Göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Levent Akyıldız: “Koronavirüs vaka sayılarında düşüş var ama tavsamayı affetmeyen bir tablo ile karşı karşıyayız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print


Diyarbakır Tabip Odası Koronavirüs İzleme Kurulu Üyesi ve Türkiye Toraks Derneği Üyesi göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Levent Akyıldız, koronavirüs vaka sayılarında anlamlı bir düşüş olduğunu ancak tedbirlerin elden bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Hiçbir tavsamayı maalesef hiç affetmeyen bir tablo ile karşı karşıyayız” dedi. Yapılacak aşıların sahadaki sonuçlarının tam olarak alınmadığını hatırlatan Akyıldız, “Konunun aciliyetine, olayın yakıcılığına ve hayatımızdan çaldıklarına bakıldığında, bu tutumu anlayabilmek mümkün. Ama henüz aşıya ilişkin etkinlik diye ifade edilen şeyler sahada sınanmış şeyler değil” diye konuştu.

“Bilim dünyasının virüs konusunda başarılı olduğu ve mesafe alamadığı alanlar var”

Medyascope’a konuşan göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Levent Akyıldız, bilim dünyasının koronavirüs görüldüğünden beri başarı elde ettiği alanlar kadar mesafe katedemediği alanlar da olduğunu söyledi. Bilim dünyasının en başarılı olduğu konulardan birinin, 2019’un son aylarında ortaya çıkan virüsün, Ocak 2020’nin ortalarında etkenin genom diziliminin saptayabilmesi olduğunu belirten Akyıldız, “Bu son derece kıymetli ve hızlı bir gelişmeydi. Bugüne kadar mesafe katedilemeyen alanlardan biri ise etkin bir tedavi konusunda yol alamayışımız ve halk sağlığı öncelikleriyle aşılama konusunda yaşanan tıkanıklar. Şu an en temel konu aşı cephesinde yaşananlar. Bu konuda insan çalışmalarında kitlesel aşılamaya geçilmiş olması da başarılı olduğumuz bir alan. Ama bunun geniş kitleler nezdinde ulaşılabilir, adilane paylaşılabilir bir ürün haline dönüşmesi için hâlâ başarılı olduğumuzu söyleyemeyeceğim” dedi.

“Koronavirüs bahsinde çok köşeli cümle kurma şansımız yoktur”

Virüs hakkında çok köşeli cümle kullanma şansımızın olmadığı söyleyen Dr. Levent Akyıldız, şunları kaydetti: “Çok kesin ve kati cümlelerle öngörüde bulunma şansımız yok. Ama bu konuda birtakım değişkenlerin altını çizmek lazım: Şu anda elimizde en etkili halk sağlığı silahı olan aşı konusunda yaşanabilecek gelişmelerin niteliği, yoğunluğu ve yaygınlığı. Etkili, güvenilir ve nitelikli bir aşıyı toplumun bütün kesimlerini dikkate alacak şekilde önceliklendirme yapıp, uygun bir şekilde ulaştırmamız halinde bu hastalığın hayatımızdan çıkma olasılığı çok daha yüksek olacaktır. Ama şu ana kadar geldiğimiz noktada çok iyimser değiliz. Dolayısıyla bugün için ülkemize yetebilecek sayıda aşının gelmesi ve aşılanmanın ciddi bir organizasyon ile yapılabilmesi halinde bile ülke nüfusu, bu nüfusun aşılanması gereken kesimi dikkate alındığında, zannediyorum ki 2021’in sonlarına kadar biz bu hastalıkla ilgili hâlâ gündemde kalmaya devam edeceğiz. Devamında ne olup olmayacağı, bu arada dalgalanmalar yaşayıp yaşamayacağımız yine bizim halk sağlığı öncelikli konuyu ele alıp almayacağımıza bağlı.”

“Koronavirüs bağışıklığı konusunda bilgimiz kısıtlı”

Koronavirüs bağışıklığı konusunda henüz bilgimizin kısıtlı olduğu gerçeği ile yüzleşmek gerektiğini de söyleyen Akyıldız, “Bizim testler yoluyla ölçemediğimiz, hücresel bağışıklık diye ifade edilen birtakım bağışıklık mekanizmaların ne denli etkin, ne denli geçerli olduğuna dair bilgilerimizin hâlâ zenginleşmesine ihtiyaç duyduğumuz açık. Dolayısıyla bizim ne hastalığı geçirdiğimiz ne de aşılanmış olmamız sadece kişisel bir düzeyde değil, toplum nezdinde de aşılanma belli bir düzeye gelmeli ki halk sağlığı bakımından işlevsel addedelim. Bu anlamıyla bu sorun ortadan kalkmaya yüz tutmadıkça önlemlerimizi maksimum düzeyde sürdürmemiz esastır” diye konuştu.

“Salgın yorgunluğu” denen halin herkesi etkilediğini vurgulyan Akyıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir yılı geçmiş bir zamandan söz edince salgın yorgunluğu diyebileceğimiz bir hal hepimiz için az ya da çok etkili oldu. Salgının hayatına teması olmayan hemen hiçbir kesim kalmadı. Dolayısıyla salgın yorgunluğuna yol açtığı mucizevi bir çözüm beklentisi, bir sihirli değnek arayışı, ‘Bir ilaç çıksın bitirsin, bir aşı gelsin bu iş çözülsün’ gibi yaklaşımların insani temelini anlamak her ne kadar mümkünse de bunun gerçekçi olmadığının altını çizmek lazım. Şu anda bahse konu aşı olduğunda da aynı işlem geçerli. Aşıyı sizin kişisel düzeyde yapmış olmanız önemli değil, halk sağlığı bakımından toplumun o kırılgan kesimlerini dikkate alacak, çoğunluğunu etkili bir biçimde aşılamış ve bunların yanıtlılığının da faz 3 çalışmasının sonuçlarını göstermiş gibi sahada önceki çalışmalarla uyarlaşmış olarak dönüşmüş olması lazım. Dolayısıyla şu anda elimizde aşı ile gelmiş bilimsel bir sonuçlardan söz edemiyoruz. Elimizde faz 2 çalışması ile ilgili ara sonuç bile sayılamayacak birtakım datalar var. Konunun aciliyetine, olayın yakıcılığına ve hayatımızdan çaldıklarına bakıldığında, bu tutumu anlayabilmek mümkün. Ama henüz aşıya ilişkin etkinlik diye ifade edilen şeyler sahada sınanmış şeyler değil. Dolayısıyla aşıda etkinlik anlamında kullanılan belki de en önemli şey aşının bir antikor oluşturmasına yol açmış olması. Oysaki sahada sınanmasından kastımız, oluşabilecek antikor yanıtlılığının, oluşacak mekanik bağışıklığın gerçekten de sahada işlevsel bir biçimde halk sağlığı önceliklerini karşılayacak şekilde bir etkinliğe dönüşüp dönüşmeyeceği. Bunu sahadaki yaygın aşı uygulamalarını takiben daha net ifade edebilme şansına sahip olabileceğiz.”

Dr. Akyıldız, vaka sayılarında azalmaların görüldüğü dönemler olsa da akabinde rehavetin de etkisiyle yeniden dalgalanmaların olduğunu belirtti. Yaşanan çaresizlik nedeniyle faz 3 çalışması olmayan bir aşı seçeneğinin gündeme geldiğini söyleyen Akyıldız, Diyarbakır’daki vaka azalmaları ile ilgili ise şunları söyledi:

“Vaka azalıyor ama tavsamayı affetmeyen bir tablo ile karşı karşıyayız”

“Diyarbakır’daki vaka sayısını sahada gözlemlediğimizde önceki haftalarla kıyasladığımızda anlamlı düzeyde bir azalma olduğunu görüyoruz. Çok temkinli olmak lazım, azalmaya biz de şahit oluyoruz ama karşılaştığımız ağır olgu sayısında henüz bir azalma olmadığının da altını çizmek lazım. Bizim için her can bir dünya demek. Dolayısıyla sayının azalmış olması mevcut sayıyı küçümseyebileceğimiz anlamına gelmiyor. Şu anda sistemdeki yanıtlayabilme ve sağlık altyapısı kapasitesinin altına düşmüş olması sevindirici ama önlemlerde en ufak bir tavsamayı maalesef biz çok daha yüksek bedellerle karşılamak zorunda kalıyoruz. Keşke biz eylülün başından bu yana TTB’nin belirlediği şekilde sosyal desteğin ihmal edilmediği bir kapanma politikasını hayata geçirebilseydik ve böylelikle kaybetmek durumunda kaldığımız can sayısını olabildiği ölçüde azaltma imkanımız olsaydı. Önümüzdeki dönem içinde vaka sayılarının azalması için bütün önlemlere titizlikle ve yaygınlıkla devam etmek gerektiği çok açık. Hiçbir tavsamayı maalesef hiç affetmeyen bir tablo ile karşı karşıyayız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus