Armağan Öztürk yazdı | Ne İmamoğlu ne Kılıçdaroğlu: CHP’de üçüncü yol ihtiyacı

Ana muhalefet partisi İmamoğlu ile Kılıçdaroğlu arasına sıkışıp kaldı. Güçlü liderlik, deneyimli kadrolar, kendi içinde yetkin ve toplumun dikkatini çekecek bir söylem partinin en büyük ihtiyacı. Ancak 2023 seçimlerinden itibaren yaşananlar partinin tam kapasite siyaset yapmasını engelliyor. CHP sürekli bir şekilde türbülansta. Bu nedenle anketlerde iktidarın ülkeyi kötü yönettiğini düşünen kesimler çoğunluğu oluşturuyor olmasına rağmen, o muhalif çoğunluk alternatif bir iktidar umuduna dönüşemiyor. 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP ile son yerel seçimin galibi CHP arasındaki oy farkı önemsenmeyecek kadar az. Tüm parti elitlerinin İmamoğlu ile Kılıçdaroğlu’nun takındığı negatif tutum bağlamında bu sonucu açık yüreklilikle sorgulaması gerek.

Armağan Öztürk yazdı | Ne İmamoğlu ne Kılıçdaroğlu: CHP'de üçüncü yol ihtiyacı
Armağan Öztürk yazdı | Ne İmamoğlu ne Kılıçdaroğlu: CHP’de üçüncü yol ihtiyacı

Önce İstanbul’un eski belediye başkanına odaklanalım. İmamoğlu popülerliğini güçlü bir liderlik inşa süreciyle pekiştiremedi. Aday olmayı reddettiği iki makam hem kendi hayatını hem de yakın dönem Türk siyasetini oldukça olumsuz bir şekilde etkiledi. Ekrem beyin yapması gereken zamanında Erdoğan’ın Erbakan’a meydan okurken kullandığı siyasal cesareti gösterip Kılıçdaroğlu’na rest çekmesiydi. 6’lı masanın adayı İmamoğlu olmalıydı. Kılıçdaroğlu kendi adaylığını önce 6’lı masa, ardından da tüm Türkiye’ye dayattığında CHP genel merkezindeki bir avuç ideolog hariç herkes seçimin kaybedildiğini anlamıştı. Aslında İmamoğlu’nun kendi politik çaba ve vizyonunu Cumhurbaşkanlığı adaylığına doğru somutlaştırdığı 2023 seçimlerine giderken de açık hale gelmişti. Ama Akşener’in açık desteğine rağmen Kılıçdaroğlu’yla birlikte hareket etmeyi tercih etti İmamoğlu. Bu yapmaktan kaçınarak her şeyi daha olumsuz bir yere doğru sürükleme eğilimi Değişim Hareketi sürecinde de karşımıza çıktı. İstanbul’un eski başkanı seçim ağır bir şekilde kaybedildiğinde Kılıçdaroğlu’nu yenilgiye uğratacak sürecin fitilini ateşledi. Partinin iç enerjisini değişim noktasında toplandı. Ancak liderlik ettiği hareketin başına geçip genel başkanlığa aday olmadı. Ekrem İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanı olmak yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kalma ısrarı partiyi ve kendisini iktidarın kuşatması karşısında savunmasız hale getirdi. Şöyle ki, Ekrem bey ve ekibi hakkında hazırlanan iddianamedeki suç isnatları ağırlıklı bir şekilde son 2 yıla odaklanmış durumda. Belediye bürokrasisinin İmamoğlu’nun adaylığını finanse etmek adına kaynak biriktirdiği iddiası CHP’yi sonu gelmez bir belediye-suç tartışmasının içine çekti. Bu arada CHP giderek daha fazla kişi ve belediye partisine dönüştü. CHP’nin politik faaliyetlerinin ağırlık noktası İmamoğlu haline geldi. Belediye başkanlarının parti içindeki gücü kontrolsüz bir noktaya ulaştı. Zamanı geri sarmak imkansız. Ama şu olasılığı düşünmeden edemiyoruz yine de: Tarihi başka türlü yaşamamız mümkün olabilir miydi? İmamoğlu’nun önce Cumhurbaşkanlığı, ardından da CHP Genel Başkanlığı için Kılıçdaroğlu’yla açıkça yarışmaktan çekinmesi muhalefeti ne hale getirdi?

İmamoğlu’nun yanlış kararlarını Kılıçdaroğlu’nun yetersiz liderlik performansıyla birlikte düşünmek gerekli. 2011-2023 yılları arasında CHP’nin Genel Başkanı olarak görev yapan Kılıçdaroğlu AKP’nin hegemonik bir güç haline gelmesi, Erdoğan’ın kurucu lider pozisyonuna yükselmesi, Türk siyasetinde muhafazakar-milliyetçi düşüncenin baskın konumunu pekiştirmesi, bu bağlamda sol değer, kavram, öneri ve kadrolardaki kalıcı aşınma gibi eğilimleri edilgen bir şekilde izledi. Kemal beyin seçim yenilgileriyle kendini sürekli bir şekilde tekrar eden siyasal kabızlığı CHP’yi Yeni Türkiye’nin inşasında sistem içi bir aktöre dönüştürdü. Kılıçdaroğlu CHP’si ne sosyal demokrasiye özgün bir renk kattı ne de Kürt sorunu ile din-devlet ilişkileri gibi ülkenin kangrenleşmiş sorun alanları için farklı bir perspektif sundu. Tüm bu yokluklar ve eksiklikler listesi içinde Kemal beyin en iyi yaptığı şey ise sağ hegemonyayı verili bir gerçeklik kabul ederek AKP’yi diğer sağ güçlerle işbirliği halinde kuşatma siyasetiydi. Kılıçdaroğlu liderliği ılımlı sağ siyasetçilere popülerleşme imkanı verdi. İmamoğlu ve Yavaş’ın ön plana çıkması Kılıçdaroğlu’nun açtığı bu vizyon sayesinde mümkün oldu. Ayrıca her ne kadar kırılgan bir içeriğe sahip olsa da, önce CHP-İyi Parti işbirliği, ardından da bahsi geçen temasın 6’lı masa özelinde organik bir siyasete doğru evrilmesi CHP’nin Türk siyasetindeki ağırlığını arttırdı. Muhalif sağ seçmenin CHP’ye oy verebilir hale gelmesi Kemal beyin en büyük başarısıdır. Bu yeni zemin Halk Partisini klasik %20 oy bandının çok üstüne taşıdı. Ancak Kılıçdaroğlu dönemi parti içi yarışma ve demokratik çoğulculuk kültürünün de zayıfladığı yıllara karşılık geldi. Ayrıca Atatürk milliyetçiliğinin restorasyonu ile Kürt sorununun çözümü noktasında cesur adımlar atılamadı. Bu iki mesele 6’lı masa siyasetinin AKP’yi devirmesini de zora soktu. Sağ siyaseti CHP’yle işbirliği yapmaya ikna eden Kılıçdaroğlu İyi Parti içindeki Kürt karşıtı kesim ile Ümit Özdağ ve Muharrem İnce gibi siyasetçilerin popüler Atatürkçü çizgisinin yıkıcı etkisini hafife aldı. Sonuçta seçim kaybedildi. Kemal bey ise daha önce defalarca yaptığı üzere seçimi kaybetmiş olmasına rağmen genel başkanlığa devam etmek istedi. Bugünkü konjonktür bakımından ise Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu ve çevresindeki siyasetçileri üstü kapalı bir şekilde yolsuzlukla suçladığını biliyoruz. Ayrıca ünlü hançer benzetmesine atıfla Özgür Özel de kendisine yapılan onca iyiliğe nankörlükle karşılık veren politik bir hain. Yarın mutlak butlan kararı çıksa seçmen tepkisine rağmen genel başkanlığa dönecek Kılıçdaroğlu. Çünkü intikam alma tutkusu her şeyin önüne geçmiş durumda.

Bu iki siyasetçiyi birlikte değerlendirdiğimizde ise karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: İmamoğlu iki defa fırsat kaçırdı. Önce Cumhurbaşkanlığı, ardından da CHP Genel Başkanlığına aday olmadı. Yerel siyaseti ön plana çıkararak ulusal siyaseti erteleyen bu pasif tutum onu ve partisini AKP liderliğindeki ulusal sağ siyasal blok tarafından kolay bir hedef haline getirdi. Kılıçdaroğlu ise solu dönüştüremedi. Sağ parti ve aktörlerle işbirliği yaparak, bir anlamda karşı hegemonya inşa ederek Erdoğan’ı devirmeye çalıştı. Ancak Kılıçdaroğlu’nun bu politik vizyonu 2023 seçimlerinde dağıldı. Halkın Kılıçdaroğlu’na verdiği son oy onun siyaseten tükenmesi anlamına geldi. Bu saatten sonra Kılıçdaroğlu’nun CHP dahil olmak üzere herhangi bir partide yönetici olması ancak elit siyasetiyle mümkün olabilir. Sonuç olarak CHP’nin İmamoğlu’na dayanarak kendisine bir gelecek inşa etmesini neredeyse imkansız. Ancak İmamoğlu seçeneği boşa çıktı diye Kılıçdaroğlu’na, yani geçmişin başarısız siyasal performansına dönmek de anlamlı bir seçenek değil. CHP’nin İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun partiye verdiği zararı parantez içine alarak üçüncü bir yola evrilmesi, bu bağlamda kendisine yeni bir liderlik ve söylem yaratması önündeki tek makul yol.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.