Diyarbakır Eğitim İzleme Komisyonu: “Diyarbakır’da 200 bine yakın öğrenci EBA’ya bir saniye bile giremedi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Diyarbakır’da, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden oluşan Eğitim İzleme Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, mart-haziran aylarında Diyarbakır’da yaklaşık 200 bin öğrencinin Eğitim Bilişim Ağı’na (EBA) bir saniye bile giriş yapamadığı belirtildi. Milli Eğitim Bakanlığı’na da çağrı yapılan açıklamada, “Öğrencilerimiz, notlardan ibaret değildir. Pandemi döneminde sınıfta kalan politikalar ortadayken öğrencilere katılamadıkları dersler üzerinden not verilmesi doğru değildir. Salgın gerilediğinde okullarda yüz yüze telafi eğitimlerinin ardından öğrencilerin ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Adil olmadığını bile bile not vermek, değerlendirme değil cezalandırmadır. Bu gerçek asla unutulmamalıdır” denildi.

Koşuyolu Parkı’ndaki İnsan Hakları Anıtı önünde Diyarbakır Eğitim İzleme Komisyonu adına yapılan basın açıklamasında metni Eğitim Sen Şube Başkanı Sadrettin Kaya okudu. Kaya, Diyarbakır’da 492 bin 975 öğrencinin ve 26 bin 588 öğretmenin salgından etkilendiği, bu kitlenin toplumsal karşılığı olarak bütün bir şehri etkileyen bir sorunla karşı karşıya olduklarını belirterek, “Bu uygulamalara ısrar edilirse bir nesli kaybedeceğiz. İlimizde kayıtlı öğrenci sayısı 492 bin 975’dir. Bu yıl sekizinci sınıfı bitiren 47 bin 228 öğrenciden 4 bin 300’ü örgün eğitime kayıt yaptırmamıştır. Örgün eğitim dışında kalan çocuklarımız için kaygılarımız var. Uzaktan eğitimle beraber Diyarbakır’da EBA ya giriş yapabilen öğrenci sayısı oldukça düşüktür. Mart-Haziran aylarında Diyarbakır’da, merkez Bağlar ilçesinde 24 bin 430, Sur’da 20 bin 636, Silvan’da 15 bin 428 öğrenci olmak üzere toplam yaklaşık 200 bin öğrenci bir saniye bile EBA ya giriş yapmamıştır” dedi.

Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu tablo karşısında ilimizde Ocak 2021 tarihi itibarıyla 4 bin 500 civarında tablet dağıtıldığına göre en az 195 bin öğrencimiz EBA ya erişim sağlayamıyor. Bu öğrenciler derse giremedi diye performanslarını düşük vermek cezalandırmak değil midir? Eşitsizliği daha da derinleştirmiyor mu? Bu veriler gösteriyor ki uzaktan eğitimde öğrencilerin dersleri izlemek için gerekli teknolojik donanım (tablet, PC , akıllı telefon) ve internet altyapısı ve bağlantılardan yoksun olmaları eşitsizliklere yol açmış, anayasal bir hak olan eğitim hakkı kullanılamaz hale gelmiş. Pandemi döneminde ekonomik ve sosyal koşulları nedeniyle internete, bilgisayara ya da EBA’ya erişemeyen altı milyon öğrenci bulunmasına rağmen, bu gerçeğin yok sayılarak öğrencilere not verilmek istenmesi, var olan eşitsizlikleri ve mağduriyetleri yok saymakla kalmayacak, aksine derinleştirecektir. Kaldı ki eğitime erişim açısından dezavantajlı durumda olan öğrencilerin yaşadıkları sorunları her defasında dile getirmemize rağmen sorunların çözümü için hiçbir politika geliştirilmemiş ve bu durumdaki öğrenciler için de ciddi eşitsizliklere, haksızlıklara ve mağduriyetlere neden olunmuştur. Bu öğrencilere not verilecek olmasının akılla, pedagojiyle ve en önemlisi vicdanla bağdaşır hiçbir yanı bulunmamaktadır.”

EBA’ya, internete erişim ve teknolojik olanaklar açısından eşit fırsatlara sahip olmayan öğrenciler varken, uzaktan eğitimin puanla değerlendirilmesine ilişkin yöntemlerin objektif ve güvenilir olamayacağını söyleyen Sadrettin Kaya, “Bu yöntem öğretmenleri uzaktan eğitime erişemeyen ya da yeterince erişemeyen öğrencileri puanla değerlendirmeye zorunlu tutacağından, öğretmenlerin görevlerini gereği gibi yerine getirememesine neden olacağı gibi, görevi gereği puan vermekle hakkaniyete göre davranmak konusunda ikileme sürükleyecektir” diye konuştu.

Kaya, Milli Eğitim Bakanlığı’na da şu çağrıda bulundu: “Öğrencilerimiz, notlardan ibaret değildir. Pandemi döneminde sınıfta kalan politikalar ortadayken, öğrencilere katılamadıkları dersler üzerinden not verilmesi doğru değildir. Salgın gerilediğinde okullarda yüz yüze telafi eğitimlerinin ardından öğrencilerin ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Adil olmadığını bile bile not vermek, değerlendirme değil cezalandırmadır. Bu gerçek asla unutulmamalıdır. Diyarbakır’da, anadil sorunu eğitime erişimi ciddi olarak olumsuz etkilemektedir. Özellikle aile içinde iletişimde kullanılmayan dilde uzaktan eğitim alınması ev yaşamında  eğitimi daha imkansız hale getirmiştir. Mevsimlik tarım işçiliğinde çalışan ailelerin fazla olması yine eğitime erişimi olumsuz etkilemiştir. Kalabalık ailelerde telefonun aynı zamanda iletişim aracı olması  yoksul kesimlerde sorunu daha da derinleştiriyor. Salgının getirdiği işsizlik, ekonomik sıkıntılar sonucunda ortaya çıkan aile içi sorunlara öğrenciler şahit olduklarından psikolojik olarak olumsuz etkileniyorlar. Bütün bu sorunlardan dolayı ciddi oranda öğrenci sayısı okuldan uzaklaşmış, başka işler yapmaya çalışıyor. Gerekli tedbir alınmazsa bir nesli kaybetmekle yüz yüzeyiz.”

Kaya konuşmasının sonunda, Eğitim İzleme Komisyonu olarak, bütün eğitim ve bilim emekçilerinin ve velilerin sağlığının güvence altına alınması, öğrencilerin ve bütün eğitim ve bilim emekçilerinin risk taşımayan ortamlarda eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürmelerini istediklerini belirterek, “Yaşanan krizden kaynaklı hak gasplarının durdurulması, emekçilere yaşamlarını sürdürebilecekleri bir ücret verilmesi, eğitime dönük tüm ihtiyaçların ücretsiz olması için ortak mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyoruz” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus