Korona günlerinde tiyatro sahneleri – Yolcu Tiyatro, Gomidas oyunu için kampanya başlattı: “Salgın bittikten sonra birçok tiyatronun kapanmış olduğunu göreceğiz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul’da ve Türkiye’nin pek çok şehrinde 2013 yılından beri seyircisiyle bir araya gelen Yolcu Tiyatro, koronavirüs salgını nedeniyle diğer tiyatrolar gibi zor zamanlardan geçiyor. Yolcu Tiyatro, salgın günlerinde ilk gösterimini yapan “Gomidas” oyunuyla birlikte “Destek ol, Gomidas sahnede yaşasın” kampanyasını başlattı. Yolcu Tiyatro’dan yönetmen ve oyuncu Ersin Umut Güler, Medyascope’a salgında yaşadıklarını ve yeni oyunları Gomidas’ı anlattı. 

Yedi yıldır İstanbul merkezli olarak tiyatro severlerle buluşan, Kürklü Venüs, Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler, Joko’nun Doğum Günü ve birçok farklı birçok prodüksiyona imza atan Yolcu Tiyatro, koronavirüs salgının Türkiye’de de yayılmaya başladığı mart ayından beri zor zamanlardan geçiyor. Salgın döneminde diğer tiyatro sahneleri gibi perdelerini kapatmak zorunda kalan Yolcu Tiyatro, salgın ve karantina günlerini üreterek geçirdi. 

“Destek ol, Gomidas sahnede yaşasın…” 

Yolcu Tiyatro’nun Gomidas oyunu, 24. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Kumkapı’daki Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’nde 27 Kasım’da ilk gösterimini yaptı. Oyunda müzikolog, besteci ve koro şefi olan rahip Gomidas Vartabed’in hayatı ele alınıyor. Başlatılan destek kampanyası “Destek ol, Gomidas sahnede yaşasın…”  ile seyirciler sosyal mesafe sebebiyle boş bırakılan koltuklar için hatıra bileti alıp kişiye özel hazırlanan Gomidas Hatıra Setleri’yle Yolcu Tiyatro’ya destek olabilecek. Bu zamana kadar Kültür Bakanlığı’ndan veya başka bir yerden herhangi bir maddi destek almayan Yolcu Tiyatro’yu ayakta tutan, Güler’in dediğine göre seyircilerin oyunlarına ilgi göstermesi olmuş. Şu an için Gomidas oyununa verilen desteğin hedeflediklerinin altında olduğunu dile getiren Güler, “Seyircilerimize, Yolcu Tiyatro’nun kampanyasına ve başka tiyatroların başlattığı kampanyalara destek olmaları çağrısını yapıyorum. Salgından önce, özel tiyatroların çok olduğu bir dönemdeydik. Salgından sonra böyle olmayabilir” diye konuştu.  

“Yolcu Tiyatro, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor” 

Salgın günlerinde 35 oyunlarını iptal etmek zorunda kaldıklarını söyleyen yönetmen ve oyuncu Ersin Umut Güler, “Ağustosa kadar hiç oyun oynayamadık. Yolcu Tiyatro, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor” dedi. Pandemi sürecinden önce de tiyatroda çalışan emekçilerin geçinmek için ek işler yaptığını anlatan Güler, “Seslendirme yapan, ders veren, kafe ve restoranlarda çalışan arkadaşlarımız vardı ama salgınla birlikte okullar, kafeler ve ek iş yaptığımız diğer yerler de kapanınca çalışamaz olduk” diye ekledi. 

“Gelir elde edemeyince doğal olarak vergi borcumuzu ödeyemedik”

Salgın günlerinin Yolcu Tiyatro için borçlanarak geçtiğini söyleyen Güler, bu süreçte kira, elektrik ve aidat gibi temel giderlerini ödemek için kredi çektiklerini anlattı. Özel tiyatroların devletten ciddi bir destek göremediğini belirten Güler, “Kültür Bakanlığı bir dijital kütüphane kampanyası başlattı. Oyunumuzu çekip onlara yollayacaktık ve bunun karşılığında ücret verilecekti. Biz bunu yaptık. Ancak beklediğimiz oranda bir destek göremedik maalesef. Proje masrafları ve ödenen telifleri düşürdüğümüzde tiyatroya pek de bir şey kalmadı” dedi. 

Devlet desteğine başvurabilmek için “vergi borcu yoktur” yazısının istendiğini belirten Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başvurabilirsiniz ama vergi borcunuz varsa ödenek size verilmiyor. Biz daha önce de bu desteği alamadık. Bu sene vergi borcumuz vardı, faaliyetlerimize ara vermeseydik vergi borcumuzu ödeyecektik. Biz özel tiyatrolar için en hareketli zaman mart, nisan aylarıdır. Bu süreçte gelir elde edemeyince doğal olarak vergi borcumuzu ödeyemedik. Bu nedenle de başvurup ödenek alamadık.”

“Tiyatrolara can suyu olabilecek bir yardım yapılmadı”

Bakanlıkla, salgın sürecinde başvuru yapılırken “vergi borcu yoktur” şartının kaldırılmasıyla ilgili görüştüklerini ancak bir sonuç alamadıklarını aktaran Güler, “Aslında Kültür Bakanlığı’nın yapabileceği çok fazla şey vardı. Destekleri çok cüzi miktarda tuttu. Örneğin özel tiyatroların ortaklaştığı, örgütlendiği Tiyatro Kooperatifi’ndeki tiyatroların yarısı vergi ve SGK borcu olduğu için devlet desteğine başvuramadı. Dijital kütüphane projesi açıldı ama bu da karşılıksız değildi. Ağza bal çalma gibi çok küçük bir destek yapıldı. Yapılan yardımlar tiyatrolara cansuyu olabilecek büyüklükte bir yardım olmadı” diye konuştu.  

“Salgın elbet geçecek ve birçok tiyatro salonunun kapanmış olduğunu göreceğiz”

Türkiye’nin kültür sanat alanında tehlikeli bir yola doğru gittiğini dile getiren Güler, “Şu ana kadar sadece İstanbul’da dört-beş tiyatro sahnesi kapandı. Birçok tiyatro da büyük borçlarla devam etmeye çalışıyor ve kapanmanın eşiğinde. Bu kapamaların maalesef telafisi olmayacak. Salgın elbet bir zaman sonra geçecek ve birçok tiyatro salonunun kapanmış olduğunu göreceğiz. Salgın geçtikten sonra kültür sanat alanında kurak bir zamana uyanmamak en büyük dileğim” dedi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus