricinde TCDD’nin üst yönetiminden birilerini görmek istiyorum, gerçek sorumluları burada görmek istiyorum. Evladımın katilini bulmak zorundayım. Biliyorum ve haykırıyorum, son nefesime kadar bunu yapacağım.”

Kazada yaralanan Hediye Bülbül, “Ben 70 yaşındayım, belim kırık. O trenin içinde bir saat kaldım. Kiminin kolu kopmuş kiminin ayağı kırık, kimse bizimle ilgilenmedi” dedi.

“TCDD’yi, risk analizi dahi yapamayacak hale getirenlerin cezai sorumluluğu yok sayılamaz”

Daha sonra söz alan avukat Can Atalay, “Bu rapor dosyaya girdiği andan itibaren Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın harekete geçmesi gerekirdi. Bu rapor, eksikliğine ve şahsileştirmeye ilişkin çekinik tavrına rağmen kimlerin sanık olması gerektiğini çok net ortaya koyuyor” dedi. En azından TCDD Genel Müdürü’nün dosyaya sanık olarak girmesi gerektiğini belirten Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece bu menfez değil bunun gibi onlarca menfez var. Bunu biz değil sanık söyledi, raporda da bu saptanıyor. Mümin Karasu, amirleri ile beraber olacak olanı görmüş, sadece kendini kurtaracak bir yazışmayı kayda sokmuştur. Bunun derslerde gösterilmesi gerekir. Bunun adı olası kast ile öldürmedir. Daha açık bir örneği olamaz. Risk analizi dahi yaptırmamışlar. Bu dosyadaki yargılama en baştaki kişiye kadar gitmek zorundadır. TCDD’yi risk analizi dahi yapamayacak hale getirenlerin cezai sorumluluğu yok sayılamaz. 

“Bu dosya basit taksir dosyası değildir”

Bu katliamın bir günde olmadığını söyleyen avukat Evren İşler de şunları kaydetti: “Yıllardır sürdürülen yanlış özelleştirme politikalarını konuşmak zorundayız. Yıllarca bakanlık yapan Binali Yıldırım’ın sorumluluğunu konuşmak zorundayız. Daha önce bu hatta ıslah çalışması yapılıyor ancak altyapı yenilenmesine gerek yoktur denilip hat kullanıma açılıyor. Bu kararın kimler tarafından verildiği tespit edilmelidir. Bu dosya basit taksir dosyası değildir. TCDD, insan hayatını maliyet kalemi olarak görmüş, insanların ulaşım hakkını basit bir ticari faaliyet gibi görmüştür. Altyapıdan Sorumlu Servis Müdür Yardımcısı Nizamettin Aras, Demiryolu Bakım Daire Başkanı Fahrettin Yıldırım, Bölge Müdürü Nihat Aslan, 1. Bölge Müdürlüğü’nde risk analizinden sorumlu olan müdür Cemal Yaşar Tangül bizim tespit edebildiğimiz sorumlulardır.”

Savcı mütalaasında, TCDD’nin davaya katılma talebinin reddini, dosyada istenen belgelerin toplanması sonrası ek bilirkişi raporunun alınmasını, mevcut raporun gereğinin yapılması için raporun savcılığa gönderilmesini talep etti.

Duruşmaya verilen bir buçuk saatlik aranın ardından sanıkların beyanları alındı. Sanık avukatları da söz aldıktan sonra ara karar için duruşmaya ara verildi. 

Dava 16 Mart’a ertelendi

Ara kararda, TCDD’nin duruşmaya katılma talebi reddedildi, duruşmanın 16 Mart 2021’e ertelenmesine karar verildi. Kararın açıklanmasından sonra aileler ve avukatları açıklama yaptı. Gerçek sorumluları karşılarında görmek istediklerini dile getiren Mısra Öz, “Ciddi bir soruşturma görmek istiyoruz, iki buçuk yılın sonunda biz hiç kimseyi görmedik. Bundan sonra büyük sorumluluk heyetin takdirinde” dedi.

Daha sonra söz alan avukat Evren İşler ise “Devlet Demiryolları’nın yapısının bozulduğu ve bu yapısal bozukluğun katliamlara yol açtığı, bilirkişi raporuyla önümüze konuldu” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus