CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile söyleşi: “Başka sözcüklerle ifade edilse de hukuki zeminde kamulaştırma fikrinin diğer partilerden de destek göreceğine eminim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, hafta başında TBMM’de başlayan bütçe görüşmelerinin ilk gününde (7 Aralık) yaptığı konuşma sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Özellikle Kılıçdaroğlu’nun “beşli çete” olarak göndermede bulunduğu, kamu-özel işbirlikleri çerçevesinde yapılan projeleri yürüten ve dünyada en fazla devlet ihalesi alan 10 firma arasına giren beş inşaat şirketinin yatırımlarını, iktidara geldiklerinde kamulaştıracaklarına yönelik ifadelerin yer aldığı kısa videolar sosyal medyada binlerce kez paylaşıldı. 

CHP’nin iktidara geldiği takdirde bu yatırımları kamulaştıracağına yönelik planını ilk dile getirenlerden biri olan CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile bu planın ayrıntılarını konuştuk.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun dünkü konuşmasının bu kadar dikkat çekmesinde kamulaştırma vurgusu nasıl bir rol oynadı?

Selin Sayek Böke: Önemli bir rol oynamıştır tabii. Esasında Sayın Genel Başkan’ın konuşması çok bütünlüklü bir konuşmaydı. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu net bir şekilde ortaya koyan ve özellikle halkın yaşadığı sıkıntıları nasıl gidereceğimize ilişkin siyasi tavrımızı çok net bir şekilde ortaya koyan bir konuşmaydı. Bu sıkıntının önemli bir bölümü de kamu-özel işbirliği (KOİ) projeleriyle kaynakların üretici güçler yerine rantçılara aktarılmasından ileri geliyor.

Peki iktidara gelince uygulayacağınızı söylediğiniz bu plan için hangi projelerden başlanacağı ve nasıl bir yol izleneceğine dair daha somut bir yol haritanız var mı?

Selin Sayek Böke: Esasında kamunun olan, isminde de kamunun yer aldığı bu gibi projelerde izlenecek yöntemler aslında çok bilindik yöntemlerdir. Bugüne kadar hiç yapılmamış bir şeyi keşfetmek durumunda değiliz. Normal işleyen ve bütçe hakkının olduğu demokrasilerde, bu hak kullanırken yapılan tüm işlemler denetlemeye tabidir. Bu kapsamda yapılan kamu projelerinde, kamunun herhangi bir zarara uğratıldığı tespit edilirse, o zararın giderilmesi yönünde hukuki adımlar atılır. Kamulaştırmadan kastettiğimiz budur. Hangi projeden başlanacağı gibi ayrıntılar ilgili hukuk süreci başlatıldığında ortaya çıkacak. Hukuki süreç ve denetleme işlevi olan kurulların liyakat esasına bağlı olarak çalışmaları başladığında bu zararlar tespit edilecek. Şu anda buzdağının görünen ucu bile bize büyük bir kamu zararı olduğunu gösteriyor. Bu zararları tespit edip gereğini yapmak zaten hukuken devleti yönetenlerin sorumluluğu. Biz bu sorumluluğumuzu yerine getirip kamulaştıracağız ve bunun sonucunda halkın kullanmadığı köprü veya yol için ödeme yapma zorunluluğu ortadan kalkacak. Bu da önemli bir kaynak ortaya çıkaracak.

Türkiye’nin ulusal hukukunun zaten bunu gerektirdiğini söylüyorsunuz. Peki uluslararası hukuk açısından bu kamulaştırma süreci ne kadar mümkün?

Selin Sayek Böke: Kamu zararı tespit edildiğinde buna karşı kamu yararına uygun olarak adımlar atılması sadece ulusal değil uluslararası hukukun da bir parçası. Bunun sağlanabilmesi için elbette kamu gücü de diplomasi de kullanılacaktır. Esasen bu yapılan anlaşmaların detaylarını, hangi sözlerin verildiğini de bilmiyoruz. Bu sebeple bugünden tüm teknik ve hukuki detayları vermek mümkün değil. Fakat bu siyasi tavrın varlığı, bu sorunun çözülebileceğine işaret ediyor. Nitekim Türkiye özelinde olmasa da uluslararası ekonomi çerçevesinde de bu tartışma paralel bir tartışmanın yapıldığını biliyoruz. Özellikle otokratik yönetimlerin, kamu zararı pahasına kendi iktidarlarının ihtiyaçları için yandaşlarına aktardıkları kaynaklar sebebiyle halkların aleyhine oluşturulan borçların, toplumlar tarafından ödenmemesi gerektiği, bunların uluslararası bir zemin içerisinde yeniden yapılandırılması gerektiği ile ilgili de bir iktisadi tartışma var ve bunun bir zihniyet değişimi yaratacağı ve bu değişimin de bizim hukuk çerçevesinde kamulaştırma planlarımızla uyumluluk göstereceğini düşünüyorum.

Türkiye’de iş dünyasının buna yaklaşımı ne olur? Daha önce TÜSİAD’ın buna tepki veren bir açıklaması olmuştu. İş dünyasının tepkileri hakkında ne düşünüyorsunuz ve bu tepkilerde gündeme getirilen hususlar hakkında aldığınız birtakım önlemler var mı?

Selin Sayek Böke: Öncelikle şunu açıklıkla söyleyelim ki bugün cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile iktidar “ulusal çıkar” adı altında istediği özel mülke el koyabileceği düzenlemeler yaptı. Dolayısıyla hukuk dışı bir şekilde özel mülkün gasp edilmesiyle yapılacak olan işlemlere örnek aranıyorsa bugünkü iktidarın siyasi tercihlerine bakmak gerekir. Oysa bizim tarif ettiğimiz kamulaştırma, hukuk çerçevesinde ve kamu yararı gözetilerek yapılan bir işlem. Dolayısıyla ülkenin kaynaklarının daha doğru kullanılmasını sağlayacak ve bütün üretici güçlerin de üretken ve verimli alanlarda yatırım yapmasının önünü açacak bir kamusal çerçeveden bahsediyoruz. Buradaki ayrımın herkes tarafından görüldüğünü düşünüyorum. Eğer görülmediyse tekrar belirteyim: Bugün hukuksuzca istenilen mülke el koyulabilecek keyfi bir düzen kurulmuş durumda. Halbuki biz iktidara geldiğimizde bugünkü hukuksuzlukları, hukuk çerçevesinde ve kamu yararı gözetilerek ele alacak bir program uygulayacağız. Bunu hem hukuki yükümlülüğümüz olduğu için hem de siyasi anlayışımız böyle olduğu için yapacağız. Buzdağının görünen yüzü önümüzdeki 25 yıl için sadece gelir garantisi olarak 150 milyar dolar vermiş durumda. Bu meblağın geçilmeyen köprü ve yollar karşılığında alınmasındansa, bununla gerçekten gerekli köprü ve yolların yapılması mümkün ya da gerçekten girişimci ve sanayicinin önünü açabilecek altyapı yatırımlarını gerçekleştirmek mümkün. Bu sebeple bu kamulaştırmalar gerçekleştiği zaman Türkiye’de bütün üreticilerin önü açılacak: emekçinin de çiftçinin de KOBİ’nin de sanayicinin de genç girişimcinin de esnafın da… Çünkü kamu kaynakları kamu yararı gereği gelir getirecek yerlere aktarılmış olacak. Bu çelişkinin gittikçe netleştiğini ve günden güne daha da netleşeceğini düşünüyorum.

CHP’nin iktidar hedefinin ittifaklardan bağımsız olmadığı düşünülürse, diğer muhalefet partileriyle bu noktada bir ortaklaşma yaratabilmeyi umuyor musunuz? Mesela DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Medyascope’ta katıldığı programda Ruşen Çakır’a sizin kamulaştırma planınızı kastederek, “Bir yanlışı başka bir yanlışla düzeltmek doğru olmaz. Biz hukuki olarak bunları inceleteceğiz ve bir usulsüzlük tespit edilirse gereğinin yapılmasını sağlayacağız” dedi. Bu ifadeyi temel alarak, bu yaklaşımın sizinkinden ne kadar farklı olduğunu düşünüyorsunuz?

Selin Sayek Böke: Tek fark şu olmalı: Biz bugün bu usulsüzlüklerin olduğunu biliyoruz zaten. Bugün ticari sır perdesinin arkasında pek çok kamu zararı olduğu gerçeği ortada. Bu gerçek varken, biz de aynı şeyi söylüyoruz. Hukuk çerçevesinde kamu zararı tespit edilerek, yine hukuk çerçevesinde giderilmesi sağlanacaktır. Burada müzakere edilmeyecek tek bir şey var ise o da kamu zararıdır. Kamu zararının giderilmesi gerektiğine yönelik siyasi iradeyi bugünkü netlikte ortaya koymamız gerekiyor. Nasıl ki 7 Haziran 2015 seçimleri sürecinde CHP asgari ücretin çok düşük olduğunu ortaya koyduğunda iktidar dahil bütün partiler asgari ücretin düzeyinin ne olması gerektiğini tartışmaya başladıysa, bugün de iktidar dahil bütün partilerin, bu projelerden kaynaklanan kamu zararının Türkiye üzerinde büyük bir kambur oluşturduğunu ve bunu gidermenin bir sorumluluk olduğu noktasında buluşacağından hiç şüphe duymuyorum. Şeffaflık, hesap verilebilirlik ve hukuktan uzak bu anlayışı değiştirmeden Türkiye’nin içinde bulunduğu darboğazdan kurtulmak mümkün değil. Bu plan her ne kadar başka sözcüklerle ifade edilebilirse de tüm dünyada da bu noktadan sonra daha hâkim olacak olan sosyal demokrat anlayışın Türkiye’de de bir sonraki iktidarda görünür olacağını ve Türkiye özelinde bu sorunların hukuki zeminde bir kamulaştırmadan geçtiğine hiç şüphem yok.       

Selin Sayek Böke ile söyleşimizin tamamı:

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus