İstanbul’un su sorunu (1): Veriler krize mi işaret ediyor? – Evde geçirilen sürenin artması su tüketimini yüzde 1’den daha az etkiledi, asıl sorun iklim değişikliği

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Haber: Hazar Dost & Senem Görür

İstanbul’da kasım ayından bu yana süren “su krizi” tartışmaları, İstanbullular’da soru işaretleri yaratırken “Ne kadar suyumuz kaldı?” sorusunun da gündeme gelmesine neden oldu. Medyascope’tan Hazar Dost ve Senem Görür, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) verilerinden yola çıkarak, bu soruya cevap bulmaya çalışırken uzmanlardan, İstanbul’un “su krizini” yaratan sorunların neler olduğuna dair görüşler de aldı.

Nüfus artışı, su tüketimini ne kadar etkiliyor?

İstanbul’un her yıl artan nüfusu, fazladan su tüketimini de beraberinde getiriyor. İstanbul’un nüfusu, ortalama her yıl, yüzde 1,5 büyüyor. Bu oran, 2019’da yüzde 3’e kadar yükseldi. Nüfustaki bu büyüme aynı zamanda, son 12 yılın en yüksek nüfus artışı.

Nüfus artışının, su tüketimindeki etkisini görebilmek için İSKİ’nin her yıl yayımladığı “Yıllık Faaliyet Raporu”na baktığımızda, günlük su tüketiminin 2015’ten bugüne arttığını görüyoruz. 2015’te ortalama günlük su tüketimi 2 milyon 644 bin metreküp iken bu sayı 2019’da 2 milyon 908 bine çıkıyor

İSKİ, 2020’deki tüketime dair herhangi bir veri açıklamadığı için 2020’deki durumu net olarak göremiyoruz ancak İSKİ’nin 17 Temmuz’da yaptığı açıklamada, koronavirüs salgını nedeniyle, evde geçirilen zamana bağlı olarak su tüketiminde de artış yaşandığı, su tüketiminin geçmiş yıllara göre yüzde 30 arttığı belirtiliyor

İSKİ, 2020’de mart ve temmuz ayları arasında 126 günde, 369 milyon 542 bin 725 metreküp su tüketildiği belirtiyor ancak geçmiş yıllara ait istatistikler bu açıklamayı desteklemiyor.

İstanbul’da, 2019’un nisan ve temmuz ayları arasında toplam tüketilen su miktarı 367 milyon metreküp iken 2020’de bu miktar 369 milyon metreküpe çıkıyor. İSKİ yüzde 30 artış derken istatistikler artışın yüzde 1 olduğunu gösteriyor.

Yine grafikte görüldüğü gibi, salgın benzeri uç örneklerin görülmediği yıllardaki su tüketim oranı, 2020’ye göre daha fazla artmış durumda.

Tüketime dair verilerin ardından, Türkiye’nin en kalabalık ili olan İstanbul’daki yağış grafiklerine bakmak, baraj doluluk oranlarının aylık istatistikleri, doğal etkenlerin yaşanan “su krizindeki” rolünü görmemizi sağlıyor.

Baraj doluluk oranları son 10 yılın en düşük seviyesinde, yağış oranları gittikçe düşüyor

İSKİ’nin verilerine göre, İstanbul’un baraj doluluk oranı, 2020’de gitgide azaldı. 2018’in Aralık ayında, barajların doluluk oranı yüzde 69, 2019’da, yüzde 34, 2020’de ise 21,83 olarak gösteriliyor. Yüzde 21,83’lük doluluk oranı, yaklaşık 189 milyon 520 bin metreküp su demek. 

İstanbul’da bulunan 14 barajın doluluk oranı ise gitgide azalıyor. Yine İSKİ verilerine göre, en yüksek doluluk oranı Mayıs 2020’de ölçüldü ve bu oran yüzde 66’ydı. Haziran ayından itibaren başlayan düşüş, aralık ayında yüzde 22’ye kadar geriledi. 

İSTANBUL’UN BARAJLARI İNFOGRAFİK

İBB Sözcüsü Murat Ongun da baraj doluluk oranlarının tehlikeli seviyeye ulaştığını belirttiği açıklamasında, “Değerli İstanbullular; yağışlar kasım ayında mevsim normallerinin yüzde 45 altında gerçekleşti. Lütfen su tüketirken özen gösterelim, çok basit önlemlerle ciddi tasarruf sağlayabiliriz” uyarısında bulundu.

Barajların dolmasında etkili olan en büyük etken ise yağışlar ve akarsular. MGM’den aldığımız verilere göre, İstanbul’da 2020’de gerçekleşen yağış miktarında ciddi bir düşüş var. İstanbul, 2015-2019 yılları arasında ortalama 789 mm fazla yağış alırken 2020’de aldığı yağış miktarı 530 mm. 

Uzmanlar ne diyor?

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Sözcü gazetesine verdiği demeçte, yaşanan su krizinin nedenine dair “İklim değişikliği ile yağışların düzensizleşmesi, bahar ve yaz yağışlarının azalması gibi nedenler suya erişimi zorlaştırıyor. Yakın bir gelecekte başta büyük kentlerimiz ve tarım alanları olmak üzere su krizinin çok ciddi boyutlara ulaşacağını düşünüyorum” diyor.

Aynı röportajında Tolunay, su krizine yol açan yedi yanlışı şöyle sıralıyor: “Suyun bilinçsiz tüketimi, yanlış kentleşme politikaları, su havzalarının yapılaşması ve suların kirlenmesi, tarımsal sulamada çok fazla su kullanımı, yöreye uygun tarımsal ürünlerin yetiştirilmemesi, orman alanlarının madencilik ve enerji yatırımları gibi uygulamalarla tahrip edilmesi, yanlış ve amaç dışı arazi kullanımları.” 

Meteorolog Gökhan Abur ise su sorununu yaratan temel sebeplerden birinin yanlış imar politikaları olduğunu söylüyor. Abur, “Mutlaka imar planını değiştirmemiz lazım. Çünkü bizim son yaptığımız imar planında yağmur sularını caddeye verme gibi bir madde var. Biz suyu alıyoruz ve bunu doğrudan doğruya sokağa veriyoruz. İstanbul’un derelerinin birçoğu kaybolduğu için şiddetli yağışlarda asfalt hızlı bir şekilde dereye dönüşüyor ve İstanbul’un çukur olan yerlerinde su baskınları oluyor” diyor. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus